LÜTFEN BANA YARDIM EDİN

35 4 0
                                    

Okulun kapısından adımımı attım. İşte başlıyoruz. Sağ ayağımla girdim içeri. Yeni bir hayata başlayacaktım bu ülkede. Artık yanımda bir ailem yoktu. Uzun zamandan sonra bukadar heyecan yapmak beni yormuştu sanırım. Bi an gözlerim karardı. Tam düşecekken klişenin dibine vuracağımız bir olay oldu ve biri beni tuttu. Kendime geldiğimde beni kucağına almıştı. "Şey teşekkür ederim ama beni kucaklamana gerek yok. İyiyim ben.(korece bir şekilde)" dedim. Bana hiçbir şey söylemeden yürümeye başladı. "İyiyim" demiştim ama hala iyi değildim. Pek bi çırpınamadımda ama yinede birkaç kez beni indir demeye devam ettim. Sonra beni bir yere soktu. İçeriye girdiğimde fark ettim. Hemşire vardı. Şaşırmadım. Kolejlerde hep olurdu çünkü. Beni hasta yataklarından birine yatırdı. "Hocam bir bakar mısınız? Galiba hasta." dedi ve hoca geldiğinde dışarı çıktı. Doktor öğretmenlerdendi kadın. "Rahatsızlığın ne?" dedi hoca. "Ben iyiyim" dedim ve ordan hemen çıktım. Müdürün odasına doğru yürümeye başladım. Aklımda hala o çocuk vardı. Kafamı kaldıramadığım için yüzünü net göremedim ama kokusu... O koku Allah'ım. Yüzüde gördüğüm kadarıyla muhteşemdi.
Müdürün odasını etrafa sorarak buldum. Odaya girdim. Müdür hemen ayağa kalktı beni görünce. "Merhaba siz Şule Kader olmalısınız değil mi?" dedi. Kafamı salladım. "Oturun lütfen" dedi. Bir tane daha para avcısı çıktı karşıma galiba. Teşekkür ettim ve oturdum. Sonra birkaç talimat verdi. Yurtta kalmak istediğimi duyunca şaşırdı galiba. Tabi bilmez o 500 mk evde tek başına yaşamayı. Sonra yurtun yerini tarif etti ve beni sınıfıma götürmek için ayağa kalktı.
Arkasından yürüdüm sınıfa kadar. Sınıfa girdiğimde herkes bana dündü. Erkekler ağızlarını iki metre açmış beni izliyordu. Şaşırmamıştım. Çoğu insan yüzümün ve fiziğimin muhteşem olduğunu söylerdi. Herneyse hoca konuşmaya başladı. "Evet çocuklar okulumuzun yeni öğrencisi Şule Kader. Kendisi bundan sonraki eğitimine bizim okulumuzda devam edecek. Kardeş ülkemiz olan Türkiye'den geldi. Arkadaşınızın Korecesi muhteşem ama yinede ona bilmediği şeyleri öğretin lütfen." dedi ve çıktı sınıftan. Hoca "İstediğin yere otur" dedi. Sıraya oturmak için yürümeye başladığımda. O çocuğu gördüm. Pencerenin yanında oturuyordu, en arka sıradaydı. Bi an yine kalbim ağrıdı. Hemen boş bi sıraya oturdum. Sıram onun ön çaprazındaydı.
5 dakika geçti dersi bir kelime dahi dinlemedim. Onu düşünüyordum. Arkama dönsem mi ki? Yüzünü 2 saniye daha görsem. Off dönücem ya arkamı. Arkamı dönmemle geri kafamı önüme çevirmem bir oldu. Bilin bakalım nolduu? Bana bakıyormuş. Allah'ım rezil oldum yaa. Neden o bana bakarken dönüp ona baktım ki? Salak kafam salak kafam.

~~~Şule önüne döndüğünde o çocuk kafasını pencereden tarafa çevirdi ve yüzüne muhteşem bi gülümseme yerleştirdi.
Sonra yine Şule'ye bakmaya başladı. Düşünüyordu. İçinden "Nasıl bir kız bu?" dedi.
Ders bitti. Tenefüste herkes etrafıma doplandı. Ordan hemen bi bahaneyle kaçtım. Okuldaki konferans odasının yerini öğrendim. Sonra konferans odasına gittim. Bir şarkı açtım. Demi Lovato-Stone Cold şarkısı. Dans etmeye başladım.

~~~Şule konferans odasına girmeden birkaç dakika önce o çocukta konferans salonuna girmişti. Şule'yi düşünüyordu. Aniden müzik açıldığını duyunca o büyük salonun en arkasındaki kapının önünde oturan çocuk aniden kafasını kaldırdı ve sahneye baktı. Şule'yi görünce sessizce izlemeye başladı onu. O sırada müzik grubundan arkadaşları hatta kardeşleri olan diğer 6 üye geldi. Onlara eliyle sessiz olmalarını ve oturmalarını işaret etti. Onlarda dediğini yaptı. Şule birkaç şarkıda dans ettikten sonra...
3. Şarkıydı ya da 4 hatırlamıyorum. Sadece çok yoruldum. Ama dans etmekten vazgeçmeyeceğim.
Dans etmeye devam ettim. Başım aşırı dönsede dans ediyordum. Ta ki düşene kadar. Nefes almam zorlaşmıştı. Kalbim çok ağrıyordu. Zorlada olsa bağırmaya çalıştım, sesim fısıltı gibi çıksada. "Ya-yardım... Edin. Lütfen. Biri... Yardım et-sin." ağlayarak yalvarıyordum adeta. Normalde olsa ölmek sorun değildi yaşayamayan biri için ama o... Onun adını dahi öğrenememişken daha, çok adaletsizce olurdu.
Size söylemeyi unuttum değil mi? Kalp rahatsızlığım var.
~~~Çocuk, Şule'nin yere düştüğünü görünce koşmaya başladı. Korkuyordu. Koşarken gözlerinden yaşlar süzüldü. O an fark etti o kıza çok aşık olduğunu. Pek arası yoktu bu kelimelerle ama aşk bu olmalıydı. İlk aşk...
Koştu koştu. Kendi kendine küfür etti bu salon neden bu kadar büyük diye. Arkadaşları arkasından koşuyordu.
Sevdiği kızın yanına ulaştığında hemen kucakladı onu. Arkadaşlarına "Ambulansı arayın." diye bağırdı. Durumun ciddi olduğunu anlamıştı çünkü. Okuldaki hemşireler bir işe yaramazdı o anda. Çocuklardan biri müdüre gidip olayı anlattı.
Gözlerimi hastanede açtım. İlk gördüğüm yüz beni anca bukadar mutlu edebilirdi. İsmini bilmediğim ama aşık olduğum çocuk. Bana sarıldı aniden. Kokusunu içime çektim. O da benim kokumu içine çekti. İktirmem gerekiyordu. Her ne kadar sevsemde onu tanımıyordum sonuçta. İktirmeye çalıştım. O an bana öyle sıkı sarıldı ki. Sanki kemiklerim kırılacaktı. İlk kalp rahatsızlığımı öğrendiğinde babam böyle sarılmıştı bana. Sarılmaya devam etti. Sonraysa elinden oyuncağı alınmış çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağladı omzumda. İktirmekten vazgeçtim o an. Bende sarıldım. Sanki onu birdaha göremeyecekmişim gibi. En az 10 dakika öylece sarıldık. Ta ki odaya grup arkadaşları girene kadar. Selam verdiler bana. Bende onlara selam verdim. 6 kişi "Bizde kalalım isterseniz" dediler. Bi an "Kim hastanede kalıyomuş hadi çıkalım şu lanet yerden" dedim. Sevdiğim çocuk bana baktı ve "Sen ve ben hiçbir yere gitmiyoruz." dedi. Sonra arkadaşlarına dönüp " Siz gidin artık" dedi. Hepsini uğurladı. Yanıma oturdu. Gözlerime baktı. "Bana söz ver? Yormayacaksın kendini. Doktor ne derse yapacaksın" dedi. "Benim bi şeyim yok ki çıkalım artık ya şurdan" dedim. Gözlerime baktı. Gözlerinden birkaç damla yaş düştü. "Her şeyi biliyorum." dedi.

Ortamı değiştirmek için "Bana adını söyler misin artık?" diye sordum

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Ortamı değiştirmek için "Bana adını söyler misin artık?" diye sordum. "Jungkook" dedi. Gözleri kıpkırmızıydı. "İsmin güzelmiş" dedim. Ellerimden öptü. "Hadi artık uyuma vakti." dedi. Gülümseyerek. "Bir şartla" dedim. "Şartın ne?" diye sordu. Elimi tutar mısın ben uyurken?" dedim. Bu cesareti nerden buldum lan ben. Elimi tuttu öyle uyudum. Gece 11de uyumuştum. Yurta gidemezdi zaten. Yurtun kapıları 10 da kapanıyordu. Çocuklar müdürden izin alarak girmişler okula. Öyle söyledi.
Saat 05.00 gibi uyandım. Jungkook elimin üstüne kafasını koyup öylece uyumuş. Saçlarıyla oynadım biraz. Sonra o da uyandı. "Günaydın" dedi gülümseyerek. "Günaydın" dedim. Ayağa kalktı. Sonra anlımdan öptü. "Bundan sonra benim sevgilimsin. Sana fikrini sormuyorum. O yüzden sus lütfen." dedi ve devam etti. "Okula el ele giricez ki herkes senle olan mesafesini bilsin. Sana yaklaşamasınlar. " Ben tabi bunları sırıtarak dinliyorum. "Kendini yorarsan fena bozuşuruz. Koşmak yasak. Aşırı heyecan yapmak yasak. Dans etmek yasak... değil ama sadece ruhun dans edebilir. Ruhun istediğini yapabilir. Ama fiziksel olarak kendini yormayacaksın. Şimdi bana söz virir misin? Yasaklara uyacaksın değil mi?" dedi. "Söz veriyorum."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Feb 28, 2017 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

SÖZ VERİR MİSİN?Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin