10. Bölüm

6.9K 629 132
                                    

Bir önceki bölümde bir sorun oluşmuş ve bölümün sonu kaydedilmemiş bu yüzden 9. bölümün sonu burada.

9. Bölümün sonu

Ayaz'ın sırıttığını fark ettiğimde kafamı kaldırdım hızla. Beni gördüğünde aniden tepkisini düzeltti. Ben mi yanlış görmüştüm? "Niye sırıttın?" Yüzünü buruşturdu ve "İşte bu yüzden." Dedi. "Delfin sen olmayan şeyler görüyordun, anlaşılan ilaçlarını almadığın için görmeye devam da ediyorsun."

Beni salak yerine koyuyordu. "Ne saçmalıyorsun sen?!" Masanın üstündeki ellerime elini koydu. "Sakinleş güzelim, içtiğin ilaçlar gevşemen içindi. Sinir ve gördüğün şeyleri geçirmek için."

Kendimi kaybettiğimi anladığım sırada ellerimi ellerinden sakince çekmeye çalıştım. Başarmış gibiydim. Masanın altına çektiğim ellerim yumruk olmuşken Ayaz'ın gözlerine bakmaya devam ettim. O gözlere hiç bir zaman güvenmemiştim ve güvenmemeye devam edecektim.

Hayır, vazgeçtim. Bir süre sonra güvenmediğim gözler ortadan kalkacaktı. Bu, şu an verdiğim bir karar değildi.

Hikayenin sonu başından belliydi. Ben hikayemin baş rolüyüm, eğer hayatına kimse almazsan yan karakterler her zaman kötü olanlar olur.

Benim hikayemde de yan karakterler kötü olanlardı. Gerçek beni göremeyen sahte dostlarım.

Kötü bir şey vardı. Ben hayatıma yeni insanlar almaya başlamıştım.

Bu benim belirlediğim bir şey değildi. Hikayemi belirledim fakat en başında unuttuğum bir şey vardı. Hayatımızı kendimiz yönetemeyiz, tanrının bize verdiği hayatı yaşarız.

Kaderi tanrı yazar, ben kazayı oynarım. Bana verilen hayat yaşamam için, hayatımda intikam serbest.

Dostlar en başından gerçek değildi. Aile de değildi. Belki de hayat da gerçek değil. Nereden bilebiliriz şu an ahiretten bir rüyada olduğumuzu?

Dostlar gerçek değildi. Ben bunu en başından biliyordum.

10. Bölüm

Ayaz'la salağa yatarak biraz daha konuştuktan sonra ayrılmıştık. Onlarlayken hep salağa yatıyordum sadece dün kendimi tutamamıştım. Çünkü ben gerçekten o ilaçları bana neden verdiklerini hatırlamıyordum. Benim sinir hastası olduğumu Gül'de Ayaz'da bilmiyordu. Gerçek olmayan şeyler görmediğime de kesinlikle emindim eğer her şey yalansa planlarım bir hiçti bu da ölümden farksızdı benim için.

Spor salonuna gidip bir kaç saat çalıştıktan sonra işimi bitirip çıkmıştım. Bu sırada da havanın karardığını fark etmiştim. Eve gelip soğuk bir duş aldıktan sonra kendimi yatağa atıp biraz telefonda gezinirken alt komşum yaptığı kekten bir kaç dilim getirmişti. Karnım yeterince tok olduğu için yarın yerim diye mutfağa bırakmıştım tabağı.

Çıktığım maçlardan yeterince para kazanmaya başladığımda kendime ev tutmam lazımdı. Ev ararken alt katımda oturan Mustafa amcayla tanışmıştım ve durumlarının olmadığını öğrenmiştim. Mustafa amca gelini ve torunu ile yaşıyordu. Eşi ve oğlu bir trafik kazasında ölmüş, evin geçimini sağlayan oğlu olmayınca da onun emaneti olan karısı ve oğluna bakamadığı için üzülüyordu. Oturduğumuz apartmanı oğlu ve bir arkadaşı yaptırmış fakat adamın arkadaşı ortaklıktan çıkınca apartman bir tek oğlunun olmuş. O da ölünce elektrikti oydu buydu kalmış ve aç kalacak hale gelmişler. Normalde eski bir evde oturacağımı düşünmüyordum ama onları görünce ne kaybederim diyerek buraya taşındım. İlk olarak apartmanın Mustafa amcanın gelininin üstüne geçmesini sağladım. Adam yaşlıydı. Ne olur ne olmaz ölür kalırsa sonra bir daha uğraşmak zorunda kalınmasın diye gelininin üstüne yapmıştık. Sonra da dairelerin içini boyattırdık ve ben de buraya kiraya çıktım. Şimdi de her ayın kirası hesaplarına yatırılıyor ve karınlarını doyuruyorlar. Keki de Mustafa amcanın gelini Sibel getirmişti.

Aşiret DızlamakWhere stories live. Discover now