3.5

6.4K 445 65
                                    


Geçmiş


Her erkeğin ilk aşkı arabasıdır, yalanının en güzel örneklerinden biri Mete'nin külüstür 89 model 200E'siydi. Araba her konuda onu kudurtabilen özelliklere sahipti. Mesela daha geçen hafta çalınan teyp yüzünden Mete, o boşluğu her gördüğünde deliriyordu. Kardeşi Öztürk arabayı kullandıktan sonra kilitlemediği için çalınmıştı. Mete o an sadece deri döşemeleri çalınmadığı için mutluydu. Araba ona optimistliği de öğretmişti.

"İrem bu sizin evi hiç uğraşmayıp dağın tepesine kondursaydınız ya. Elli saattir yokuş çıka çıka bir hal oldum."

Hoparlördeki telefonuna konuşuyordu bir yandan da sağa sola bakınıyordu ama hala kızın apartmanın olduğu sokağa ulaşamamıştı.

"Yürüyerek mi çıkıyorsun sanki davar?"

Bu kızın ağzının ayarı yoktu.

"Yürüyerek çıksam bu kadar zorlanmam. Araba çekmiyor kızım."

"Ne yapabilirim Mete? Biz de öyle kızı ayağımıza getirtmek olmaz diye artistlenen sendin." Doğru söylüyordu. Mete tam olarak öyle söylemişti ama evin böyle bir yerde olduğunu bilmiyordu. "Hem görüyorum seni şu an. Bok rengi arabanla gelen sensin de mi?"

Mete on metre önündeki apartmanın bahçesinde ona el sallayan kızı görünce rahatladı. Daha fazla yokuş çıkacak hali kalmamıştı. Arabayı apartmanın önüne park edip aşağı indi.

"Ayaklarım, bacaklarım." Mete bacakları açılsın diye bir sağa bir sola yürürken İrem onu izliyordu.

"Ne nazlandın be kocaman adam?"

Mete yürümeyi kesip karşısında göz deviren kıza baktı.

"Araba bayırda bayıldı. Otuzla çıktım." dedi hayıflanmaya devam ederek. İrem kollarını göğsünde birleştirmiş onu dinliyordu.

"Bayılmamıştır o, ölmüştür." Mete arkasından gelen sesle oraya baktı. Gördüğü bedenle dişlerini sıktı. Onu unutmamıştı. Emniyet müdürünün oğlu, İrem'in kuzeni, Polat Alemdar'ın repliğini ezbere bilen kumral çocuk. "89 model araba mı olur? Bırak da emekli olsun araba."

"EYT çıkmadı kardeşim, yola devam yani."

Temurhan karşısındaki koyu kahverengi saçlı çocuğa gülmeden edemedi. O gün kampüsün kafesinde onu sinir edip durmuştu ama İrem sürekli Mete'den bahsedip durduğu için çocuğu unutamamıştı da. Şimdi evlerinin önünde İrem'i almaya geldiğini anlamak zor değildi. Temurhan o sıra marketten döndüğü için ellerinde poşetler vardı.

"Yazık olmuş."

"Bana de mi?" dedi Mete çocuğa gülerek. Temur alay eder gibi başını salladı.

"Ay!" İrem'in sesiyle iki genç de ona döndü. Esmer kız küçük çantasını karıştırıp bir şey arıyordu. "Ben anahtarımı almayı unutmuşum. Kardeşim evden çıkmadan alıp geleyim. Temur sen beklersin Mete'yle." İrem onların cevabını beklemeden apartmanın girişine yöneldiğinde ikisi de kızın arkasından bakakaldı. Mete bakışlarını yavaşça yanındaki çocuğa çevirdiğinde elindeki poşetleri yeni fark etmişti.

"Ağır galiba." dedi poşetin içinden belli olan şişeleri gözüyle işaret edip.

"Yok değil."

"Koysana yere." dedi Mete onu takmayarak. Zaten çok garip bir ambiyans vardı. Hiç tanımadığı bir herifle hiç bilmediği bir sokakta mal gibi dikiliyordu.

"Gerek yok. Gelir şimdi."

"Koy bence."

"Koyacağım şimdi sana." Temur mırıldansa da Mete onu duymuştu.

"Hop aslanım, sen kime koyuyorsun?"

Mete'nin sorusunu duyar duymaz Temurhan'ın gözleri ateşlendi. Mete bu çocuğu sinirlendirmek çok kolay diye düşündü.

"Bana bak keko. Beni sinirlendirme." Kumral çocuk elindeki poşetleri yere bırakıp Mete'nin tam karşısına geçti. Mete hala arabaya yaslanmış vaziyette olduğundan Temur ona tepeden bakıyordu. Arabayla temasını kesip doğrulduğunda yukarıdan bakma sırası bu sefer Mete'ye geçmişti.

"Sinirlenirsen ne olur cimcime?"

Temur daha fazla sinirlenmesi sanki mümkünmüş gibi burnundan solumaya başladı. Mete o sırada onun suratını yakından inceliyordu. Aşırı simetrik bir yüzü vardı. Hatta hayatında gördüğü en simetrik yüz olabilirdi. Gözleri biraz çekikti. Bu yüzden eski Türkleri andırıyordu.

"Sen ne kadar laubali bir adamsın?"

Mete daha fazla onun yüzünü incelemek istemediği için yere baktı. Temur'un yere attığı poşetten fırlayan avokadoyu ve birkaç temizlik malzemesini gördüğü için eğilip onları toparlamaya başladı. Temur onun izlerken avokadoyu eline alıp diğerlerini poşete geri koydu. Tekrar ayağa kalkıp Temur'a baktığında çocuk onu ne yapıyor bu mal dercesine izliyordu. Poşeti ona uzatıp almasını sağladı.

"Bence temizlik ürünleriyle gıdaları aynı poşete koyma." Elindeki avokadoyu da çocuğa uzattığında Temur onu da diğer eline aldı. O sırada İrem geldiğinde Mete çocuğu izlemeyi bıraktı.

"Hadi gidelim."

İkisi de arabaya bindiğinde Temur apartman girişinde elinde avokadoyla onları izliyordu. Mete arabayı birinci vitese takıp ayağını frenden çektiğinde araba geriye kayıp çöp kutusuna çarptığında da Temur hala onları izliyordu. Mete rezil olmuşluğun verdiği utançla arabayı bu sefer düzgünce çalıştırıp hiç durmadan ilerlemeye başladı.





Teyip diye yazılmıyormuş doğrusu teypmiş 😳

-T

Zaman Aşımı ✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin