48

1.2K 147 25
                                    

Araz Emirzahoğlu;

3,5 Ay Sonra...

Heyecanım yüzünden derin bir nefes aldım ve ilk önce gömleğimi, sonra da ceketimin yakalarını düzelttim.

Önümdeki odadan çıkan adayla tekrar derin bir nefes aldım.

Hadi Araz, koskocaman yarbayla karşılıklı çakma mülakat yaptın!

O da babamdı amına koyayım!

Neyse.

Bu mülakatı geçmek zorundayım!

Babam demişti, bir o kadar mantıklı, bir o kadar mantıksız sorular soracaklar. Odaya girmeden gözüne çarpan nesneleri say ve oda her zaman tek renktir.

Bir derin nefes daha alıp kapıyı tıkladım ve içeri girdim. Asker gibi baş selamı verip karşılarına geçtim. Dört adet sandalye, bir benim üç onların. Üç bilgisayar ve istiklal marşı artı gençliğe hitabenin yazılı olduğu tablo...

"Otur bakalım." Otur izni verdiklerinde tekrar baş selamı verip oturdum. Sırtımı dikleştirip ellerimi bacaklarımın üzerine koydum düzgünce.

"Tanıt bakalım kendini,"

"Adım Araz Emirzahoğlu, on yedi yaşındayım. Bu sene İstanbul Anadolu Lisesi'nde sayısal bölümden mezun oldum. Babam özel kuvvetlerden yarbay, annem emekli edebiyat öğretmeni, yedi kardeşiz." Başlarını salladılar ve önlerindeki kağıtlara yazı yazdılar.

"Bu kadar aday varken neden seni alalım, Araz?"

"Kendime güveniyorum çünkü, efendim. Bu mülakatı geçeceğime de eminim."

"Kitap okur musun?"

"Okurum, efendim."

"Niye subay olmak istiyorsun?" Aklımdan Arat'la olan tüm geçmişim geçti film şeridi gibi.

"Küçüklük hayalim, efendim. Canımdan çok istiyorum."

"Kendinde değiştirmek istediğin bir özelliğin var mı?"

"Sinirim, efendim."

"En büyük korkun ne?"

"Şehit olmadan ölmek, efendim."

"Seni arkadaşların ne olarak ifade ediyor?"

"İfadesiz olarak, efendim."

"En büyük hayalin nedir?"

"Kutsal mesleğime kavuşmak, efendim."

"Dünyada örnek almak istediğin lider kim?"

"Mustafa Kemal Atatürk, efendim."

"Eğitimi başarıyla bitireceğinden emin misin?"

"Adım gibi eminim, efendim."

"İstanbul'u kim fethetmiştir ve kaç yılında fethedilmiştir?"

"Fatih Sultan Mehmed, 1453 yılında fethetmiştir, efendim."

"İleride nasıl bir komutan olmak istersin?"

"Disiplinli."

"Vaz geçemeyeceğin üç şey nedir?"

"Vatan, bayrak, milliyet,"

"Kendine Atatürk dışında hangi komutanı örnek alıyorsun?"

"Babam..." gözlerimin gururu temsil ettiğine eminim.

"Hiç sevgilin oldu mu?"

"Hayır, efendim."

"Öfke kontrolünü nasıl sağlıyorsun?"

"Öfkelendiğim şeyi bir kaç dakikalığına göz ardı ederek, efendim."

"Peki oda da kaç sandalye var?"

"Dört."

"Arkandaki duvar hangi renk?"

"Önümdeki ile aynı renk, efendim." Üçü de gülümsedi.

"Babana selam söyle, Araz." Gülümsemelerine karşılık verip ayağa kalktım. Baş selamı verip arkamı dönmeden büyük iki geri adımda kapıya ulaştım.

Kapıdan çıkıp yavaşça kapattım.

Heyecan yapmama gerek yokmuş...

Kendimden emin adımlarla çıkışa yürürken gömleğimin ilk üç düğmesini açtım. Telefon çalınca bakmadan açtım.

"Ne oldu?"

"Araz, nasıl geçti?" Arat'ın sesiyle kafamdaki tüm sorular boşaldı.

"İyidi. Senin?"

"Benim de öyle, babana selam söyle dediler..." sırıttım.

"Babama iki selam götürmemiz gereken konular var o zaman, Arat!"

HEMEK YİYİM ARAS ALİYE BÖLÜM ATİYİMMM

𝘈𝘳𝘢𝘻 𝘐̇𝘭𝘦 𝘈𝘳𝘢𝘵 (𝘎𝘦𝘳𝘤̧𝘦𝘬 𝘈𝘪𝘭𝘦𝘮)  ✅Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin