45

1.6K 134 31
                                    

Arat Emirzahoğlu;

Dün akşam kızı almış, yorgun argın geri dönmüştük. Yarın o büyük sınava girecektik, dün güzelce kafamızı dağıtmak iyi oldu en azından.

Bugün de dinlenme günümüzdü. Dün eve geç geldiğimizden dolayı geç yatmış olan Uğur, salona girdi.

"Dün tüm gece uyumadım Yalın Anka! Yalın Anka mı diyeyim, yoksa sen mi gerçek ismini söylemek istersin pis, varoş, yeni damat?!"

Pis ve varoş kelimelerinin münasip yerlerine tekmeyi vurmuş, yeni damat lafına genişçe sırıtmıştı Yalın.

"Sırıtmasana, pis köpek!" Bir anda ciddileşti, yanındaki yastığı alıp hızla fırlattı Uğursuz Uğur'a

"Kes lan sesini, it!"

"Senin yüzünden geç uyudum! Tüm düzenim bozuldu! Moralim bozuk o yüzden!"

"Kıyamam, annem ballı sütünü içirip masalını okuyamadı diye mi moralin bozuk senin?!" Dedi içeriye giren Araz. Yanıma oturup rahat edeceği şekilde yayıldı. Uğur'un ise hiçbir zaman düzelmeyen kaşları yine ve yine Araz sayesinde çatılmıştı.

"Ben de diyorum ne eksik? Evimizin resmi laf yutturucusu!" Yalın'ın Uğur'a bakarak alayla dediğiyle Uğur'un kaşları mümkünmüş gibi daha çok çatıldı.

"Oğluşlarım, şunları için bakayım." Dedi içeriye elinde iki tane bardakla giren annem.

"Bu ne, anne? Susamadık ki." Dedim.

"Babaanneniz okumuş suya, yarın sınava giriyorsunuz ya."

"Ya anne kutsal insan gibi geziyoruz etrafta. Bu suyu da içersek bırak sınavı, sıraat köprüsünü amuda kalkarak geçeriz kurban olduğum! Cennet'i garantiledik ya!" Dedi Araz tüm bıkkınlığını belli eden ses tonuyla.

"Sus bakayım! İçin hadi!" Tepsiyi gözümüze gözümüze sokunca aldık ve içtik. Araz haklıydı sanırım, net Cennet'e gidiyoruz.

"Sınav sabah kaçtaydı, çocuklar?"

"Dokuzu on beş geçe başlıyor, baba." Dedim hızla.

"Sekizde çıkalım evden yarın, sekiz buçuğa orada oluruz zaten." Başımızı salladık, ciddi ciddi yarın sınava giriyorduk...

Bir haftadır yersiz yerlerde ortaya çıkan gereksiz korkum yine tüm bedenimi sarmıştı, tüm hayallerimizin yarısını cefalarını çekerek gerçekleştirmişken, diğer yarısını böyle kolay bir şekilde siyah poşete koyup çöpe atamazdık.

Araz'da benim gibi düşünüyor olmalı ki yüzünden o alaylı sırıtması gitmiş yerini her zaman ki ifadesizliği almıştı.

O evde, beş yaşında kurşun askerlerle oynarken hedefimizi belirlemiştik...

Tabii o adama bu hedefimizi açıkladığımızda yediğimiz dayağın haddi hesabı yok.

"Lan başladınız yine umutsuzluğa, çok çalıştınız oğlum. Emeklerinizin karşılığı misliyle dönecektir, emin olun."

"Tamam da, baba. İnsan ister istemez kapılıyor olumsuz düşüncelere." Dediğimde gülümsedi.

"Oğlum, siz böyle olumsuz düşüncelerin sizi kapmasına izin verirseniz şuradan şuraya bir adım bile atamazsınız. Yapmayın böyle. O sınavdan yüzünüz güleç çıkacak yarın, adım gibi eminim ben. Çıkmasa da ağzınızın ortasına yapıştırırım ağzınız eğik gezersiniz." Güldük istemsizce.

Yapar mıydı?

Yapardı.

Yarın o sınavdan dediği gibi güleç çıkardık inşallah...

ELLİNCİ BÖLÜMDE FİNAL YAPACAM

HAZIR ÖLÜM KARDEŞŞŞŞ

ÖPÜYOM SİZİİ

MUAHHH

💖💖🤭🤭🤭💅🏻💅🏻🧚🏻‍♀️🧚🏻‍♀️

𝘈𝘳𝘢𝘻 𝘐̇𝘭𝘦 𝘈𝘳𝘢𝘵 (𝘎𝘦𝘳𝘤̧𝘦𝘬 𝘈𝘪𝘭𝘦𝘮)  ✅Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin