yosunumbirgece

Tekerlemelerinle büyüdüğüm bu evde, anılarından kalan parçaları topluyorum kırık kalbimle. Dokunduğum her anıdan buruk bir gülümsemeyle ayrılıyorum. Sonrası ise gözyaşı. Saatlerce yaptığımız uzun sohbetlerin acı tadı yakıyor boğazımı. Özlemim dilimde yuvarlanıyor, kalbime saplanıyor bir bir eskiler. Omzunda ağladığım günlerden elimi sımsıkı tuttuğun günlere geçiyorum. Sonra bana diyorsun ki, üzülme, ben yaşadığım sürece sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim. Yaşarken farkedemediğim varlığının değerini olmadığın her gün en ağır şekilde ödüyorum. Özlüyorum. Çok özlüyorum. Varlığının verdiği güveni özlüyorum. Gülücüklerindeki samimiyeti özlüyorum. Çocukluğumu özlüyorum seninle. Merhametini, karşılıksız sevgini, neşeni özlüyorum. Bana öğrettiğin güzel şeyleri özlüyorum. Şiirlerindeki aşkı özlüyorum. Sana dair ne varsa ben çok özlüyorum. Yokluğunda büyümem gerektiğini biliyorum. Düştüğümde kaldıracak bir el yok artık. Seni çok seviyorum, seni çok özlüyorum Dedeciğim, huzur içinde yat.

yosunumbirgece

Tekerlemelerinle büyüdüğüm bu evde, anılarından kalan parçaları topluyorum kırık kalbimle. Dokunduğum her anıdan buruk bir gülümsemeyle ayrılıyorum. Sonrası ise gözyaşı. Saatlerce yaptığımız uzun sohbetlerin acı tadı yakıyor boğazımı. Özlemim dilimde yuvarlanıyor, kalbime saplanıyor bir bir eskiler. Omzunda ağladığım günlerden elimi sımsıkı tuttuğun günlere geçiyorum. Sonra bana diyorsun ki, üzülme, ben yaşadığım sürece sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim. Yaşarken farkedemediğim varlığının değerini olmadığın her gün en ağır şekilde ödüyorum. Özlüyorum. Çok özlüyorum. Varlığının verdiği güveni özlüyorum. Gülücüklerindeki samimiyeti özlüyorum. Çocukluğumu özlüyorum seninle. Merhametini, karşılıksız sevgini, neşeni özlüyorum. Bana öğrettiğin güzel şeyleri özlüyorum. Şiirlerindeki aşkı özlüyorum. Sana dair ne varsa ben çok özlüyorum. Yokluğunda büyümem gerektiğini biliyorum. Düştüğümde kaldıracak bir el yok artık. Seni çok seviyorum, seni çok özlüyorum Dedeciğim, huzur içinde yat.

yosunumbirgece

Nar çiçeği renginde kamışlardan yapılmış bir ev, etrafında sarı ağaçlar, bembeyaz gökyüzünde mavi yıldızlar.. Her şey aynı renginde.. Her şey yine kasımpatı gibi kokuyor. Aynı turuncu gözlerle bakıyor çocuk. Kırmızı asfaltlar yine aynı. Rüzgar yine aynı şarkıyı fısıldıyor. Kedilerin cıvıltısı kulağımda .Güneş üşütüyor içimizi yeniden mor ışıklarıyla. Her şey aynı işte. Görüyorum insanların neşeli haykırışlarını. Duydum 13. kattaki güzel adamı. 
          Güzel bir gecenin garip bir sabahında uyandım. Farklı kokuyordu hava. Bir şeyler yanlıştı. Önce rüyadayım sanmıştım. Ama hissediyordum. Güneş.. güneş sarımsı bir renkte inanılmaz bir şekilde sıcaklık veriyordu. Kafamı kamışlarıma vurmak istedim. Sevdiğim nar çiçeği renkli kamışlara. Başımdan akan kırmızı sıvı gri betonlara yayıldı. Korkuyordum. Tir tir titriyordum. Kafam allak bullak olmuştu. Neredeydim? Bunlar da neydi? Biri bana bir şey söylemeliydi. Her şey soluk her şey renksizdi. Sonra o geldi. Gri duvarlarımın arasından sıyrılan küçüğüm geldi. Ellerimden tuttuğunda gözleri farklı bakıyordu. Turuncu portakal gözleri ayın yeşili gibiydi. Farklıydı ve korkmuştum. Konuşmadı ve beni dışarı çıkardı. Gece oldu dedi.. Gece yıldızlar parıldar. Ama her yer simsiyahtı. Bembeyaz gökyüzüme kara lekeler bulaşmıştı. Yıldızlarım sanki bir ölü gibi bembeyaz kalmışlardı. Yıldızlarımı benden çalmışlardı. Renklerim soğuk renklerim karanlık renklerim bulanıktı. Sevmemiştim. Çocuğa baktım. Küçüğüme. Ellerime dokundu ve fısıldadı kulağıma ‘O, burada’.
          Sonra tüm insanlık ağladı.
          13.kattaki adam bileklerini kesti kırmızı sıvı içime aktı.
          Kediler cıvıldamayı kuşlara kaptırdı. 
          Sağırlar duydu. 
          Âmâlar gördü.
          Ben öldüm.
          Buradaydı. Belki arkamda belki de içimde. Belki ölmüştü belki de karanlık kalbiyle beni bekliyordu. O.. yaşıyordu. İçinde. İçinde büyümüştü. O buradaydı. O.. hep vardı.

yosunumbirgece

Büyük büyük acılar gözümde de içimde de küçüldü. İnsan büyüyence küçülüyormuş gözünde her şey. Herkes küçücük gözümde. Dünya küçücük. Boğazımdaki düğümlerim küçücük kaldılar. Eskiden bir iz bırakmak isterdim bu dünyada. Bir şeyler yapabilmek.. Şimdi hiç var olmamış gibi yok olmak istiyorum. Silinmek istiyorum. Nefret edemiyorum hiçbir şeyden. Nefret taşıması ağır bir duyguymuş. Eskiden ne de güçlüymüşüm. Ne çok nefret barınıyormuş kalbimde. Şimdi kendimden bile nefret edemiyorum. Kızamıyorum kendime bile. Kızamıyorum insanlara. Üzülemiyorum. Mutlu olamıyorum. Unutuyorum her şeyi. Büyüdükçe her şey zorlaşıyormuş. Keşke eskisi gibi olabilsem. Küçük bedenimde kocaman bir yürek taşıyabilsem.. Keşke..