4. Hayal'in Kırıklığı

69 15 61
                                    

Medyadaki müziği dinlemeyi unutmayınız

Yoruldum demekten bile, yoruldum.
Oysa daha söyleyecek ne kelimelerim, anlatacak ne hikayelerim, dinletecek ne şiirlerim vardı.
Hepsi yorgunluğumla yok olup başka bir bedene karıştı.

___________________________________

~3 ay önce

Gündüzün geceye karıştığı zamanlar, elimizin tersiyle ittiğimiz el fenerlerini hatırlayalım. Dostumuz, düşmanımız, sevdiklerimiz ve sevmediklerimiz her kim varsa etrafımızdan bir bir gidişini, yok olup kayboluşunu hatırlayalım. Elimizdeki bir fenerin olmayışını hatır saymayanlar, bizi yalnız bırakanlar, kaderimiz yaptıklarımıza yön verirken fenerimizin olmayışından çok şey kaybedişimizi hatırlayalım. Bir feneri elimizle ittik, tüm yalnızlıkları sırtımıza yüklendik.

Yalnızlaştırılmaya mahkum olmuş bedenlerimiz kendi yolunu bulmaya çalışırken yoruluruz, kayboluruz, düşer dururuz ama eninde sonunda hedef olur, dikkat çekeriz. Biz bu yolda yaptıklarımızla parlar gideriz.

Hissedemediğim, göremediğim, duyamadığım her şeyin üstüne sünger çektiğim zamanlar oldu. Böyle "artık bitti." dediğimde geri dönüşü olmayan çatışmalardan sonsuza dek ayrılmayı hep göz önünde bulundurdum. Bana zarar verdiğini düşündüğüm biri varsa, ondan uzaklaştım. Kendimi üzmek istemedim. Karşımdaki fedakârlık yapmadıkça kılımı kıpırdatmadım. İlk adımı hiç ben atmadım ve yol yordamı hiç ben öğretmedim. Spontane gelişen olaylara sessiz kalarak, ilişkimi kestim. Zorlamaya gerek duymadım. O kişinin sevgisine ihtiyacım yoksa da ondan uzaklaştım.

Serdar, tüm tabularımı anında yıkan ilk erkekti. İstemediklerimi yaptırıp, hoşlanmadıklarımı sevmeye beni mahkûm etti. Sertti, ulaşılmazdı ve gözü pekti ama bana ulaşamadığı her an gözlerindeki yeraltının ini belirirdi. O istemediği sürece bir şey yapmazdık. O istemezse gitmez, o istemezse görüşmezdim. Gözümün önündeki perdeye inanamıyordum.

Bunun bir zayıflık olduğunu başlarda hiç düşünmesem de artık bence, bu bir zayıflıktı. Eline verdiğim fazladan ipler beni zayıflatıyor, ona bağlı kılıyordu. Hür değildim ve bir kadının en doğal hakkı, hür olmaktı. İstediğini yapabilmekti.

"Ne dersiniz, telefonun gideri var mı?"

Şimdi yarım saattir koltukta oturmuş, telefon tamircisinin cihaza yaptığı işlemleri izliyordum. Tırnaklarım dudaklarım arasında yerini değiştirip dururken adamın durmasıyla ona baktım.

"Telefon gitmiş abla ama içindeki bilgiler senin için çok önemliyse sim kartını çıkarıp yedekleyelim buradaki her şeyi." Umudumu tam kaybetmişken adamın söylediğiyle ayağa kalktım.

"İçindeki tüm mesajları falan... aktarabilir miyiz?" Adam yüzüme şüpheyle baktı. Gözleri ben ve telefon arasında mekik dokurken dudaklarımı dişledim.

"Tabii ki. Bunları aktarabileceğim bir telefon lazım o kadar."

"Benim telefonum olur mu?!" Çantamda telefonumu arayıp çıkardığımda adamın yüz ifadesi donuklaştı.

"Bu senin telefonun değil mi abla?"

"Ah, evet tabii ki benim telefonum. Fakat onu sadece işte kullanıyorum ve içinde çok önemli mesaj ve bilgiler var. Kurtarabilirsek çok sevineceğim."

Adam biraz baktıktan sonra telefonu eline aldı. Dişlerimi sıkmaktan çenem ağrımaya başlamıştı.

"Sanırım yeni bir cihaz gerekecek buradaki her şeyi yedeklemek için. Uygulama şifreleri falan da burada. Gerçi siz bildiğiniz için şifreleri almama gerek yok ama-"

Meyus | AlelekserHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin