3:Bir takım münakaşalar

35 31 13
                                    

Keyifli okumalar çiçeklerim.^^

3.BİR TAKIM MÜNAKAŞALAR

BİR TAKIM MÜNAKAŞALAR

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


🦋

Genelde gece verilen kararlar yanlış olurdu. Ama ben başıma vuruk biri olduğum için yattım yatalı bunu düşünüyor, doğruluğunu ölçüp tartmak yerine nasıl yapacağımın yollarını arıyordum. Böyle zamanlarda gözüme bir gram bile uyku girmiyordu ve çoğu zaman saçma sapan kararlarla güne başlıyordum.

"İçinde Duru var?" Diye söylendim kendi kendime "Ne kadar saçma olabilir ki?" Kendi düşüncemi redderek iç çektim ve ellerimi başımın arkasından çektim. Şu tarot meselesi neydi, ne değildi sırf Duru çok ilgili diye ayrıntısına kadar bilme isteği vardı içimde. Kartları parçalayasım ve okumayı bırakarak falcılığa atanasım vardı. Sakin olmalıydım değil mi? Daha ortada fol yok yumurta yok ben hayatımı bitirme planları kuruyordum. Bir yandan da tedirgindim, çünkü beynime doluşan o kadar madde yetmezken bir de tarotu kaldırabileceğinden pek şüpheliydim, üstelik çarpılma işleri falan da vardı, belki birazcık tırsmış olabilirdim. Hoş var mıydı ondan bile emin değildim.

Yazılı anayasalar la bile kavga ederken kafamın kart işlerine pek basmayacağına bahse girerdim ama ateşle oynamayı severdim. O sektöre girme eğiliminde olmamama rağmen Altay'ın okuduğu şeyler aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Kişilerce bir tür büyü olarak sayılıyormuş ama manevi bir değeri varmış. Profesyoneller tarafından yapılınca daha iyi oluyormuş demişti. Bir tür büyüydü sanırım onun beni etkilediği büyü kadar olmasın ama büyüydü işte. O işe girsem en fazla ne olabilirdi ki? Çarpılabilirdim belki ama onun büyüsü bile beni çarpmadıysa başka bir büyünün işleyeceğini pek sanmıyordum. Yine de emin konuşmamak gerekirdi ben bunun dersini yıllar önce almıştım. Yaklaşık dört beş yıl önce kadar.

Eve geldiğim gibi "Bir daha aşık olanın amına koyayım!" Demiş ve odama kapanarak ağlamıştım. Bir jilet atmadığım kalmıştı bileklerime resmen. Yemek yememiş, kimseyle konuşmamıştım. Hiç eve bile gelmiyordum doğru dürüst, ergenliğim beni fena çarpmış olabilirdi. Sabahlara kadar Müslüm Gürses dinlediğim, annemin beni o halde görüp üzerine bir de dayak attığı günlerdi. Zaten hiç mutlu değildim bir de annem dayak atıyordu ultra mutsuz oluyordum. Dayak dediğimde saçlarımı karıştırıp popoma bir terlik yapıştırıyordu. Ağlamamın sebebi ise sevdiğim kız tarafından reddedilmemdi. Bunu benliğime yedirememiştim sanırım çünkü o sıralar en yakışıklı bendim. Okulun, evin, şehrin, dünyanın en yakışıklısı bendim. Hoca nerelisin diye sorsa, "Yakışıklıyım hocam." Diyecek raddeye gelmiştim. Gel gelelim ki zalımın birinden sağlam rest yiyene kadar. Ben ki başkanlık seçimlerinde tebrik etmek için elini sıktığım ve iki gün boyunca insani ihtiyaçlarımı bile tek elimle yaptığım ben. Sırf elimi sıktı diye günlerce o ele kimseyi dokundurtmayan ve öylesine alınmış silgiyi peçeteye sarıp ipe bağlayıp boynuma asan ben. Ben ben Yağız, bu sevgiye fena bir reddedilme hak mıydı şimdi soruyorum size! Elinizi vicdanınıza koyun ve bir süre düşünün. Böyle seven bir kişiyi reddetmek hangi kitaba sığardı?

Aşkta Her Yol MübahtırHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin