Kim bu çocuk

3.1K 336 115
                                    

Merhabalar merhabalar Efendim, yine yeni bir bölüm. Hikayenin arasında kopukluk olmaması için hemen atmak istedim umarım sizi tatmin eder

Öptüm çehrenizden

LÜTFEN MEDYA İLE BERABER OKUYUN!!!

Günün doğumu bir kum saatinden hunharca akıp gidiyor, kralın esmer göz kapakları güneşin neşeli ışıltılarına kayıtsız kalır şekilde açılıyordu. Bir çok sorumluluk, bir çok hakikat ve hırpalanmış bir ruh.

Berrak huzur toprak üzerinde yüzüyor, hayat kendini ağaçlardan soluyordu. Kral koyu kahve atı üzerinde koruduğu sakinlikle ağaçların bahşettiği havayı içine buyur ediyor, zihninin dinlenmesi için sabır gösteriyordu.

Atı üzerinde; güneşin kucakladığı orman içerisinde, zihninin bulanıklığının esiri olmuş durumdaydı. Nereye gittiğinin ne düşündüğünün farkındalığını kaybeden kral kendine, gözlerine saldırganca yansıyan güneş ışınları ile gelebilmişti.

Gözlerinin açılışı ile karşısında gördüğü manzara çok başka, çok hayal, zaman, rüya ötesiydi. Buraya ne zaman ve nasıl geldiğini bilmeden etrafı inceliyordu.

Çağlayan bir şelale ve yatağında berrak saf su bu sudan da öte bir alemdi. Kral Atından inmiş, atı bir ağaca bağlamıştı.

Şelale yatağına yaklaştığı sırada sudan çıkan beden görüş açısına girmiş aralarındaki mesafeden sebep kralı fark etmeyen genci izliyordu su yakınlarına her bir ilerleyişinde bu genç adam hakkında daha çok ayrıntı fark ediyor yüreğinde bir yangının küçük bir tohuma ev sahipliği yaptığını hissediyordu. Tıpkı bir ceylanı andıran beden her yaklaşmasında tavşanlara daha çok benziyor kralı büyüsü altına alıyordu.

Kral adeta mızrak gibi yere sabitlenmiş, nutku tutulmuştu. Ses ve zaman algısı tamamen yok olup ağzından çıkarabileceği tek bir kelimesi yoktu. "Kim bu çocuk?" diyebildi sadece.

Kral olduğu yere iyice sinerken yere çöktüğünü ve elleri ile yerden güç aldığını fark etmeden sadece karşıya bakıyordu. Anın büyüsü onu öyle bir esir almıştı ki nefes alacak durumda değildi.

Karşısında tüm çıplaklığıyla duran teni sütten farksız, saçlarının dalgası şelaleden akan sudan bin kat daha güzel, güneş ışığını kıskandıracak derecede güzel olan bu çocuk kimdi?

Gözleri çocuğun ince beline kaydı oradan sırt çizgisine, sırat gibi kıvrımlı beline. Çocuğun ürkek tavırları onu bozguna uğratıyor, bu çocuk hakikaten ceylandan farksızdı hassas narin bir o kadar da güçlü duruyordu.

Çocuğun onun tarafına dönmesi ile nereye saklanacağını bilemeyen kral yerde ezdiği daldan sebep çocuğun dikkatini çektiğini düşünerek içinden küfürler etmeye başladı.

Çocuğun onu görmemesi lazımdı, zaten görse bile ne diyecekti. Geri geri adımlayıp şelaleden çıkmakta olan gence son bir kez bakıp kıyafetlerini giyerken onu göremeyeceğini düşündü atını bağladığı ağaçtan seri hareketlerle atını alıp bindi ve ormanın içine sürmeye başladı. Atını giderek daha hızlı sürüyor az önce ne yaşadığını sorgulamadan edemiyordu.

Atın yularını harekete geçirirken içinde de bir şeyleri harekete geçirdiğini hesaba katamayan kral belki de ilk defa bir çocuğa karşı yenileceğini bilmiyordu.

Aklını toplamak için yanağına yavaşça iki kez vurdu. "Hadi Taehyung neyin var senin böyle?"

Atını askerlerinin yanına süren Kral Kont'a seslendi. "Konuşmadı mı hâlâ bunlar?"

Kont başını iki yana olumsuzca sallarken konuştu "hayır efendim, ne yaptıysak konuşmadılar, eskiden güvendiğimiz askerlerden oldukları için tekrar bir şans vermek istedik ve çok hırpalamadık"

Kral dilini yanağına bastırıp öfkesini sindirmeye çalışıyordu. Aklını toplamakta zorluk çeken Kral bir yandan da kısık gözler ile adamlara bakıyordu. Derin bir nefes alıp konuştu.

"O halde ben onları konuşturmasını bilirim, eğer canlarını seviyorlarsa konuşurlar."

Kral üzerinde bulunan pelerini ve keten krem rengi gömleğinin kol düğmelerini açtı bileğinden yukarıya kıvırmaya başladı tutması için Kont'a pelerini uzattı. "Biraz konuşalım bakalım, neymiş dertleri."

İlk günden gerçekten iyi bir etkileşim aldım, yorumlarınız benim için önemli teşvik edici ghazljzjwlsmsbw bir sonraki bölümde buluşalım

İMPARATOR Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin