19'

12.1K 1.2K 1.3K
                                    

Fleurie- Love and War

İyi okumalar ♡♡♡

°°°

Hayatımda hiç bu kadar mutlu olduğum bir zamanı hatırlamıyordum.

Taehyung ile İtalya'ya gelişimizin üçüncü gününde, neredeyse çoğu yeri gezmiş ve yapabileceğimiz tüm aktiviteleri yapmışken bir noktada durmamız gerektiğini biliyor ancak bunu hiç mi hiç istemiyorduk. Onunla gezip eğlenmek, sahilde el ele yürüyüş yapmak, değişik lezzetler tatmak ve tarihi yerleri keşfetmek öyle güzeldi ki ara sıra kocaman bir rüyanın içine hapsolduğumu düşünüyor, yaşadığım şeylerin gerçekliğini kavramakta güçlük çekiyordum.

Taehyung gerçekten inanılmaz bir adamdı.

Sadece birkaç gün olsa dahi birlikte uyumaya, sabahları beni öperek uyandırmasına ve tüm günümüzü dip dibe geçirmeye öyle alışmıştım ki Kore'ye geri dönme düşüncesi canımı sıkıyordu. Ondan ayrılmak ve monoton hayatıma geri dönmek istemiyordum. Sanki döndüğümüzde her şey yine sarpa saracak, Taehyung ile aramıza yeniden mesafeler girecekti.

Her ne kadar arada bir kendini tutmaya çalışsa da geçen gecenin ardından bana daha hassas yaklaştığının farkındaydım. Söylediklerim onu üzmüş olmalıydı ki bana daha sık dokunuyor, öpüşmelerimiz sonrasında ateşe değmiş gibi tepkiler vererek geri kaçmıyordu.

Şimdi ise Venedik sokaklarındaydık.

Taehyung, sabahın dokuzunda beni kaldırarak Venedik'te gezeceğimizi, büyük su kanallarının birinde gondola bineceğimizi söylemişti. İlk başta uyanmakta zorlandığım için itiraz etsem de bunu önceki gün ona ben teklif ettiğim için uyuşukça hazırlanmış, kendimi bir anda gondolun içinde bulmuştum. Çok güzeldi. Sahiden Taehyung ile hiçbir şey yapmadan boş boş oturmak bile çok güzeldi ama o öyle, bana gördüğü her şeyi büyük bir ilgiyle gösterirken etkilenmeden edemiyordum.

Şu birkaç günde beni mutlu etmek için her yolu deniyordu resmen, yapacağı her hamlesi bana bağlıydı. Ben bir şeyi seviyorsam eğer devamını getiriyor, sevmiyorsam ondan uzaklaştırmak için bir saniye dahi beklemiyordu.

"Ya Taehyung ya!" Yüzümü mızıkçı bir ifadeye sokarak yanımdaki adama döndüm. Taehyung, gondoldan inmeye yakın eğlence amaçlı üstüme su sıçratmıştı ancak biraz fazla kaçırmış olmalıydı ki ineli on beş dakika olmasına rağmen hâlâ daha kurumamıştı. "Üstüm başım sırılsıklam oldu, kurumuyor da!"

"Sırılsıklam olan sadece üstün başın mı?"
Kinayeli bir sesle sorduğunda kaşlarımı çattım. "Nasıl yani?"

"Gondoldayken beni öyle bir ifadeyle izliyordun ki sırılsıklam olan başka tarafların da varmış gibi geldi bana."

İma ettiği şeyi anladığımda yüzümün utançla kızardığını hissettim. Tamam, Taehyung'un bana mesafeli davranması hoşuma gitmiyordu elbette ancak mesaj dışında böyle kirli şeyler duyduğumda da utanmadan edemiyordum. Benim arsızlığım genelde sadece klavye üzerindendi ve Taehyung da bunu anlamış olacak ki iki gündür üzerime oynamaktan büyük bir zevk alıyordu.

"Saçmalama! Seni değil etrafı izliyordum ben!"

Utancımı saklamak adına inkar etme girişiminde bulunduğumda Taehyung alay eder gibi kafasını sallayarak gülüşünü bastırmaya çalıştı. "Hem neden gondolda öyle şeyler düşüneyim ki?" Biraz duraksayıp gözümün önüne gondoldaki halimizi getirdiğimde hırsla soludum. "Pislik, asıl sen bana tuhaf tuhaf bakıyordun! Şu an resmen kendi kirli düşüncelerini, benim üzerime yıkmaya çalışıyorsun!"

"Ne?" Okları bir anda ona çevirdiğimde inanamazmış gibi gülerek şokla yüzüme baktı. "Öyle bir şey yapmıyorum."

"Yapıyorsun işte," huysuzlukla konuyu kapatmaya çalıştım, benim inadıma karşın kazanamazdı. Taehyung da bunu fark etmiş olacak ki sesini çıkarmadığında yeniden mırıldandım. "Sensin sırılsıklam olan."

Cafuné | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin