1.9

7.1K 464 61
                                    





Mete fevri biri değildi. Yapacağı eylemleri önceden düşünüp tartan 28 yaşında yetişkin bir adamdı. Bu yüzden şimdi de yapacaklarını sonuçlarıyla birlikte düşünüp bir çözüme ulaşmaya çalışıyordu. Elinde bir bardak içkisi olsa belki daha kolay olurdu ama söz verdiği biri yüzünden aylardır ağzına içki sürmüyordu. Zaten her şey de o biri yüzündendi.

"Seni bildiğin tehdit etmiş. Sen de eyvallah deyip kenara mı çekiliyorsun?"

Kardeşinin asabi sesine gülmeden edemedi . O belki yetişkin bir adamdı ama kardeşi Öztürk, daha yeni yirmilerine girmiş yeni yetme bir çocuktu.

"Aynen öyle yaptım Öztürk."

"Mete abi, o itin bana zarar vereceğinden korkuyorsan korkma sakın."

"Ondan korkan mı var? Sebep o değil."

Mete yatağına uzandı. Sağ ayağındaki ayakkabıyı sol ayağıyla çıkarırken bir yandan da kardeşini dinliyordu.

"Ne o zaman?"

"Sebep şu ki kardeşim, o domuz kuyruğu Fatih sanırım haklı. Temurhan'ın hayatı şu an 15 gün öncesinden çok daha iyi. Babasıyla ilişkileri iyi, okuldaki dersleri tekrar alacak büyük ihtimal notları da yükselir. Okuldan mezun olur, bir iş bulur. Ondan sonrası da Allah'a emanet yaşar gider."

"Oo, Mete beye bak sen. Tanımasak inanacağız söylediklerine."

"Mete bey sokmasın dilini." diye azarladı hemen gevşek gevşek konuşan kardeşini. Her ne kadar öyle gözükmese de Mete disiplinli biriydi. Öztürk onun sözünden asla çıkmazdı. Saygı duyardı abisine.

"Abi sen de kendinin bile inanmadığı yalanları söyleme o zaman." diye çıkıştı Öztürk.

"Yalancı da olduk." dedi sakallarını kaşırken. Spordan yeni dönmüştü ve banyoya girmesi lazımdı ama kardeşi onu bir türlü rahat bırakmıyordu. Karşıdaki heyecanlı ses bir an için sustuğunda Mete bir şeyler olduğunu anladı. Arkadan gelen konuşmaları anlamaya çalışsa da anlayamamıştı. Anladığı tek şey damacanaydı. "Alo?"

"Abi bir dakika bekle." Telefon kapanmamıştı ama Mete kardeşinin telefonu bırakıp uzaklaştığını anlamıştı.

"Belayı çekiyor bu çocuk." deyip telefonu hoparlöre aldı ve yataktan kalktı. Zaten terli terli yattığı için hiç rahat değildi. Üzerindeki hırkanın fermuarını açtı. Yavaşça burnuna götürüp kokladığında yüzü istemsizce buruştu. Ceketi çıkarıp kirlilerine oraya attı. O sırada telefondan Öztürk'ün sesi gelmişti.

"Abi." dedi nefes nefese. Mete anında telefonu eline aldı.

"Ne oluyor Öztürk?!" İstemsizce bağırmıştı ama kalbi korkudan atağa kalkarken bu normaldi.

"Celallenme hemen ama çok komik bir şey olmuş. Tabi bana göre komik sen delirebilirsin." Öztürk gülmeye başladığı için korkmanın hiçbir anlamı olmadığını anlamıştı. "Bu damacana Mehmet ne yapmış biliyor musun?"

"Of Öztürk, şu salaklarla uğraşma demedim mi ben sana?"

"Abi dur bir dur. Bu Mehmet var ya senin şu Fatih düdüğünü dövmüş gelmiş." Öztürk yine kocaman bir kahkaha attığında Mete telefonu hoparlörden çıkardı. Tüm apartman kardeşi yüzünden uyanacaktı.

"Fatih'i niye dövmüş lan?!" Geç anladığı cümleyle bu sefer de Mete bağırdığında apartman sakinleri bu gece rahat uyuyamayacaktı.

"Tamamen tesadüf." Mete hiç mi hiç inanmamıştı.

"Ben o tesadüfü sizin bir yerinize monte etmeden anlat."

"Mehmet sizi daha önce Temur'la görmüş ya biraz önce de Fatih'le Temur'u görmüş. Fatih, Temur'a sarılıyor muymuş neymiş Mehmet çok sinirlenmiş. Ona neyse mal ya. Neyse sonra Fatih'in Temur'a yavşadığını düşünmüş yapıştırmış bir tane nasıl Mete'nin sevgilisine yavşar diye."

Mete bir müddet hiçbir şey anlamadı. Kardeşi dalga geçiyor olmalıydı çünkü böyle boktan bir olay olamazdı. Hem Fatih kimdi ki Temur'a sarılıyordu. Sarılamazdı.

"Ama merak etme. Bu damacana söylememiş seni tanıdığını. Enişteciğim arkadaşının senin yüzünden tokat yediğini bilmiyor yani." Öztürk bir kahkaha atıp tekrar konuştu. "Abi bir de Osmanlı tokadı yapıştırmış çocuğa."

"Sırf seni de o Mehmet dangalağını da dövmek için oraya gelmemi istemiyorsan sus Öztürk." Kardeşi anında sustu. "O telefonun sesini dışarıya ver." Telefondan tıkırtı sesi geldiğinde devam etti. "Mehmet sen amcamın yanında mafyacılık oynamaya alışmış olabilirsin ama benim sevdiklerimden uzak dur. Sana mı kaldı lan benim sevgilimin yanındaki adamı dövmek! Dağdan mı indiniz siz?!"

"Mete kusura bakma. Geçen günkü hatamı telafi etmek istedim." Mehmet'in mahcup sesi Mete'nin sinirini iyice bozmuştu.

"Hatanı da telafini de sana sokmamı istemiyorsan sus Mehmet."

"Abi niye kızdın ki bu kadar?"

"Ben sana amcamın yanındakilerden uzak dur demedim mi Öztürk?"

"Abi ben uzak duruyorum zaten. Mehmet'i de yolda gördüm. O zaman anlattı bana." Öztürk'ün telefonu tekrar eline aldığını belli eden sesten sonra kardeşi tekrar konuştu. "Hem aklımda bir plan var abi."

"Nasıl dahiyane bir şey gelecek acaba?"

"Fatih'ten Mehmet sayesinde kurtulma planı." Mete onun dediğini ciddiye bile almadı. "Fatih'i Mehmet'e motifleteceğim abi." Mete kardeşinin bazen söylediklerinden hiçbir şey anlamıyordu. Öztürk sokak terminolojisini ondan daha iyi biliyordu. Motifletmek de neydi?

"Öztürk başımı siktin attın abicim. Ne yaparsan yap ama Temur'a dokunmasın. Okey?"

Öztürk bazen ele avuca sığmıyordu. Bu yüzden Mete onu kendi kendine bırakıyordu.

"Okey okey. Sen Temur'u arayacak mısın peki?"

"Açmaz benim telefonumu."

"Nereden biliyorsun? O açmadıkları ilk zamanlarda değil miydi? Biraz önce söylediklerini yapmayacaksın değil mi? Temur'un sensiz mutlu mesut yaşayacağını söylediğin şeyleri." Yapmayacaktı tabii ki de. Mete sadece kendisini ikna etmeye çalışıyordu ama Temurhan'ı asla bırakamazdı. "Fatih, Temur'un babasına bir sik söyleyemez o konuda kardeşine güven."

Hiç güven vermemişti ama bunu Öztürk'e söylemedi. Hayatım daha ne kadar bok yolunda gidebilir dedi ve telefonu kapatıp rehberden sevgilim yazısını bulup üzerine dokundu. Bu sefer açsa iyi olurdu.









Fatih o damacana sana... neyse
Fatih'i mahvedeceğiz


Hikaye nasıl gidiyor sizce?

-T

Zaman Aşımı ✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin