4.BÖLÜM - KABUSLARIN BİTTİ, ŞİMDİ RÜYA ZAMANI

9.8K 1K 243
                                    

ve Ben geldim... Herkese mutlu haftalar =)

--------------------
Bensizken olduğun o hayatı unut...
Artık benimlesin, benim hayatının her anı...
Ağlamalar, üzüntüler geride kaldı.
Kabusların da bitti, şimdi rüya zamanı...

“Kız yine nerelerdeydin,” dedi kadın terliği arkasından fırlatarak.
“Ana valla güvercinlere yem vermeye gittim,” derken avludaki kolonun arkasına saklanıp, başını eğdi.
“Kız sen beni deli mi edeceksin Nehir? Kızım eşek kadar oldun. Abin baban duyarsa ne der?”

“Aman ne yaptım sanki? Güvercin besledim,” deyip, odasına koştu. Kapıyı kapatır kapatmaz da o adamı düşündü. Hemen can dostu Heja’yı aradı. Telefon çalarken kendini yatağına attı.
“Efendim Nehir?”

“Heja!” dedi heyecanla.
“Ne oldu? Ne bu sesin nefes nefesesin?”
“Ben birini gördüm bugün.”
“Eee?”

“Ya Heja çok yakışıklıydı. Belli buralı değildi. Ama yanındaki kızı geçen senin abinin arabasında meydanda gördüm.”
“Anlamadım. Benim abimin mi?”
“Evet. Bugün de onun yanındaydı işte. Bu çocuğu ben... Geçen havaalanında da gördüm. Abimin geldiği gün.”

“Ya yanındaki kız sevgilisiyse?”
“Ya yok ‘abi’ diye sesleniyordu fotoğraf çekilirken. Kardeşler onu duydum. O garanti. Ama içimden bir ses onunla tekrar karşılaşacağımızı söylüyor. Bir durup, bana bakışı vardı ki... İçim eridi Heja ya...”

Heja bir an kendi yaşadıklarını düşündü. Anlatıp anlatmamak arasında kaldı ama sonra vazgeçti. Adam aramızda sır kalsın, demişti. O da o yüzden sadece arkadaşının heyecanını dinledi. Tam iki saat.

***

“Burası çok güzelmiş,” diye mırıldandı Yaren karşısındaki adama, bir yandan da etrafına bakınıyordu.
“Beğenmene sevindim.”

Berk gözlerini kardeşine dikmiş, onu görmeyen adamın büyüsünü sesi ile bozdu. “Bende çok beğendim.”
Fırat birden kızdan gözünü çekti. Bu adamdan kesin dayak yiyecekti. “Sizin de beğenmenize sevindim.”

“Eminim,” diye homurdandı sessizce, sonra gülümsedi, “Bana sen diyebilirsin.”
Fırat kibarca gülümsedi, “Ne işle meşgulsün Berk?”
“Ben mi? Mimarım,” dedi etinden bir parça yiyerek. “Büyük bir şirkette baş mimarlık yapıyorum. Hoş babam ve annem onların mesleği olan öğretmenliği seçmemizi istediler, ama ne ben ne de Yaren istemedik. Onlara göre tek meslek memurluk. Geri kalanı boş.”

“Öyle mi?”
“Aynen. Hatta Yaren’in buraya geleceğini duyduklarında demediklerini bırakmadılar. Annem hala huzursuz.”
Fırat kaşlarını kaldırdı. “Neden? Urfa çok güzel bir memlekettir.”

“Orası öyle de, işte gel bunu bizimkilere anlat. Ben İstanbul’da okudum sırf bu yüzden. Biraz fazla tedirginler sanırım. Bir de Yaren’in kabus-”
“Abi!” diye onu uyardı Yaren.
“Sorun ne?” diye araya girdi Fırat. “Kabus diyordu abin.”

Yaren derin bir nefes alıp verdi. Tam ayrıntıya girmeden üstün körü anlattı, “Önemli bir şey değil. Çocukluğumdan kalma. Küçükken bir kaza geçirmişim. Tedavi için bir süre ailemden ayrı kaldım ve o kazada hafızamı kaybettim, altı yaşımdan öncesini hatırlamıyorum. O nedenle de kabuslarım oluyor arada.”

“Anladım. Çok geçmiş olsun.”
“O kadar ki ben çok küçükmüşüm Yaren gittiğinde, onunla altı yaşına geldiğinde tanıştım. Ben de dokuz-on yaşında falandım.”
“Ya, gerçekten tuhafmış.”
“Evet. Siz ne iş yapıyorsunuz?”

KALBİM DÖKÜLÜYOR SANA - Doğu Serisi II -FİNALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin