Alevlerin içerisinde

2.4K 239 131
                                    

Sizi biraz beklettim, bu aralar biraz yoğun olduğum için atamadım. İyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Eskisi gibi 1-2 günde yeni bölüm atmayacağım artık belirli bir vote ve okunma sayısına ulaşmalı ki hikayeye devam edebileyim. Hatalarım varsa affola Seviyorum sizi

Öptüm çehrenizden

Zannederim ki kollarımdaki beden tanrının bir lütfu, hediyesi, onurlandırış biçimi.  Sanırım ki ettiğimiz bu dans bir rüya, alem seyahati. O bu dünyaya ait olacak kadar insancıl, kanı kaynayan bir ruh. Lakin düşünüyorum onu bu gerçeklikten alı koyanın ne olduğunu.

Saniyeler lahza eder, dakikalar saatlere kavuşma umudu ile koşarken nereden geldiğini sonradan kestirdiğim bir ses işittim.

"Kralım, kralım duyuyor musunuz?"

Taehyung çenesini Jungkook'un saçlarına yaslamış içinde mırıldandığı şarkıya eşlik ediyor bir yandan da etrafında bulunan kaos alameti olan bu sesin ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.

Son zamanlarda fazlaca dalgın olan kral yine ve yine bir şeyleri geç anlıyor ve bu anı bozduğu için arkadan gelen Kont'a içinden küfürler ediyordu.

"Ne var Namjoon" Taehyung kendisinden ayrılan Jungkook'a saniyelik bakış atıp Namjoon'a doğru döndü.

"Efendim konuşmamız lazım çok mühim bir şey oldu."

Kral arkadan duyduğu sesler ile Namjoon'a bakıp adeta hesap sorar gibi sesini yükseltti. "Ne oluyor burada Namjoon?"

"Efendim, az önce bir gruptan şüphelendim ve bir süre gözetledim. Saraya girdiler ve onları çalışma odanızda çıkarken yakaladım fakat arkalarından seslenmeme rağmen yetişemedim. Emir verdim şimdi her yerde onları arıyoruz, saraydan çıkması imkansız, korumalar var. Halka belli etmedik, telaşa mahal vermemek için fazlaca titiz davranıyoruz efendim. Nasıl böyle bir şeyi atladım, nasıl o odaların başında koruma olmaz bilmiyorum ama inanın her şeyi çözeceğim söz veriyorum."

Kral kont'a sakin bir o kadar da fevri bir haraket ile yaklaştı, hızlı bir hamle ile kontun üzerinde asılı olan bıçağı eline alıp Kont'a doğru doğrulttu. Bıçağın sivri ucunu kontun yanağından başlayıp boynuna doğru hafif sürterek görünmez bir çizgi çekti. "Canını seviyorsan zaten bu olayı düzeltirsin. Ne bok yediklerini öğren ve araştır o odada ne işleri var Namjoon?"

Kont gözlerini büyütmüş korku ile hafifçe başını salladı.

"Güzel, kaybol şimdi."

Bıçağı yerine koyan Taehyung, kont'un arkasından bakmaya devam etti. O an aklına dank eden şeyle hızlıca arkasını döndü fakat Jungkook orada yoktu.

"Nasıl yani, bana haber vermeden mi gitti?"

Taehyung işittiği yüksek ses çığlık ile hızlıca gözlerini kendisinden uzakta çığlıklar atan insanlara kenetledi. Hızla o tarafa yürüdü ve gördüğü şeyle beyninden kaynar sular döküldü.

"JUNGKOOK!"

Genç çocuk sarayın koridorunda alevlerin içerisinde kalmıştı, nasıl olur imkansız dedi içinden, bu imkansız. Hızla koşarak düşünmeden görevli askerlere seslendi.

Halk bir yandan çığlıklar atıyor, korku ile etrafa koşuşturuyorlardı. Jungkook'un da diğerlerinden kalır bir yanı yoktu. Dehşete kapılmış genç yardım çığlıkları atıyordu.

"Kapıları açın ve burayı boşaltın,hızlı olun hadi!"

Düşünmeden kendisini ateşe o kadar yakınlaştırmıştı ki tam ceketini çıkarıp kendisine siper ederken Kont kralın kolundan tuttu. "Sakın, sakın böyle bir şeye kalkışma" 

İMPARATOR Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin