" Kızım, sen niye ağlıyor?"
Emre hızla yerinden kalkmış olmalıydı; telefondan gelen hışırtılar bunu belli ediyordu.
" Anlatamam..Gelmen lazım ama sakın babamın haberi olmasın."
Emre sert bir nefes verdi.
"Çyort vozmi, rasskaj, çto sluçilos! Tı v poryadke?"
(Lanet olsun, neler olduğunu anlat! İyi misin?)
Emre'nin öfkeli ve endişeli sesi telefondan yükselirken ağlamam daha da şiddetlendi.
" Mne ploho. Pajalusta, priezzhay ko mne."
(İyi değilim. Lütfen yanıma gel.)
Onun yaptığı gibi kendi dilimizde konuşunca durumun ciddiyetini anladı.
"Zakançivay, ya yedu."
(Kapat, geliyorum.)
Bunu söyledikten hemen sonra telefonu yüzüme kapattı.