15'

11.4K 1.3K 1K
                                    

Taylor Swift- No Body, No Crime

İyi okumalar ♡

°°°

Bacaklarım titriyordu.

Issız bir ormanın girişine park edilmiş külüstür arabanın içinde yalnız başıma oturuyor ve karmakarışık zihnimle tırnaklarımı kemiriyorken bacaklarım titriyor, kalbim canlı bomba misali patlayacakmış gibi atıyordu.

Buraya nasıl geldiğimi bilmiyordum. En son, Gönülçelen'in işlediği bir cinayete tanık olmuş, kendimi ondan kaçarken bulmuştum ancak görüldüğü üzere pek de başarılı olduğum söylenemezdi. Öyle ki tam şu an onun arabasında oturuyor, öldürdüğü adamın cesedini yok edip yanıma dönmesini bekliyordum. Yaklaşık on beş dakika önce ayıldığımdan mütevellit üstümdeki şoku hâlâ daha atlatabilmiş değildim. Ensemde müthiş bir ağrı vardı, güneş yeni yeni doğmaya hazırlanıyordu ve ben öylece uslu bir çocuk gibi otururken tam olarak ne tepki vermem gerektiğini henüz kestirememiştim.

Beni de okuldaki adamı öldürdüğü gibi öldürecek miydi? Sanmıyordum. Öldürmek isteseydi şayet bunu çoktan yapar ve bedenimi buralara kadar sürüklemezdi.

O hâlde benimle derdi neydi?

Neden ben şu an onun arabasında, onun sınırları içindeydim? Kafayı yiyecektim. Yemin ederim bazı şeyleri sindirmekte o kadar çok zorlanıyordum ki kafayı yiyecek, yakın zamanda akıl hastanesini boylayacaktım. Derin bir nefes vererek şarjı yarıya inmiş telefonuma bir kez daha baktım ve yüksek ihtimalle dağın başında olduğumuzdan dolayı çekmediğini gördükten sonra ağız dolusu küfürler ederek telefonu gerisin geriye cebime sıkıştırdım. Yapacak hiçbir şeyim yoktu, bu saatten sonra sadece oturmak ve Gönülçelen'in gelmesini beklemek zorundaydım.

Ellerimi şakaklarıma götürerek hafifçe ovalamaya başladığım sırada ormanın içinde gördüğüm hareketlenmeyle yerimde hızla doğrularak yorgun adımlarla arabaya doğru gelen adama baktım. Bir elinde kazma, diğer elinde kürek vardı ve üstü başı toprak içindeyken ne yaptığını anlamak pek de zor değildi.

İçten içe çığlık çığlığa bağırıp ağlamak istesem de bunun yalnızca bana zarar getireceğini bildiğimden kendimi kontrol altında tutmaya çalıştım. Onu tanımıyordum. Gönülçelen'i tam anlamıyla tanımıyordum ve vereceğim en ufak bir ters tepki, felaketi doğurabilirdi. Sonuçta o dünya çapında aranan bir seri katildi değil mi? Bu zamana kadar sadece suçluları öldürdüğü söylense de nerede ne yapacağı belli olmazdı. Evet, zor da olsa şu an yalnızca sakin olmalı ve onu sinirlendirecek davranışlardan kaçınmalıydım.

Gönülçelen, arabanın önüne gelip yüzünü çevreleyen maskesinin ardından birkaç saniye gözlerime baktıktan sonra hızlı adımlarla arka kapıya doğru yöneldi ve elindekileri koltuğa fırlatıp bir hışımla kapıyı kapattı. Sanırım işini halledip yanıma gelene kadar ayılmayacağımı, onun bir cesedi gömdüğü gerçeğini öğrenmeyeceğimi düşünmüştü ancak yanılıyordu. Göreceğimi çoktan görmüş, öğrenmem gereken şeyleri çoktan öğrenmiştim ben.

O, maskenin ardındaki canavarı saklamayı gerçekten çok iyi bilecek kadar usta bir oyuncuydu.

Sabırsızlıkla yerimde kıpırdanmaya başladığım sırada şoför kapısı aralandı ve Gönülçelen, yeni yaktığı sigarasını maskesindeki küçücük boşluktan dudaklarına götürürken usulca yanıma oturdu. "Uyanmışsın." Söylediği tek şey bu olduğunda gerginlikle yanak içlerimi dişledim. Maskesine taktığı cihazdan ötürü sesi aşırı tuhaf, kulak tırmalayıcı çıkıyordu ancak şu an için en son dert edilmesi gereken konunun bu olduğunu bildiğimden susuyordum.

Tanrı aşkına! O daha bir iki saat önce okulumuzun temizlik görevlisini öldürmüş, yetmezmiş gibi cesedini ormana gömmüştü ve şimdi ise hiçbir şey olmamış gibi benimle konuşuyordu. Sahiden, sosyal medyada gördüğüm yorumlara hak vermeye başlamıştım; bu adam iyi değildi ve belki de tedaviye ihtiyacı vardı.

Cafuné | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin