Wionhdxcyeo
28؟
@basibos
0
Works
0
Reading Lists
2.2K
Followers
00.
var olmak, hissetmek, yorulmak, hata yapmak ve yeniden ayağa kalkmaya çalışmak bile başlı başına insan olmanın bir parçasıdır. belki de bazı günler kendimize verebileceğimiz en büyük iyilik, hemen güçlü olmaya çalışmak yerine yalnızca zorlandığımızı kabul etmektir. çünkü insan kendisini kaybolmuş hissettiği anlarda bile tamamen kaybolmuş değildir; içinde hâlâ anlaşılmayı, sevilmeyi, huzur bulmayı ve yeniden umut etmeyi bekleyen bir taraf vardır. bugün kendini bir hiç gibi hissetmen, yarın da aynı şekilde hissedeceğin anlamına gelmez. bazen insanın hayatındaki en karanlık dönemler, kendi değerini başkalarının gözünden değil, kendi içinden yeniden öğrenmeye başladığı dönemler olabilir. bu yüzden kendine karşı, başkalarına olduğundan daha acımasız davranmamak gerekir; çünkü sen yalnızca yaptıklarından, başarılarından, görünüşünden veya başkalarının senin hakkında düşündüklerinden ibaret değilsin. bütün kırgınlıkların, korkuların, hataların ve sessizce atlattığın günlerinle birlikte hâlâ değerlisin ve şu an bunu hissedemiyor olman, bunun gerçek olmadığı anlamına gelmez.
bazen insan, ne kadar uğraşırsa uğraşsın hiçbir şeyin değişmediğini düşündüğü bir noktaya gelir ve kendisini kalabalıkların arasında bile görünmez, sessiz ve önemsiz hisseder. sanki varlığı kimsenin hayatında gerçek bir iz bırakmıyormuş, söyledikleri duyulmuyor, hissettikleri anlaşılmıyor ve yaptığı hiçbir şey yeterli olmuyormuş gibi gelir. böyle zamanlarda insan, kendi değerini başkalarının ilgisiyle, sevgisiyle veya onaylarıyla ölçmeye başlayabilir; bir mesajın gelmemesi, birinin aramaması, başarısız olunan bir şey ya da beklenildiği gibi gitmeyen küçücük bir olay bile kişinin kendisi hakkında çok ağır düşüncelere kapılmasına neden olabilir. insan aynaya baktığında yalnızca eksiklerini görür, geçmişte yaptığı hataları tekrar tekrar hatırlar ve gelecekte de hiçbir şeyin düzelmeyeceğine inanmaya başlayabilir. oysa kendini bir hiç gibi hissetmek, gerçekten bir hiç olduğun anlamına gelmez; bazen insanın kendisine bakışını acı, yalnızlık, hayal kırıklığı ve yorgunluk şekillendirir. kişinin değeri, başkalarının onu ne kadar fark ettiğiyle ya da ne kadar başarılı olduğu ile belirlenmez.
28؟
00.
var olmak, hissetmek, yorulmak, hata yapmak ve yeniden ayağa kalkmaya çalışmak bile başlı başına insan olmanın bir parçasıdır. belki de bazı günler kendimize verebileceğimiz en büyük iyilik, hemen güçlü olmaya çalışmak yerine yalnızca zorlandığımızı kabul etmektir. çünkü insan kendisini kaybolmuş hissettiği anlarda bile tamamen kaybolmuş değildir; içinde hâlâ anlaşılmayı, sevilmeyi, huzur bulmayı ve yeniden umut etmeyi bekleyen bir taraf vardır. bugün kendini bir hiç gibi hissetmen, yarın da aynı şekilde hissedeceğin anlamına gelmez. bazen insanın hayatındaki en karanlık dönemler, kendi değerini başkalarının gözünden değil, kendi içinden yeniden öğrenmeye başladığı dönemler olabilir. bu yüzden kendine karşı, başkalarına olduğundan daha acımasız davranmamak gerekir; çünkü sen yalnızca yaptıklarından, başarılarından, görünüşünden veya başkalarının senin hakkında düşündüklerinden ibaret değilsin. bütün kırgınlıkların, korkuların, hataların ve sessizce atlattığın günlerinle birlikte hâlâ değerlisin ve şu an bunu hissedemiyor olman, bunun gerçek olmadığı anlamına gelmez.
bazen insan, ne kadar uğraşırsa uğraşsın hiçbir şeyin değişmediğini düşündüğü bir noktaya gelir ve kendisini kalabalıkların arasında bile görünmez, sessiz ve önemsiz hisseder. sanki varlığı kimsenin hayatında gerçek bir iz bırakmıyormuş, söyledikleri duyulmuyor, hissettikleri anlaşılmıyor ve yaptığı hiçbir şey yeterli olmuyormuş gibi gelir. böyle zamanlarda insan, kendi değerini başkalarının ilgisiyle, sevgisiyle veya onaylarıyla ölçmeye başlayabilir; bir mesajın gelmemesi, birinin aramaması, başarısız olunan bir şey ya da beklenildiği gibi gitmeyen küçücük bir olay bile kişinin kendisi hakkında çok ağır düşüncelere kapılmasına neden olabilir. insan aynaya baktığında yalnızca eksiklerini görür, geçmişte yaptığı hataları tekrar tekrar hatırlar ve gelecekte de hiçbir şeyin düzelmeyeceğine inanmaya başlayabilir. oysa kendini bir hiç gibi hissetmek, gerçekten bir hiç olduğun anlamına gelmez; bazen insanın kendisine bakışını acı, yalnızlık, hayal kırıklığı ve yorgunluk şekillendirir. kişinin değeri, başkalarının onu ne kadar fark ettiğiyle ya da ne kadar başarılı olduğu ile belirlenmez.
sonra dayanamıyorsun. her şeyi içine atmaktan yavaş yavaş tükendiğini hissediyorsun. seni çok iyi anlıyorum diyen herkesin, seni anlamadığını görüyorsun. en yakınından uzaklaşıyorsun. yapabildiğin en iyi şeyin, yazmak olduğunu görüyorsun. yazıyorsun. herkesten saklasan da, gizlesende tükeniyorsun. hani o dışarıya verdiğin mutluyum imajı var ya, içini yiyip bitiriyor. biri gelse ve gerçekten de tam anlamıyla yanında olsa, düzeleceksin gibi geliyor. ama o kadar çok yenilgiye uğradın ki, sevmede, değer vermede, bir yanın hep kimseye güvenme diyor. o yanına yenilmeye başladığın zaman, asıl acıları tatmaya da başlıyorsun. işte o anlar kalbinin, aklını yendiğin anlar oluyor. ve benim kalbim aklımı hep yeniyor. değer vermekte bir sorun yokta, aynı önemi, ilgiyi, sevgiyi, değeri göremeyince başlıyor asıl sorun. asıl sorunlar, asıl canını yakanlar oluyor. birde yitirdiklerin var, dönülmez yolda bıraktıkların, geri dönmeyeceğini ezberlediklerin. hani her şeyde derler ya “hayat devam ediyor” aynen öyle. ne giden geri geliyor, ne kalanlar değerini biliyor, ne yerin, nede kıymetin değişiyor. sen sadece günden güne eriyorsun, tükeniyorsun, hissizleşiyorsun. ama gerçekten de aklım bu savaştan üstün çıkarsa, o zaman tam anlamıyla sevdiğim insanlar, tam anlamıyla soğukluğu tadacaklar.
belki de en büyük yanılgımız, bir gün her şeyin düzeleceğine inanmak oluyor. bazı insanlar gitmiyor sanıyorsun, bazı yaralar zamanla kapanır sanıyorsun ama öyle olmuyor. insan alışıyor sadece; yokluğa, sessizliğe, cevapsız kalan mesajlara, yarım kalan cümlelere ve içinden söyleyip de sustuğu onca şeye alışıyor. bir süre sonra kimseye kızmıyorsun bile, çünkü kızacak kadar bile gücün kalmıyor. sadece susuyorsun, geri çekiliyorsun ve kendi içinde yavaş yavaş herkesten vazgeçiyorsun. sonra bir gün fark ediyorsun ki seni en çok üzen insanların hiçbirinden artık bir şey beklemiyorsun. işte asıl bitiş de orada başlıyor. çünkü insan sevmediği için değil, artık hiçbir şey hissetmediği için gidiyor. ve ben de bir gün tamamen sustuğumda, bunun kırgınlıktan değil, içimde sana ayıracak tek bir şey bile kalmadığından olduğunu anlayacaksın.
Both you and this user will be prevented from:
Note:
You will still be able to view each other's stories.
Select Reason:
Duration: 2 days
Reason: