[Love]
Someone To You - Banners
Yazardan
Sevgi, insanların en çok ihtiyaç duyduğu duyguydu. Sevgisiz büyüyen çocuklar, sevgisiz kalan insanlar çevrelerine veya kendilerine hep zarar verirdi. Chungha, bundan iki yıl önce kendine zarar vermeyi denemişti.
Bileklerini kesmişti ancak annesi kurtarmıştı onu. Zaten, bu hayatta annesinden başka kimsesi yoktu. Gözlerini hastanede açar açmaz ağlamaya başlamıştı. Tek istediği huzura kavuşmaktı.
Yirmi dört yaşındaydı ancak hiç arkadaşı yoktu. Ne onu arayan kardeşleri vardı, ne de babası... Şimdiyse karanlık odasında yeniden hayatını sorguluyordu. Artık her şeyi vardı; evi, arabası, işi, parası... Annesi de sağlıklıydı kendisi de.
Ama eksik bir şeyler vardı. Yalnızdı, sevilmiyordu. Bu yola çıkarken sevilmek umurunda bile değildi ama şimdi... Şimdi kalbi öylesine atıyordu sanki.
Her günü aynı geçiyordu. Sabah kalkıyor, önce yalnız yürüyüş yapıyordu. Sonra annesiyle sessiz kahvaltılar yapıyor, şirkete gidiyordu. Anlamasa da işlere yardımcı olmaya çalışıyordu.
Sonra akşam oluyordu, yalnız eve geliyordu. Annesiyle sessiz akşam yemekleri yiyordu, sonra ikiside odasına çekiliyordu.
Boş gözleri telefonuna kaydı ve ekranı açtı. Saat dörde geliyordu ama bir türlü uyuyamamıştı. Ayrıca, mesaj atan tek bir kişi bile yoktu.
Telefonu öfkeyle kapatıp sırt üstü yatağına uzandı. İpek çarşafları çıplak tenine değerken birkaç saniye mutlu oldu.
Dudaklarını ısırdı ve tavana bakmaya başladı. "Keşke doğmasaydım." Bu cümle, bütün hayatını özetleyen cümleydi işte. Bir insana, bunu düşündürmek de cinayete girerdi ona göre.
Yavaşça doğruldu ve banyoya girdi. Aynadan kendine baktı. Solgun yüzü artık değişmişti. Oldukça sağlıklıydı, hatta kilo da almıştı. Ama mutlu değildi.
Suyu açıp yüzünü yıkadı ve odasına geri döndü. Yorganın altına girip gözlerini kapattı. Sabah ailecek kahvaltıya gideceklerdi ve o, buna hiç hazır değildi.
×××
Siyah yüksek topukluları restoranda yankılanırken, yüzündeki ifadeyi bozmadan masaya oturdu. En son o gelmişti, ilk kez.
"Sonunda teşrif edebildiniz." dedi Yoona ona sertçe bakıp. Chungha yüzünde mimik oynatmadan birkaç saniye boş gözlerle ona baktı. Bir şey söylemeden ceketini çıkardı ve önündeki yemeğe başladı.
Masada her zaman olduğu gibi ölüm sessizliği vardı. Konuşulacak konu belliydi, Jungkook ve Lisa'nın birlikteliği. O, Yeonjun ve Hyo hariç kimse istemiyordu onların birlikte olmasını.
"Evet," dedi Jihoon, Chungha sırıtmakla yetindi. "Jungkook, Lisa iyileştiğine göre artık ondan ayrılabilirsin." Jungkook sırıttı ve kahvesinden bir yudum alıp, babasına baktı. "Biliyor musun baba, dediğin her şey olacakmış gibi özgüvenli olman beni çok güldürüyor."
"Düzgün konuş," dedi Yoona kaşlarını çatıp. Jungkook ona sertçe bakıp yemeğine döndü. Bugün buraya yine Lisa'nın isteği üzerine gelmişti. O Jungkook'un ailesinden uzaklaşmasını istemiyordu. Hoş, zaten aralarına kocaman bir buz dağı girmişti bile.
"O halde bana zor seçim yaptıracaksın."
"Ne yapacakmışsın?"
"Hisselerini elinden alıyorum." Jungkook güldü ve arkasına yaslanıp, aşağılayan gözlerle babasına baktı. "Bu imkansız."
ESTÁS LEYENDO
commuovere • liskook
Fanfiction"Sana bir soru sorabilir miyim?" "Evet, tabii." "Sen benim babamsın, değil mi?" "Evet, öyleyim." "Peki, benim annem nerede?" Commuovere (İtalyanca); "İçinizi ısıtan ve gözlerinizi yaşartan bir hikaye" 𝘣𝘵𝘴 & 𝘣𝘱 𝘧𝘢𝘯𝘧𝘪𝘤
