22

4.8K 766 940
                                    

İyi okumalar 💛

°°°

Gönülçelen'in, Jungkook'u ormana götürdüğü gece.

Göz kapaklarımı yavaşça aralarken başıma saplanan yoğun acıyla birlikte kısıkça inlemiş, su içme ihtiyacıyla yutkunurken bir an için nerede olduğumu kavrayamamıştım. Başım fazlasıyla dönüyor, gözlerim yeni uyanmış olmanın verdiği sersemlikle etrafı tam seçemiyorken son birkaç saatin zihnimden görünmez bir silgiyle silindiğini hissediyordum.

Bana ne olmuştu?

En son, ders notlarımın olduğu defteri almak için Seokjin ile birlikte okula gittiğimi hatırlıyordum. Peki ya sonrası? Sonra ne olmuştu da şu an eski model bir arabanın içinde, yalnız başıma oturuyor ve kafam patlayacakmış gibi ağrıyorken son derece savunmasız bir durumun içindeydim? Seokjin neredeydi? Ben kimin arabasındaydım ve tam olarak neredeydim? Zihnim, bunlar gibi bir ton soruyla allak bullak olmuştu ve cevap alamadığım her dakika, giderek daha da tedirgin olmaya başlıyordum.

Uyuşan bedenimi hareketlendirerek camdan dışarıya baktığımda, etrafta kocaman ağaçlar görmemle içimi amansız bir korku sardı. Ormandaydım. Yalnız başıma, hiç görmediğim bir arabanın içinde oturmak yetmiyormuş gibi bir de nasıl geldiğimi asla bilmediğim bir ormandaydım ve dışarıdan kulağıma tek bir ses dâhi gelmiyorken, burada ne boklar döndüğü konusunda içimde kocaman bir savaş başlamıştı. Sanki biri bedenimi ele geçirmiş, tonlarca ağırlık yükledikten sonra hiç acımadan bir uçurumun kenarından aşağıya atmıştı. Öyle yorgun, öyle bitkin bir haldeydim ki kollarımı kaldırmayı bırakın, solunum yapmakta dâhi güçlük çekiyordum.

Bir müddet etrafı inceleyip yeterince ayıldığımı hissettiğimde kapıyı açmak için hamle yapmıştım ki kilitli olduğunu fark etmemle sesli bir küfür savurdum. "Siktir, ne oluyor?"

Kaşlarımı çatarak kapının kolunu zorlamaya başladığımda yavaş yavaş gözümün önüne gelen görüntülerle birlikte nefesimi tuttum. Okulun koridorunda duyduğum müzik sesi, kütüphanede can çekişen temizlik görevlisi ve Gönülçelen... Hepsi birer birer zihnimdeki yerini bulurken tüylerim diken diken olmuş, Gönülçelen tarafından kaçırıldığım gerçeği sinsice kanıma sızmıştı. Evet, en son ondan kaçmaya çalıştığımı fakat kapının şu anki gibi, kilitli olmasından ötürü bunu başaramadığımı ve sonrasında ise arkamda hissettiğim bedenini hatırlıyordum.

Beni öldürecekti.

Temizlik görevlisini öldürmeye teşebbüs ettiğini gördüğüm için beni öldürecekti ve hiç şüphesiz buraya da bunun için getirmişti!

Düşündüklerim, kalbimin hızlanmasını sağlarken titreyen ellerimle kapının kolunu daha hızlı çekiştirmeye başladım. Buna izin veremezdim, bir hiç uğruna ölmek istemiyordum. "Yardım edin!" Arabanın içinden sesimi kimseye duyuramayacağımı bilsem de can havliyle bağırarak birinin bana yardım eli uzatmasını umdum. Gönülçelen şu an neredeydi, beni neden yalnız bırakmıştı hiçbir fikrim yoktu ancak o gelmeden buradan çıkmalıydım.

"Kahretsin ya, açılsana!"

Gözlerim, sinir ve korkunun etkisiyle dolarken derin bir nefes alarak tüm gücümü koluma vermeye çalıştım. Enseme saplanan iğnenin etkisi, fazla uzun sürüyor olacaktı ki saatlerce uyuduğumu hissetsem de bedenim fazlasıyla yorgun bir haldeydi. Öyle ki normalde külüstür olan bu arabanın kapısını çok rahat açabilecekken şu an avuçlarım kızarana dek kapıya yüklensem de bir türlü açamıyor; dahası bu uğraşlarım, kolumu ağrıtmaktan başka bir halta yaramıyordu.

Kapının böyle açılmayacağını fark ettiğimde bir süre arkama yaslanarak soluklarımı dizginleştirmeye çalıştım. Göğsüm, sarf ettiğim efordan dolayı hızla inip kalkıyor, parmak uçlarım ateşe değmişçesine cayır cayır yanıyordu. Birkaç dakikanın ardından kendimi topladıktan sonra oturduğum koltukta yan dönerek kapıya sert bir tekme attım. Pes etmeyecektim. Söz konusu canım ise eğer arabada bomboş oturarak Gönülçelen'in gelmesini bekleyemez, kaderime razı olamazdım.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: 6 days ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Cafuné | TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin