12

3.1K 225 42
                                    

|İKİ HAFTA SONRA|

Arat Emirzahoğlu;

Yanımda oturan Araz sıkıntıyla nefes verdi. Düğündeydik. Yakın bir akrabamızın oğlunun düğünü vardı. Şuan ise ortam bize göre olmadığı için canımız sıkkın oturuyorduk ve boş gözlerle etrafı izliyorduk. Alp ve Mert kendi aralarında konuşuyorlardı. Can ise insanları eleştiriyordu.

"Iyyy, o cırtlak pembeye o mavi çanta gitmiş mi?!" Boşluğuma geldiği için gülmüştüm. Yüz ifadeleri çok komikti.

Bir anda çalmaya başlayan horonla amcamlar ve abimler bakıştı. Hepsi ayaklanınca babam bize baktı.

"Hadi kalkın da horon öğretelim size uşaklar!" Araz bana bakıp güldü alayla. Bende güldüm. İhtiyar'da Karadeniz'liydi ve bize az horon öğretmemişti.

Kalkınca salonun ortasına geçtik. Araz'ın sağ eli çatlak olduğundan başa almıştık onu, hemen yanına geçip elini tuttum. Sırıttı bana, gülümsedim. Babam boşta kalan elini tutmuş, onun yanında amcamlar ve kuzenler vardı. Abilerden ise sadece Uğur ve Yalın abi vardı. Arslan abi, Onur abi, Alp ve Mert annemlerle oturuyordu.

Araz, hızla başlayınca peşinden bizde başladık. Babamlar bize şaşkınlıkla baktığı için gülmüştüm, beklemiyorlardı.

Tüm salon sanki bizim oynamamızı bekliyormuş gibi sahneye dökülmüştü. Araz kollarımızı kaldırınca ona bakarak kahkaha attım. Araz'la horon teperken çok eğleniyorduk!

Geri yerimize oturmuş nefesleniyorduk. Annem yanımıza gelip elindeki peçeteyle alnımızda ki terleri sildi ve iki şişe su koydu önümüze. Yerine oturmadan önce yanaklarımızı öpmüştü.

Araz'ın önündeki şişeyi alıp kapağını açtım ve uzattım.

"Sağ ol."

"Ula nasıl da belliydi benim torunlarum olduğu!" güldük hep birlikte. Araz ise hâlâ su içmekle meşguldü.

"İhtiyar öğretti değil mi?" Dedi babam. Gülerek başımı salladım. O da güldü ve saçlarımı karıştırdı.

"Aslanlarım benim..." Arslan abiyle göz göze geldik. Gülümseyince bende hızla karşılık verdim gülümsemesine.

Gülümsemesi güven vermişti...

Dün o kadar çok yorulmuştuk ki ayaklarımız ağrıyordu. Kahvaltı yapıyorduk ve Araz uyukluyordu. Kafası öne düşünce irkildi ve tabağında ki peynirden bir çatal attı ağzına.

Bu haline kıkırdadım.

Arslan abim eliyle masaya vurdu hızla. Araz hemen doğrulup bizlere baktı ne oluyor dercesine.

"Uyuklamak yok asker!" Dedi Arslan abim hızla. Araz anlamaz gözlerle abime bakmaya devam edince abimin kaşları mümkünmüş gibi daha çok çatıldı.

"Şimdiden alışacaksın uykusuzluğa! İleride kimse sana acımayacak!"

"Emredersiniz komutanım." Dedi alayla Araz.

"Dalga geçmiyorum Araz! Birde asker olacağım diyorsun! Madem olacaksın, şimdiden zorluklara alışacaksın!"

"Asker mi olmak istiyor?" Dedi şaşkınca Kaan abi. Babam başını salladı.

"Helal lan Araz!" Dedi sonrasında.

"Sen ne olmak istiyorsun Arat?" Dedi Dinçer amcam. Herkes bana odaklanınca kala kalmıştım. Utandım ama ben.

Araz, boğazını temizleyip arkasına yaslandı sırıtarak. Masanın altından ayağına vurdum uyarı amaçlı. Ama hiç takmamıştı.

"Savaş pilotu olmak istiyor!" Dediğinde daha sert vurdum. Araz bana döndü gülerek ve masanın altından kapak yaptı. Arslan abi ve babam ne yapmaya çalıştığını anlamış olmalı ki gülmüşlerdi sessizce.

"İntikam almasan olmuyor değil mi ?!" Dedim Araz'ın duyacağı şekilde.

"Olmuyor kardeşim, olmuyor." Dedi sırıtarak.

"Oğlum siz hem havadan, hem karadan itlerin soyunu kurutmaya ant içtiniz herhalde?!" Dedi Tufan amcam.

Ee İhtiyar bizi boşuna öyle eğitmedi herhalde amca!

KURTLARIMIZI DÖKTÜĞÜMÜZE GÖRE TAMAMIZ AŞKOLARR👯👯👯

BU BÖLÜM PEK İÇİME SİNMEDİ AMA OLSUN

EĞLENCESİNE ZATENN

HER GEÇEN GÜN BÜYÜYORUZ!!!

ŞUAN İTİBARİYLE 3,25K OLMUŞUZ🥹🥹🥳🥳🥳

BİZİM BÜYÜME HIZI ŞAKA Mİİİİİİİİ

ŞİMDİLİK ÖPÜYORUM AŞKOMLARR

SAHURDA YORUMLARDA GÖRÜŞÜRÜÜZZZZ

𝘈𝘳𝘢𝘻 𝘐̇𝘭𝘦 𝘈𝘳𝘢𝘵 (𝘎𝘦𝘳𝘤̧𝘦𝘬 𝘈𝘪𝘭𝘦𝘮)  ✅Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin