Makine seslerine benzer sesler kulağıma geliyordu. Ve sonra onu takip eden itici kokuyla gözlerimi açtım. Gözümün içine giren beyaz ışıkla kamaşan gözlerimi defalarca kez kırptım. Yutkunmaya çalıştım ama boğazım kupkuruydu. Neredeyim ben? Solumda bir ara hızlanıp sonra normale dönen kalp cihazına baktım. Sonra da sağ koluma bağlı serumu gördüm. Ahh! Hastane. Tam karşımdaki kapı açıldı ve hemşire olduğunu düşündüğüm kadının gözleri beni görünce kocaman oldu. Ardından kapı açıldığı gibi kapandı. Ben sanki büyük bir badire atlatmış gibi yorgunluktan ölüyordum. Kendimi tekrar yatağa bıraktım. Biraz sonra kapı tekrar açıldığında, hemşire, doktor ile geri dönmüştü. Yaşlı, kısa ve oldukça sevimli adam bana doğru yürüdü ve gülümsedi.
"Aurora?"
"Evet?" Cevap verdiğimde tatmin olmuş bir şekilde kafasını salladı.
"Birkaç kontrol yapmama izin ver." Kafamla onaylarcasına bir hareket yaptıktan sonra gözlerime, kalbime ve nefesime baktı.
"Her şey normal görünüyor. Geri dönmenize çok sevindik!" Sonra hemşireye döndü ve emir verircesine konuştu.
"Akrabalarına haber verildi m-" Hemşire, sözleri kalbimi kıracakmış gibi, doktor cümlesini bitirmeden kafasını iki yana doğru salladı. Doktor pot kırdığını düşünmüştü ki, sahte bir öksürükle tekrar bana döndü. Ben ise hala ondan önceki cümlesinde takılı kalmıştım.
" 'Geri dönmenize sevindik' derken?" Doktorun yüzü tekrar ciddi bir hal aldı.
"Yaklaşık 5 aydır komadasınız. Son 25-30 gündür, bilmediğimiz sebeplerden ötürü durumunuz oldukça kötüleşti. Kalbiniz durmanın bir tık üstündeydi bir süredir. Neyse ki, sizi canlı tutabildik." Ne?!! 5 aydır komada mıyım ben?!!
"Nasıl buraya geldim?"
"Asistanınız -"
"Asistanım... (Bir an unuttuğum için kötü hissetmiştim. Kaşlarımı çattıktan sonra aklıma gelince sorarcasına söyledim.) Marie?" Adam devam etti.
"Evet. Haftada üç gün ziyaretine geliyor. Çok sadık bir asistanın var. Ve belli ki işlerin sensiz pek yolunda gitmiyor."
"Sanırım öyle." Endişe ile karışık gülümsediğimde doktor da gülümsedi.
"Seni akşama doğru taburcu edebiliriz. Tabii sen de istersen." Kafamı onaylarcasına salladığımda elindeki dosyayı hemşireye uzattı.
"O zaman, güle güle." Arkasını döndüğünde, uyandığımdan beri aklımda olan bir soruyu sormak için alabildiğine hızlı doğruldum.
"Doktor?" Bana döndü.
"Evet."
"Bir şeyleri hatırlamamam normal mi? Çok önemli bir şey unutmuş gibi hissediyorum. En son hatırladığım şey, okuldaki yıl sonu balosu afişlerinin asıldığını gün. Buraya tam olarak hangi gün getirildiğimi biliyor musunuz acaba?"
"Bir kızım var. Yıl sonu balosuna hazırlanıyordu o da. Ona göre düşünürsem, buraya balo günü getirildin. Kızımı baloya bırakıp doğru hastaneye gelmiştim. Asistanın, hastaneyi inletmişti. (Kendi kendine güldükten sonra tekrar ciddileşti.) Ve evet, hayatının son zamanlarını unutman çok normal. Yani ondan önceki ayı da unutman pek sık rastlanan bir şey değil ama merak etme, birkaç haftaya anıların yerine oturur." Cevabından emin olmamış bir şekilde gülümsediğimde dışarı çıktı. Konuşma tarzı... Bilmiyorum. Bir yerden tanıdık geliyor ama nereden bir türlü çıkaramıyordum. Bunu da unutmuş olabilir miyim? Yoksa sadece deja vu mu? Hemşire kolumdaki serumu çıkarıp üstümü giyinmeme yardımcı olduktan sonra çıktı. Hayır, hayır. Başka bir şey var. Kalbimde bir boşluk hissediyorum. Sahip olduğum bir şeyi kaybetmişim gibi. Düşüncelere dalmış bir şekilde hastaneden çıktığımda, kapının önünde Marie'yi gördüm. Saçları kısalmıştı ve kilo vermişti. Elindeki dosyaları, şoför Cart'a uzatıp hızlı adımlarla bana doğru geldi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
LOTUS'A UYANMAK
Fantasyİki bedenini tek ruhta toplayan Aurora, vatanını kurtarmak için ölmek zorunda.
