6.0

7.7K 524 138
                                    

Konsere giderken şarkı dinlenmez, diye yazılı bir kural olmalıydı. Mete böyle düşünüyordu. Yaklaşık yarım saat önce işten gelmiş ve üzerini değiştirdiği gibi Temurhan onu dışarıya çıkarmıştı. Konsere gidiyorlardı ama Mete hala kimin konseri olduğunu bile bilmiyordu. Temurhan'la üç gündür evde takılıyorlardı. Mete'ye kalsalar üç gün daha evde vakit geçirebilirlerdi ama sevgilisinin canının sıkıldığını biliyordu. Çünkü Mete işe gidince kumralı evde yalnız kalıyordu. Arada okula gidiyordu ama o zamanlar da kısıtlıydı. Bu yüzden o ne derse kabul etmişti.

"Öztürk, şu müziğin sesini kıs."

Bu cümleyi, onları Mehmet'in evinin önünden aldıklarından beri en az beş defa söylemişti ama arka koltukta oturan kardeşinin onu bir yerlerine taktığı söylenemezdi. Nasıl bir aptallık yapmışlardı da Öztürk'ün telefonunu arabaya bağlamasına izin vermişlerdi? Kardeşinin müzik zevki kulak kanatırdı.

'Kırık kafa, kırık, baba, rent a car
Gündüz uyur, geceleri fink atar
Manita buldum her yeri bembeyaz'

Öztürk yanında oturan Mehmet'in yanağını sıktığında Mehmet tepkisiz bir şekilde oturmaya devam ediyordu. Halbuki arabanın içindeki dört kişiden en zor durumda olan oydu. Temurhan arabayı sürdüğü için ona bulaşamıyordu, abisi de bulaşabileceği biri değildi yoksa bir güzel dayağını yerdi. Bu yüzden geriye sadece sarışın çocuk kalmıştı. Mete, kardeşinin amcasının etrafındaki adamlardan biriyle takılmasını istemiyordu ama Mehmet onlara çok yardım etmişti. Kötü biri değildi. Öztürk'e de katlanabiliyordu. Bu yüzden Mete onlara bir şey demiyordu.

"Eline koluna hakim ol." Öztürk onu dinlemeyip salak şarkıyı söylemeye devam etti. Temurhan kırmızı ışıkta durdu ve aynadan arkadakilere baktı. Arabaya bindiklerinden beri didişip duruyorlardı.

"Bari ışıkta kapat şu şarkıyı. Rezil oluyoruz." Temurhan şarkıyı kapatmak için teype uzandı ama Öztürk hemen onun kolunu tutmuştu.

"Enişte piyasa yapıyoruz şurada ya."

"Ne piyasası lan?" Mete sevgilisinin kolunu kardeşinden kurtarıp şarkının sesini tamamen kıstı. "Oh be! Dünya varmış."

Öztürk şarkının kapanmasından sonra arkasına yaslanıp yüzünü cama döndü. Çocuk gibi kollarımı da bağlamıştı ama Mete'nin umurunda değildi. Kafası patlamıştı dakikalardır.

"Küstürdün çocuğu." Temurhan yeşil yandığında hareket etti. Bir yandan da müziğin sesini biraz açmıştı. Biraz önceki kadar yüksek olmadığı için Mete için sorun yoktu.

"Küssün Temurhan abi, biraz kafa dinleyelim."

"Mehmet bana abi demene gerek yok." Temurhan bunu sarışın çocuğa kim bilir kaç defa söylemişti? Mehmet inatla abi demeye devam ediyordu. "Sen Öztürk'le aynı yaştasın. O abi diyor mu hiç bana?"

"Ben abimden başkasına abi demem." dedi Öztürk gıcık sesiyle.

"Saygısız mısın?"

"Sensin saygısız." Yine başlamışlardı. Öztürk bedenen kendisinin iki katı olan çocuğu boynundan kıstırıp kendine çekti.

"Bunlar niye böyle Metehan?"

"Siktir et onları ya." Mete arka tarafta hala boğuşan ikiliyi görmezden gelip elini sevgilisinin ensesine götürdü ve oradaki küçük saçlarla oynadı. "Özledim seni."

"Çocukların yanında napıyorsun?"

"Ne çocuğu ya? Küçülsünler de cebime girsinler."

"Elleşme." dedi Temurhan onu elini tutup kendisinden uzaklaştırırken. Aslında Mete haklıydı. Arkadakilerin onları ne gördüğü ne de duyduğu vardı. Mete yine de onu utandırmamak için üstüne gitmedi. Temurhan'la ilgili aşamadıkları konu da buydu. Kumral çocuk yanlarında biri olduğunda rahat olamıyordu. Kaç ay geçmişti ama bu hala böyleydi.

Zaman Aşımı ✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin