•Kısa Saçlar•

1.5K 213 56
                                    

İyi okumalar.

.
.
.
.

Ertesi gün Jong Hyun Efendi beni sarsarak uyandırmıştı.

"Jeongguk cabuk kalk!"

Oflana puflana kalkıp gözlerimi ovuşturdum ve Jong Hyun Efendi'ye baktım.

"Kral senden resim istedi."

"NE!?"

Hemen ayağa kalkıp Jong Hyun Efendi'yi de kaldırdım ve ellerini tuttum.

"Gerçekten mi?"

"Evet, dün akşam beraberdik. Senden bahsettim ve bana resimlerini görmek istediğini söyledi."

"Ne resmi yapacağım ki?"

"Oğlunun. Prens Taehyung'un."

Bir saniye... Kral benden neden prensin resmini istesindi ki? Bu işin içinde bir iş var.

"Ne zamana istiyor?"

"Sen ne zaman bitirirsen. Ben götüreceğim."

"Pekâlâ, hemen başlamak gerekir o vakit? Kralı çok bekletmemek lazım değil mi?"

"Haklısın hadi bir kahvaltı yapalım seninle, sonra çalışmaya başlarsın."

Başımı sallayıp Jong Hyun Efendi'yle atölyeden çıktık ve mutfağa, Son Ki Efendi'nin yanına gittik.

.
.
.
.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra ben oturmuş resim çiziyordum. Jong Hyun Efendi ise kralın yanına gitmişti.

Neden sürekli onun yanındaydı acaba? Kral her gün ondan resimler istiyor olamazdı herhalde? Prens Taehyung'un dediği gibi aralarında bir şey mi vardı acaba? Olabilirdi, bütün aile eşcinsel olabilirdi belki.

Sürgülü kapının aralanmasıyla başımı kaldırıp gelene baktım.

Elimdeki kalemi bırakıp kalktım ve koşarak gelen kişinin yanına gidip kollarımı boynuna doladım.

"Prensim çok özledim sizi."

Prens Taehyung kollarını belime doladı ve başını boynuma gömüp boynumu öptü.

"Kokuna hasret kaldım Jeongguk'um."

Benden ayrılıp saçlarımı geriye doğru okşadı ve alnıma bir öpücük kondurdu.

"Jeongguk senden bir ricam olacak."

"Nedir prensim?"

"Saçlarımı kesmeni istiyorum."

Donup kalmıştım. Ne? Neden? Niye benden böyle bir şey istiyordu ki? Uzun saçları gayet güzeldi.

"Prensim neden saçlarınızı kestirmek istiyorsunuz?"

Omuz silkip ellerini arkasında birleştirdi ve gözlerini odada gezdirdi.

"Bilmem, içimden geldi. Yıpranmış gibiler baksana. Uzar hem kökü ben de değil mi?"

"Hayır prensim ne yıpranması? Saçlarınız ipek gibi. Yine de ısrar ediyorsanız keseyim."

"Lütfen Jeongguk.

"Pekâlâ, keseyim."

Prens içeri geçince büyükçe bir havlu ve makas getirip havluyu yere serdim. Prens üzerine oturunca biraz sıcak su getirip prensin arkasına geçtim ve saçlarını ıslatıp taradım.

"Bana güvenmek istediğinizden emin misiniz? Biliyorsunuz ben beceremem."

"Yapabileceğini biliyorum Jeongguk. Kötü olursa da varsın olsun, en azından yaptım de. Yaptım ama olmadı de Jeongguk. Yetenekli olduğunu biliyorum, göstermekten çekiniyorsun sadece."

Incompetent PainterHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin