3'

15.2K 1.6K 716
                                    

Kitabımda başka kurguların isimlerini görmek istemiyorum, görürsem de direkt engeli basarım, haberiniz olsun.

İyi okumalar 💛

°°°

Elimdeki kitapları göğsüme bastırarak hızlı adımlarla merdivenlerden inerken ağzımdaki karpuzlu şekeri dişlerim arasına kıstırdım ve apartmanın kapısını açarak kendimi dışarı attım. Hava kararmıştı, saat on ikiye geliyordu ve ben Hoseok itinin evinde neden bu kadar oyalandığımı bilmiyordum. Sözde ders çalışıp proje ödevlerimizi tamamlayacaktık fakat bilgisayar oyunu oynayıp dizi izlemek haricinde hiçbir halt yapmamıştık.

İçimden kendime tonlarca küfür saydırırken, "Şişt," diye bir ses duymamla kafamı Hoseok'un oturduğu daireye çevirdim. Puşt herif, tam da ondan beklenildiği üzere camın kenarında oturuyorken ağzında şişirip şişirip patlattığı sakızıyla gevşekçe sırıtıyor, kendince benimle eğleniyordu. "Güzellik, nereye böyle?"

"Ne var lan?" Etraftakilerin rahatsız olmaması adına kısık tutmaya çalıştığım sesimle söylediğimde elleri arasında tuttuğu orta kalınlıktaki kağıt destesini bana doğru fırlattı. "Komodinin üstünde unutmuşsun." Kafamı teğet geçip yere düşen şeye baktığımda bunun fazla miktarda para olduğunu gördüm.

"Şerefsiz misin oğlum? Bir duyan olacak şimdi."

Gülerek yerdeki parayı alırken Hoseok'un sözlerini bir duyan var mı diye etrafı kolaçan etme ihtiyacı hissettim. Görünürde kimsenin olmaması gerilmemem için yeterli bir sebep değildi zira Hoseok'un oturduğu mahalle fazla muhafazakar sayılabilecek bir yerdi ve insanlar, en ufak şaka da dahi sanki dünyanın en büyük günahını işlemişiz gibi bakıyor, kendi aralarında fısıldaşarak bizi ayıplıyorlardı. Aslına bakarsanız insanların hakkımda ne düşündüğünü yahut ne konuştuğunu pek de umursayan biri değildim fakat ne yazık ki babam benim gibi değildi. Kulağına giden en ufak sözümde hayatı bana dar ediyor, yediğimi içtiğimi burnumdan getiriyordu.

"Kasma bu kadar, uyumuştur herkes."

Omzunu silkerek söylediğinde kafamı sallayarak elimdeki parayı gösterdim. "Bu para ne için?"

"İşini iyi yaptın çünkü-" Kaşlarımı çatarak tersçe yüzüne baktığımda yarım ağız güldü. "Tamam ya, ne korkak çıktın sen de." Sinirle oflayarak bacaklarımı sallamaya başladığımda Hoseok eline ne ara aldığını anlayamadığım cips paketini seslice açmış ve ağzını şapırdatarak yemeye başlamıştı. Kulağıma gelen seslerle yüzümü buruşturdum. Cidden, gecenin bu saatinde insanları deli etmeye bayılıyordu. "Uzatma da söyle Hoseok, eve geç kaldım. Babamla takışmak istemiyorum yine."

Yeni boyattığı sarı saçları ay ışığında parlarken daha fazla uzatmak istemezcesine usul usul kafasını salladı. "Geceleri buralar tekin olmuyor, biliyorsun. Taksi ile gidersin diye verdim." Ağzındaki lokmayı bitirdikten sonra devam etti. "Şimdi senin baban olacak şerefsiz tüm paranı almıştır."

Söylediklerinin doğruluğuyla omuzlarım düşerken, "Gerek yok," diye fısıldadım kısıkça. Hoseok'un eviyle bizim ev arasında fazla mesafe yoktu ancak yine de buna rağmen beni düşünmesi mutlu etmişti. "On dakikalık yol, yürüyerek giderim." Ardından sinsice gülümseyerek parayı cebime sokuşturdum. "Neyse bu parayla da sigara alırım artık, teşekkürler tatlım."

"Lan taksiye binmeyeceksen ver o zaman paramı!"

İsteğini umursamayarak gelişi güzel elimi salladım ve arkamı dönerek yürümeye başladım. Hoseok ise hâlâ peşimden 'paramı ver' diye bağırıyordu fakat umurumda değildi. Verilen mal geri alınmazdı bir kere, bunu bilmesi gerekiyordu! Elimi cebime sokarak parayı avuç içime hapsettiğimde bir süre bu parayla ne yapmam gerektiğini düşündüm. Hoseok'a sigara alacağım demiştim ancak şu anlık sigaradan daha önemli ihtiyaçlarım vardı, karnımı doyurmak gibi. Evet, eve giderken birkaç paket ramen ve sabah kahvaltısı için süt almak benim için daha iyi olabilirdi.

Cafuné | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin