7'

13K 1.6K 735
                                    

İyi okumalar 💛

°°°

Başım dönüyordu.

Gecenin başından itibaren içtiğim viskilerden ötürü başım öyle çok dönüyordu ki ayakta durmakta dahi zorlanıyor, zeminin ayağımın altından kaymaması için öpüşen çiftlerin bulunduğu duvara son gücümle tutunuyordum. Pekâlâ, buraya gelme fikrini Yoongi ortaya ilk attığında aklımda bu kadar çok içmek veyahut da ayaklarım ağrıyana kadar dans etmek yoktu ancak Valente ile olan son konuşmalarım beni buna zorlamıştı.

Onu anlamıyordum. Bazen benimle ilgili olan şeyleri umursamıyor, sıradan biriymişim gibi geçiştiriyordu fakat bazen de sanki onun kölesiymişim ve her dediğini eksiksiz yapmak zorundaymışım gibi itici, yer yer ise kendinden soğutan cümleler kuruyordu. Hareketleri tutarsızdı ve ben bundan artık sıkılmaya başlamıştım. 'İçmeye gitmek için benden izin aldın mı?' Demişti mesela bugün. Neden ondan izin almak zorundaydım ki? O benim sadece sevgilimdi, sahibim değil. Ne dediğine ve ne konuştuğuna dikkat etmesi gerekiyordu.

Yine de tüm bunları yüz yüze görüşmemiş olmamıza bağlıyordum. Her ne kadar telefondan konuşsak da sadece iki aydır birlikteydik, birbirimizi yeterince tanımıyorduk ve benim neleri sevip neleri sevmediğimi henüz bilmiyordu. Aynı şekilde ben de onun huylarını tam olarak bilmediğimden bu konuyu fazla üstelemeyecek, zamanı geldiğinde konuşacaktım.

Hatta bu akşam bile konuşabilirdim, sonuçta buraya geliyordu! Cidden, o mesajları atarken gelmeyi kabul edeceğini hiç mi hiç düşünmemiştim ancak geliyordu işte, sonunda onu görebilecektim! Üstelik saçlarını siyaha boyaması beni heyecandan deliye çevirmişti, ellerimle tutamlarını karıştırmak için kıvranıyordum!

Elimdeki viskiden bir yudum daha alarak dans pistinde eğlenen Yoongi ve Hoseok ikilisine baktım. Benden daha kötü durumdalardı ve benim aksime etraftakileri görebildiklerini dahi düşünmüyordum. Öyle ki bu kadar çok içmeye gecenin sonunda kendilerini aynı yatakta bulmaları dahi olasıydı.

Bulanan midemle yüzümü buruşturarak bu sefer uyuşukça Seokjin'i aradığımda onun da bar taburelerinin önünde durarak sarışın bir kızla flörtleştiğini gördüm. Tamam, herkesin keyfi yerindeydi anlaşılan; yalnız takılan sadece bendim ancak Valente sayesinde bu yalnızlığımın uzun sürmeyeceğini de biliyordum.

"Birlikte dans etmek ister misin?"

Kulağıma fısıldanan cümleyle sağıma döndüğümde orta yaşlı kumral bir adamın itici sayılabilecek bir sırıtmayla bedenime baktığını gördüm. Yüzüm anında düşerken, "Kalsın." Demiş ve viskimden bir yudum daha almıştım. Yavşak adamlar, sarhoş birini görünce hemen ondan yararlanmaya çalışıyorlardı.

"Hadi ama," ısrarla elini kolumda gezdirmeye başladığında zaten bulanan midemin iyice çığırından çıktığı hissettim. "Çok yalnız görüyorsun."

"İkile amca." Gözlerimi devirerek onu sinir etmek için gevşekçe konuştum. "Ben sana gelmem."

Adam bön bön yüzüme bakmaya başladığında bu sefer yan ağız gülerek yanağından sert bir makas almış, ensesine yanlış anlamayacağı türden yavaşça bir tokat atmıştım. "Güzelliğime dayanamayıp kalp krizi falan geçirirsin sonra, hiç uğraşamam."

"Beni tanımıyorsun-"

"Sen de beni tanımıyorsun." Gözlerim barın kapısına kaydığında içeri girip etrafı süzen esmer bedenle heyecanla gülümsedim. "Bak, sevgilim geldi." Yanımdaki adamın giderek gerilediğini hissettiğimde oyuncu bir havayla dudaklarımı büzüştürdüm ve işaret parmağımla -muhtemelen barın içinde beni arayan- siyah saçlı afeti gösterdim. "Benimle değil ama onunla tanışabilirsin."

Cafuné | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin