Cosmo'nun bağırmasıyla bizi bekleyen dağa baktım camdan.
"İnmeye hazır mısınız?" Gergin sesime kimse cevap vermedi. Ama bakışları hazır olduklarını gösteriyordu. Cosmo bile gergindi. Evet, biliyorum, garip. Herkes paraşütlerle atladıktan sonra sıra bana gelmişti. Marie yanıma geldi. Dağa oldukça yakın uçuyorduk.
"Sen ne yapacaksın?" (Aurora)
"Cosmo ile Çin turuna çıkacağım galiba." (Marie) Sonra ikimiz de durduk.
"Böyle söyleyince kulağa çok saçma geldi ama." (Marie) Gülmeye başladık.
"Dikkatli ol." (Marie)
"Bence sen daha dikkatli olmalısın." (Aurora)
"Biliyor musun? Bu konuda haklı olabilirsin..." (Marie) Sıkıca sarıldım ona. Sonra atladım. Arkamdan bağırdığını duymuştum.
"Ölmemeye çalış!" (Marie)
Dağa indim. Paraşütleri yüzünden farklı yerlere inmiş olan Lamar ve Güneş'i beklemek zorunda kaldık. Sonra beraber Dağın tam kenarında duran kocaman eve ilerledik. Perdeleri vardı ve oldukça eskiydi. Kapı açıldı ve genç bir çocuk göründü.
"Usta da sizi bekliyordu. Girin." Dilimizi bilmesi ilgimi çekmişti. İçeride pek bir şey yoktu doğrusu, yerde halı bile yoktu. Tablo, biblo, çerçeve, lamba... hiçbir şey. Ama nedense perdeleri vardı ve bu da doğrusunu söylemek gerekirse oldukça ürkütücüydü. Çocuğu takip ettiğimizde uzunca bir koridorun sonundaki büyük bir salona girdik. Camlarından bu odanın manzarasının uçuruma baktığı anlaşılıyordu. İçeride beklediğimden çok daha yaşlı görünen bir adam vardı. Yüzü kırışıklarla doluydu ama oldukça sevimli bir yüzü vardı. Elindeki bastonla zar zor ayakta duruyordu. Sonra Çince bir şeyler söylemeye başladı. Cümlesi bitince çocuk tüm söylediklerini bizim için çevirdi.
"Neden geldiğinizi bildiğini söylüyor. Size yardım edecekmiş." ( Liu Wei)
"Peki sen neden buradasın?" (Esi)
"Ben onun torunuyum." (Liu Wei)
"İsmin ne?" (Güneş)
"Liu Wei."
"Liu, büyükbabanın ismi ne peki?" (Aurora)
"İsmini bilmiyor musun? Kitapları okuduğunu biliyor. Koruyucuların ismi kitabın arka sayfasında sırayla yazar." (Liu Wei)
"Kitap mı? Ne kitabı?" (Aurora)
"Olası bir Tanrı'nın güçleri hakkındaki kitaplar. Büyükbabam o kitapların koruyucusuydu. Gelmenizi yıllardır bekliyor." (Liu Wei) Kim olduğunu anladığımda etkilenmiş gözlerimi ona çevirdim. Tam eğilecekti ki hızlı adımlarla yanına gittim ve onu doğrulttum.
"Lütfen. Asıl ben karşınızda eğilmeliyim. Kitapları korumasaydınız, birçok gücümün farkında bile olmazdım." Birkaç adım geri gidip Liu'ya döndüm.
"Bunu çevirebilir misin?" Liu, kibar bir şekilde kafasını salladı ve sonra dediklerimi çevirdi. Aklımda kitabın son sayfasını hatırlamaya çalışıyordum. Ama bir türlü olmuyordu. Adam bir süre konuştu ve Liu bize döndü.
" 'Bu gece ve yarın öğleden sonraya kadar arkadaşlarınla ayrı odada kalacaksın. Bir gün boyunca sadece bizim hazırladığımız yemeklerden yiyeceksin ve belirli ölçüde içecek tüketeceksin. Ancak ondan sonra fiziksel olarak yapacağımız ritüel'e hazır olabilirsin.' Kendisi böyle dedi."
 Hepimiz odadan çıktık. Esi, Lamar ve Güneş kendi odalarına çekilirken, Liu de bana odama kadar eşlik etti. Benim odam diğerlerinin odalarından oldukça uzaktaydı.
YOU ARE READING
LOTUS'A UYANMAK
Fantasyİki bedenini tek ruhta toplayan Aurora, vatanını kurtarmak için ölmek zorunda.
