23.BÖLÜM

27.5K 1.1K 444
                                    

Keyifli okumalar**

60 GÜN KALDI

***

Günün doğması aslında ne büyük bir şereftir herkes için.Öyle de değil mi sizce?
Sanki insana yaşadığını ve bundan sonra bir günün daha olduğunun yeminini eder.
Günün barbat geçiyorsa bile,yarınlar da var onlar güzel geçer belki deyip tutunuyoruz bu hayata.İşte biz hayatımızı bilip bilmeyerek belkilere bağlıyoruz.

Belki kelimesi sadece ağızlarda değil,beynin ta ücra köklerinde bile kraliyetini kurmuştu.İşte bazen insan ister istemez belkiye sığınmak istiyor.O belki kelimesine tutunup yanlış bir karar vermek istemiyor.

Tabi bu-belki-kelimesinin çok büyükte bir düşmanı vardı.Merak.

Merak benim belkilerim ile yarışıyor,ardı ardına kesilmeyen bir ürperti bırakıyordu içimde.

Ne kadar bu merakla kapışsamda yenileceğimin bilincindeydim.

Şuan Bora'nın çalışma odasında büyükçe duran aile tablosu ile göz göze bakışıyorduk.İlk olarak göze çok güzel geliyordu.Hatta ilk gördüğümde sadece Bora ve ailesi sanmıştım.Ama bu resim artık dikkatli bakmamın sonucunda gözüme o kadar da masum gelmiyordu.

Kadının hamile olduğunu bile yeni anlıyordum ve uzaktan daha büyük görünüyorlardı. Şimdi ise kadın gayet alımlı ve güzel geldi gözüme.

Adam büyük ihtimalle kocasıydı.Peki şu küçük çocuk Bora ise yanındaki küçük kız kimdi?Akraba falan mıydı çünkü kadın hamile olduğuna göre.Dora henüz doğmamıştı.

Resme daha dikkatli bir şekilde baktığımda öyle bir detay görmüştüm ki.Kafamda milyonlarca soru belirmişti.

Kadın ve adamın yaşlarında bir adam daha vardı bu resimde.Ama bayağı huysuz duruyordu.Kimdi bilmiyordum ama şuan bu resmin çekildiği an yüzündeki siniri görebiliyordum.Acaba bunu Bora ya da başkası farketmemişmiydi?Çünkü adam olduğunca geride durmuş onları izliyordu.Büyük ihtimalle resimde çıktığından haberi bile olmamıştı.

Bu adam kimdi?Kimdi bu adam?Benzetemiyorum da!

Resim sanki bir tarihi eser ve sırlarla dolu gibiydi.İçimde ki belkiler ve merak kapışmayı sonlandırdı.Şuanda belkilere sığınmak istemiyordum.

Bunu kesinlikle akşam Bora geldiğinde onunla konuşacaktım.

Artık gözlerim resimden ayrıldı ve çalışma masasının üzerinde gezindi.Kâğıtlar ve daha çok kâğıtlar vardı.

Kenarda duran bir mekan çizimi dikkatimi çekmişti.Bora'da mı çizim yapıyordu?

Merakla kağıdı elime aldım.Bayağı iyi bir alt yapı çizdikleri çok belliydi.Ben iç mimar olsam bile çizimim gayet iyiydi.Burada eksik bir şeyler vardı.Pencere konumu olsun, kapının giriş tarafı olsun bazı eksiklikler vardı.Burayı bir iç mimar, rahatlıkla dekore edemezdi.Fakat şu kısma bir kaç dokunuş yaparlarsa.Bir saniye bunu ben yapabilirim.Neden yapmayayım?

Masanın köşesinde duran pahalı bir kalem setini görmem ile gülümsedim.Kalem setinden rast gele elime bir kalem aldım ve Bora'nın heybetli deri koltuğuna oturdum.

Belki saatler geçmişti,belki de çok az bir zaman geçmişti.Bilmiyordum.Kendimi resime o kadar çok kaptırmıştımki gözüm başka hiç bir yere bakmıyordu.

En sonunda boyun ağrım ile yerimden kıpırdandım.Kağıdı elimde tutup uzaklaştırdım ve şahesireme baktım.Oha!
Bu mükemmel olmuştu.Bu cidden mükemmel olmuştu.

Gülümseyerek kağıdı yerine bıraktım.Daha fazla bu odada kalırsam sıkıntıdan ölürdüm.

Derin bir esneme sonucu koltuktan kalktım.

BENİM MAFYA'M | TEXTİNGHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin