gitmedememm

felaketleri barındırdığım zihnimin, umut çiçeğisin. 

gitmedememm

sen o sokağın kaldırımına çökmüş çığlıklarla ağlarken; pencereleri suratına çarpıp, teker teker kapıları itelediler üzerine. çığlıklarını bastırsın diye kahkahalarının dozunu arttırdılar. bak. yalnızsın. kendini bile unutsan o gün, o sokakta neler olduğunu unutma. asla.

gitmedememm

hatırla kimse yokken ben vardım. sen bile senden caymıştın, bi tek ben yanındaydım. şimdi üstünde mağrur bir ceketle, sana boynunu bükmüş birinin karşısında, sanki düşmanınmış gibi dimdik duruyorsun. dön de arkana bak, bu hikayeyi kim yazdı. kim o ceketi omuzlarına bırakıp, seni bir utancın elinden aldı. yapma nolur, senin yıktıklarını ben topladım. bir bataklığın içinden, dibe batmak pahasına, seni ben çıkardım. sen adam oldun da güya, kimin gözüne senden aşağıdaymış gibi bakıyorsun.

gitmedememm

ve evren güzelliğini gülüşünden almadıysa kainatın sonsuz varlığına inanmıyorum demektir.teninin sıcaklığında kaybolmam için kaç rüya gerekir.parmak uçlarını özledim ve dudakların dudaklarımı görmeden kıvrılmıyor yukarı.içtiğim için başım dönmüyor ben sadece seni hayal ediyorum.

gitmedememm

gün gelecek hayatı bize zehir eden herkes mezarımın başında tanışmak isteyecek ölümle.üstüme atılan toprakta yetişen çiceklerin hepsi gözyaşlarıyla büyüyecek.ama sana söz veriyorum.kokunu bıraktığın o ceketini almadan gitmeyeceğim bu dünyadan.
Reply