1

47K 2K 398
                                    

1

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

1.Bölüm (Yarı Tanıtım)
*Şah mat...*

"Komutanım etrafımızı sarıyorlar."

Sinan'ın sürücü koltuğundan bana dönerek söylediği şey ile dudağımın sol kenarı kıvrıldı.

Her şey planına göre ilerliyor , bu itler de hiç düşünmeden atlıyorlardı.

"Güzel... Göktürk Timi ve Sihalar ne durumda?" Dediğimde cevap veren bomba imhacımız Süleyman olmuştu.

"Komutanım tim yerini aldı , bizden haber bekliyor , Sihalar da yaklaşık 3 dakika sonra burada olacaklar ve vardıktan 15 saniye sonra bombalar atılacak."

"Çıktıktan sonra iki dakikanız var beyler! İşimizi iki dakikada bitirip çıkacağız. Arada patlamak istemeyiz değil mi?"

"Emredersiniz komutanım." Dediklerinde çıkış emrini verdim.

Terörist şerefsizler daha ne olduğunu anlamadan biz arabadan inmiş ve silahları ateşlemiştik.

Göktürk Timi de aldığı onay ile onların etrafını sarmıştı.

Şerefsizler bizi pusuya düşürdüklerini sanarken asıl pusuya düşen onlar olmuştu.

Kapıyı kendime siper ederken önüme gelene sıkıyor ya alnından ya da kalbinden vurarak direkt öldürüyordum.

Bir de onların sakatlıkları ile uğraşamazdım.

"Kaç dakika kaldı tilki?!" Diye Süleyman'a seslendiğimde şerefsizin birini vurarak cevap verdi.

"20 saniye verdiğiniz süreden kalan komutanım! Silahların ateşlenmesi için 1 dakika 35 saniye var!" Dediğinde kulaklığa konuştum.

"Duydunuz , son saniyeler! Hepsini halledin!" Dediğimde hepsi onaylamış ve daha seri sıkmaya başlamışlardı.

Alnımdan akan terler şakaklarımdan süzülürken derin nefesler ile askerlerimi buradan çıkarabilmek için dua ediyordum.

Tehlikeli bir işe girişmiştik ama eğer başarırsak bu uyuşturucu baronları için tam bir yıkım olacaktı. Tam 2 aydır bu şerefsizler ile uğraşıyorduk.

Son kişileri de vuruken Sihalar görünmeye başlamıştı bile.

"Çıkıyoruz aslanlarım!" Dediğimde hepimiz hızlı hareketler ile arabaya binmiştik ki keskin nişancımız Taner'in olmadığını farkettim.

"Ustura nerede? Daha gelmedi mi?" Dediğimde hepimiz etrafa bakınmaya ve bir yandan kulaklık ile ona ulaşmaya çalışıyorduk. Şimdiye kadar yanımıza gelmiş olmalıydı.

Sonunda cevap verdiğinde dikkatimi oraya verdim.

"Komutanım ben pusuya yattığım yerin yakınındaki ağaçlıktayım , yaralandım." Derken sesinden acı çektiğini anlayabiliyordum.

"Durumun ne?" Dediğimde yine zorlukla cevap verdi.

"Komutanım biraz kan kaybettim." Dediğinde sinirle gözlerimi kapattım.

Pusuya yattığı yer uzaktı ve oraya gidip gelene kadar Sihalar bombaları ateşleyecekti.

"Kartal Timi , hemen buradan uzaklaşmanızı emrediyorum! Dinlemede olun." Diyerek araçtan indim ve  kapıyı kapattım. İnmek için zorlasalar da engel oldum.

"Siz benim emirlerine karşı mı geliyorsunuz? Hemen araca! Ben size yer bildireceğim." Dediğimde mecburiyetten araca binmişlerdi.

Koşarak Ustura'nın tarif ettiği yere ilerledim. Ağaçlık alana vardığımda etrafı taramaya başlamış , çok geçmeden yerde yatan Ustura'yı görmüştüm.

Yanına ulaştığımda bilinci açıktı ama güçsüz düşmesine sebep olacak miktarda kan kaybetmişti. Bacağından yaralanmıştı.

"Ko-komutanım neden geldiniz?" Dediğinde umursamadan cebimden çıkardığım bir bezi yarasına bastırdım.

"Onu bunu bırak Ustura! Gitmemiz lazım. Kalkabilir misin?"

"Kalkarım komutanım , Allah'ın izniyle." Dediğinde onaylayarak onu sırtından destekleyerek kalkmasına yardımcı oldum.

O tüm ağırlığını üzerime vermemeye çalışırken ben aksine almaya çalışarak ilerletmeye başladım.

Kısık inlemeleri benim canımı acımasına sebep olsa da dayanmak zorundaydı. Buradan onu çıkarmalıydım.

Tahminen 40 saniye civarı kalmış olmalıydı.

Hemen kulaklığa konuştum.

"Bizi Göktürk Timinin pusu kurduğu yerin batısından alın!" Dediğimde aslanlarım hemen cevap vermişti.

"Emredersiniz komutanım."

Biz dediğim yere ilerlerken Ustura iyice kötüleşmişti. Alnındaki kabaran damar , canının ne kadar acıdığını anlatıyorken o sesini çıkarmamaya çalışıyordu.

Yetiştirdiğim askerlerimle bir kez daha gurur duymuştum o an. Dayanıklılıklarıyla , azimleriyle , vatan sevgileriyle...

"Durumun ne Ustura?"

"İ-iyiyim komutanım."

"Bok iyisin aslanım." Dediğimde dudağının bir kenarı kıvrılmıştı.

Dediğim yere ulaştığımda bizimkiler de hazırda bekliyordu. Hızla yanımıza gelerek Ustura'yı almış ve arabaya bindirmişlerdi.

"Son 10 saniye patlamaya." Derken bir yandan arabaya atlamış uzaklaşmaya başlamıştık.

"9 , 8 , 7 , 6 , 5 , 4 , 3 , 2 , 1 ve bom!" Dediğimizde depo havaya uçmuş biz de yeteri kadar uzaklaşmamız sayesinde hafifçe sallanmıştık.

Sağlıkçı , Ustura'yı kontrol ederken biz de dikkatle ona bakmaya başlamıştık.

"Komutanım kurşun sıyırmış ama kan kaybetmiş. Allah'ın izniyle hastaneye yetiştirirsek tamamdır. Ben zaten kanamayı az çok durdurdum. Yani hayati bir durum yok." Dediğinde onayladım. İçim rahatlamıştı.

Bu sefer konuşan , acıdan nefes nefese kalmış bir Ustura olmuştu.

"Ne diyorduk komutanım?" Dediğinde burukça tebessüm ettim.

"Şah mat , aslanım , şah mat..." Dediğimde artık herkes burukça tebessüm ediyordu.

" Dediğimde artık herkes burukça tebessüm ediyordu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

.
.
.

🔫 Yeni hikâyeyi nasıl buldunuz?

🔫 Bu bölüm hiç içime sinmedi ama olduğu kadar yazdım çiçeklerim...

Şah Mat | ♠️ (✅)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin