5.BÖLÜM

55.3K 2.2K 567
                                    

Keyifli okumalar<3

**
Seko denilen mal eve geldiğimiz de zorla telefonumu elimden almıştı.Sonrasında beni ezme pis bir yere getirip fare gibi bırakmışlardı.Bir hafta yemek vermişlerdi ama iki gündür ne gelen vardı.Ne de giden.
Açlıktan ölmek üzereydim.Bağırıyordum ama kimse sesimi duymuyordu.Zaten artık ses çıkartacak halim bile kalmamıştı.

Göz yaşlarım sanki ağlamaktan kurumuştu.
Öyle ki ağlamak istiyordum.Saatlerce ağlayıp onu içmek.Çünkü biraz daha susuz kalsam öylece ölüp gidecektim.

Ayağa kalktım ve artık yaş yerine neredeyse kan akacak gözlerimi umursamadan ağlamaya başladım.

Küçücük bir camdan hava almaya çalışıyordum.Benim suçum neydi ve neden ben hala buradaydım.

Annem...Babam...beni merak etmekten helak olmuşlardır.Hatta evden kaçtığımı bile düşünebilirlerdi.

Bugün benim doğum günümdü.10 gün geçti.Saymıştım.Başka da işim yoktu hani.
Dudaklarım kupkuru açacak halim bile yoktu.

Doğum günümde büyük ihtimalle açlıktan ve susuzluktan ölecektim.

Kapıya yaklaştım.Hala kilitliydi.Bu kapıyı kırmam lazımdı.Zaten o salak patron yanıma bir kere bile gelmemişti.Burada esir tutmuştu.Oruspu Piç!

Etrafta gezindi gözlerim.Eski püskü bir tahta parçası gözüme ilişti.Toz toprak olmuş ellerim,yağdan bin beter olan saçlarım...Pis kokan tenim.Kendimden bile tiksinir duruma gelmiştim.

Tahtayı elime aldım ve tekrardan kapıya yaklaştım.Kapı ve duvar arasına sıkıştırdığım tahtayı ters yönüne ittirdim.
O kadar açtım ki tahtayı itecek gücüm bile yoktu.

Bir ittim..

İki ittim...

Olmadı.

Durdum dinlendim.

Tekrar ittim tekrar ittim.

Olmadı.

İki saat öylece denedim ama olmadı.Bir türlü o lanet kapıyı açamadım.

Sinirle son kalan gücümle kilit yerine vurdum.Kapı kilidi şak diye kırıldı.Gözlerim fal taşı gibi açıldı.Ben kapı?Kırdım?

Heyecanla bağırmak istedim ama hemen kendimi toparladım.

İlk olarak su içecek bir yer bulmalıydım.

Uzun olan koridorda neredeyse on dakika öylece yürüdüm.O ki ayaklarımda artık dayanacak bir güç kalmamıştı.

En sonunda boylu boyunca dizilen simetrik bir şekilde duran kapılar gördüm.

Lan ben ölüp mahşere mi gelmiştim?

Bu ne böyle sırat köprüsü gibi seçeneklerle dolu?

En sonunda dayanamadan bir odaya daldım.

Burası bomboştu.Sadece kahverengi Kutular ve ondan taşmış silah parçaları görünüyordu.

Hemen o odadan çıktım.

Yürüdüm ve köşeyi döndüğümde diğer bir odaya daldım.Yes be!

Banyoydu burası.Hemen musluğa gidip suyu açtım.Ağzımı su gelen kısma dayadım.
İştahla beş dakika boyunca aralıklı nefes alarak su içtim.Öyle ki karnım biraz midemden ayrılmıştı.

Hızlıca üzerimden şortumu ve üstümü çıkardım.Banyoya bir atlayışım var millet hayatının en büyük adımına böyle dalmıyordur.

Suyu açtım ve kafamdan aşağıya ılık suyun akışını hissettim.O kadar iyi gelmişti ki.

Bir an bu esaretten kurtulduğunu,özgür olduğumu hissettirmişti.Gülümsedim. Haftalardır bana haram kılınan bir duyguydu bu.

Evet ben kötüydüm ama habersiz çıktığım evde bıraktığım kişiler daha beter haldeydiler.Buna emindim.

Gülümsemem ağır ağır soldu.Kalbimi de beynimi de derin bir hüzün kapladı.

Ne yapıp edip buradan kaçmalı ve polise gitmeliydim.

Önümde duran şampuandan alıp rastgele elime boca ettim.Tekrar köpükledim heryerimi tekrar yıkadım.Tekrar ve tekrar.
Ta ki şu pis koku üzerimden gidene kadar.

Belli bir süre sonra duştan çıktım.Yere attığım kıyafetleri üzerime giyindim.

Saçlarım sırılsıklamdı.Ama olsundu.Kokmaktan daha iyiydi.Neredeyse üzerimde hiç bir şey yoktu ve ben donuyordum.Ama bunu takmadan kulpu indirip,kapıyı açtım.

Kafamı kapıdan çıkardım ve etrafa bakındım.Kimse yoktu.Kimsecikler etrafta görünmüyordu.

Hemen hızlı adımlarla yürümeye başladım.
Bir ışık bir çıkış yolu aradım.

Tam koridoru dönüyordum ki konuşma sesleri ayağımı yere çiviledi.

"Abi diyorum ki kız yok ne yapacağız.Patron bizi öldürür."

Bu Korkut'un sesiydi.Oruspular ben açlıktan ölürken neredeydiler.Zaten seni öldürmek istediler aptal Mine!

Beyin Eror...

"Sen odalara bak,ben bahçeye bakayım."

Bu da sert kalın bir sesti.Ama kime aitti bilmiyordum.

Kendimi en ücra köşeye sakladım.Nefes dahi almıyordum.Önümden Korkut hızlıca geçti.Odaların sertçe açılıp kapanma sesleri geliyordu.

Kafamı tekrar kenardan çıkardım.Kimse yoktu.Hızlı adımlarla parmak üzerinde koşmaya başladım.

Koştum.Koştum.Koştum.En sonunda çıkacak bir kapı bulmanın heyecanıyla daha da hızlandım.

Evden çıktıktan sonra önüme kocaman bir arazi çıktı.Hatta göl bile vardı.Oraya taraf koştum.Hiç durmadan.Biri görür mü diye düşünmeden.Sadece kurtulmak için.Yaşamak için.Özgür olabilmek için koştum.

Ayaklarımın ucu ağrıdı durmadım.Nefes alacak gücüm kalmadı.İnadına durmadım.
Ölebilirdim ama böyle ölmeyi beklemeyi kabul edemezdim.

Nefes alış verişlerim aşırı dengesizleşmişti.

Daha da hızlı koştum.

En sonunda gölün sağ tarafında kalan bir patika gördüm.Ama teller vardı.Oraya doğru koştum.Teller bile her yerimi kesebilirdi sıkıntı değildi.

Tellerin olduğu noktaya geldiğimde hızlıca üzerimde duran üstü çıkardım.Öyle ki sadece südyenle kalmıştım.Ama diyorum ya insan can derdindeyken düz duvara bile tırmanabilirdi.

Üzerimi tellerin üzerine attım.Taş duvara ayağımı dayadım ve diğer bacağımı telin diğer kısmına attım.

Telin ucuna tutundum ve diğer ayağımı da atarken bir ses beni olduğum yere çiviledi.

"Nereye Küçük hanım?"

**

Oy ve yorumları unutmayalım.

Diğer bölüme kadar hoşçakalın<3

BENİM MAFYA'M | TEXTİNGHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin