⇢10⇠

158 24 64
                                        

Hongjoong ders çıkışında telefonunu kontrol ettiğinde gelmiş olan konumla gülümseyerek yola koyuldu. Bir saat kadar sonra konuma vardığında evin kapısı ile bakışmaya başladı.

"Sakin ol Hongjoong. O hasta ve sen ona bakmaya geldin. Sakin ol."

Birkaç kere nefes alıp verdikten sonra hemen kapıyı çalıp beklemeye başladı. Saniyeler içinde kapı açıldığında yarı çıplak Seonghwa ile göz göze geldiği gibi eliyle gözlerini kapattı.

"Ya! Üzerine bir şey giyinsene! Neden böyle açıyorsun kapıyı!?"

"Kusura bakma heyecandan kalktığım gibi geldim. Ben gideyim sen içeriye geç."

Hongjoong adım sesleri duyduğunda elini indirerek açık kapıdan girip kapıyı kapattı. Salon olduğunu tahmin ettiği yere doğru yürüdü. Evdeki atmosfer o kadar hoşuna gitmişti ki, uzunca bir süre burada kalabileceğini düşünmüştü.

"Tekrardan kusura bakma Hongjoong."

Hongjoong bakışlarını sesin geldiği tarafa çevirdiğinde birkaç saniye Seonghwa'yı süzdü. Yüzü çok solgun görünüyordu.

"Sorun değil. Sen ne zamandır böylesin?"

Hongjoong eliyle Seonghwa'yı işaret ettiğinde Seonghwa dediği şeyi anlamayarak kaşlarını çattı.

"Ne?"

"Belli bayadır böylesin."

Hongjoong eşyalrını koltuğun üzerine bırakıp Seonghwa'ya yaklaşarak elini alnına koydu. Seonghwa bedenine temas eden el ile gözlerini yumarak onu hissetti. 

"Ateşin yok ama cidden çok yorgun gözüküyorsun."

 Hongjoong elini çektiğinde Seonghwa da gözlerini açıp ona bakmıştı. O kadar güzeldi ki...

"Yemek yedin mi?"

"Yemek yapmasını bilmiyorum."

"Yani bu hayır demek."

"Hayır, hayır. Ramen yemiştim bir saat önce."

"O yemek sayılmaz."

Hongjoong adımlarını eve girdiğinde gördüğü mutfağa yönlendirirken Seonghwa da onu takip etmişti. Hongjoong arkasından gelen bedeni kollarından tutup sandalyeye oturttu.

"Burada otur ve sorduklarımın yerini söyle olur mu?"

Seonghwa başını sallayarak onayladıktan sonra ışık hızında olmuştu her şey. Hongjoong bulduğu malzemelerle lezzetli yemekler yapmış ve Seonghwa'nın önüne koymuştu.

"Bunların hepsi bitecek."

Seonghwa şaşkınlıkla önündeki yemeklere bir de Hongjoong'a baktığında, Hongjoong tatlı göründüğünü düşünerek gülümsemişti.

"Ben hepsini yiyemem Hongjoong."

"Bal gibide yersin. Hele bir tatlarına bak, bir daha yapmam için yalvaracaksın."

Hongjoong gülerek söylediğinde Seonghwa yemeklerden yemeğe başlamıştı. uzun bir süre değil yarım saat içinde bütün kaplar boşalmıştı.

"Huh. şiştim vallaha."

Hongjoong gördükleri karşısında sırıtırken Seonghwa olanları daha yeni idrak ediyordu.

"Oha! ben hepsini nasıl yedim?"

Hongjoong kahkaha atarken Seonghwa ise hala boşalmış kapları sorguluyordu.

"Fazla düşünme. Şimdi gidip uyu. Buraları toparlayıp giderim ben."

Seonghwa bakışlarını şaşkınlıkla Hongjoong'a çevirdiğinde başşını iki yana salladı.

"Olmaz, gitme."

"Neden?"

Seonghwa gelen soruyla bir bahane düşündü. Bulamayınca gerçekleri itiraf etmek için güzel bir zaman olduğunu fark ederek konuştu.

"Seninle konuşmak istediğim bir şey var."

...

"Evet. Nedir konuşmak istediğin şey?"

Hongjoong merakla Seonghwa'ya bakarken, Seonghwa endişeyle dudaklarını ısırıp, bakışlarını kaçırıyordu. 

"Hongjoong. Nasıl söylesem bilmiyorum. Belki de inanmayacaksın bana."

Seonghwa sonunda derin bir nefes alarak konuşmaya başladığında, Hongjoong merakla dinlemeye başladı.

"Bırak onu ben düşüneyim Seonghwa. Sorun nedir?"

Seonghwa aldığı cevapla derince yutkunurken, Hongjoong'un kalbi hızla atmaya başlamıştı. Beklediği teklif geliyor olamazdı değil mi?

"Hongjoong bak nasıl oldu ne ara oldu inan ki bilmiyorum ama zaten bunu fark ettiğimden beri ilk defa karşılaşıyoruz ve ben şuan kendimi çok iyi hissediyorum. Bu senin sayende."

Seonghwa birkaç saniye duraksadıktan sonra Hongjoong'a yaklaşıp ellerini tuttu ve gözlerine bakarak konuşmasına devam etti.

"İlk başlar takılıyordum sana ama sonradan fark ettim ki hiç birisi boş değilmiş Hongjoong."

Derin bir nefes ve son söz.

"Senden hoşlanıyorum Hongjoong."

...

Umarım beğenirsiniz.💕

31.08.22

Kimin Eli Kimin Cebinde ⇢Seongjoong⇠Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin