30. bölüm

12.1K 879 105
                                    

İyi okumalarr

Boğazım kurumuş ve endişeli halde karşımdaki kardeşime bakıyordum. O da şaşkınlıkla ve elindeki tabakla bana bakıyordu. Ne ara maçını bitirip eve geldin brom? Babam ne ara yemeği hazır hâle getirmişti?

"Senin ne işin var burada?" meraklı ve şaşkın çıkmıştı sesi. Boğazımı temizleyip konuşmaya başladım.

"Senin maçın vardı."

"Ne işin var senin burada diyorum."

"Maçın iptal mi oldu?"

"Aynen, sorumu cevapla şimdi."

"Hangi soruyu."

"Delirtme beni, niye buradasın?"

"Aa ben yanlış eve mi girmişim?" arkama baktım, sanki eve inceliyormuş gibi. "Karıştırmışım ya, hadi gidelim." elindeki tabağı alıp rastgele bir yere bıraktım, aşırı saçmaladığımın net bir şekilde farkındayım. Koluna girip ilerlemeye çalıştım ama yerinden hareket etmedi.

"Saçma sapan konuşma! Salak mı var karşında?" kaşlarını çatarak kolunu benden çekti.

"Bilmem, salak mısın?"

"Abla! Düzgünce açıkla beni sinirlendirme." inan açıklayabilsem açıklarım.

"Dedim ya yanlış-"

"Abla!"

"Ne abla, abla ne? Hadi ben gidiyorum." gitmeye çalışırken bileğimden tuttu.

"Ne işler çeviriyorsun? Ayağında kendi pandufun var." bileğimi kurtarmaya çalıştım ama boşa uğraştım.

"Şey, galiba bu evin de kızı var ve ne tesadüf aynı pandufa sahipmişiz demek ki." dedim gülmeye çalışarak. Sokrates'in savunması daha gerçekçidir.

"Saçmalayıp durma! Adam akıllı açıkla şunu."

Bileğimi tutan Deniz'in elini birisinin tutup çevirmesi ve boynunu kolunun altına sıkıştırmasıyla Deniz'in ağzından acı bir inleme döküldü.

"Kimsin lan sen!" tatlı sevgilim de ortama giriş yaptı.

"Yiğit, kardeşim o!"

Mustafa Yiğit'in geldiği yöne Deniz'in arkası döndük olduğu için yüzünü görmeden gerçekleşmişti bu olay. Benim bileğimi çektiği ve Deniz'in de izin vermediğini gördüğü için böyle bi tepki vermişti, yüksek sesle konuşmam ile Mustafa Yiğit hızla Deniz'den ellerini çekti. Fakat ani güç gösterisinin Deniz'in canını yeterince yaktığına eminim.

"İyi misin?" elimi sırtına koydum, Deniz eğilmiş, öksürerek bileğini tuttu.

Mustafa Yiğit, Deniz'in boynuna bakmak istedi ama Deniz'in itmesiyle geri çekildi.

"Asıl sen kimsin lan! Ne hakla bana bu şekilde saldırıyorsun?!" Deniz yerinde doğrulup Mustaf Yiğit'e bir adım attı. Aralarında çok mesafe yoktu zaten.

"İçeriye girelim." dedi Mustaf Yiğit sakince. Sesler çok çıkıyordu içeri girmek en mantıklı şeydi.

"Adam gibi açıklayın!"

"İçeri girelim, halledelim. Çok ses çıkıyor." dedim Deniz'e doğru, şuan gerçekten çok sinirli görünüyordu. Deniz'in kolundan tutup zorda olsa içeriye girmesini başardım, Mustafa Yiğit'de arkamızdan girip kapıyı kapattı. Deniz'den ayrılmadan salona kadar ilerledik.

IBAN AT -textingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin