XVIII-XII

15.3K 1.3K 173
                                    

18 Aralık
04.35, akşamüstü.

Pek değerli beyefendi,

Korkuyorum. Tam on beş gün oldu sizi görmeyeli ve öylesine zorluyorum ki yüzünüzü tıpkı ilk gördüğüm anki gibi hatırlayabilmek için, yoruluyorum. Bazen o güzel gülümsemeniz siliniyor gibi oluyor, korkuyorum.

Öyle acımasız ki gece... Anlatamam. Çirkin hayaller sunuyor önüme, karanlığın içinden kâbuslar uzanıyor uykularıma. Saf bir duyguyla uzatıyorum elimi lakin o yetişemiyor size. Paramparça oluyor yüreğim, büzülüp kalıyorum soğuk yatağın içinde. Dün gece böylece uyuyakaldım işte. Korkularımı yıkmaya çalışırken, çaresizce korumaya çabalarken kendimi, kısa bir boşlukta uyku alıp götürmüştü beni.

Sabah yazmak istedim size aslında lakin dersler beni alıkoydu, sonrasında da başka şeyler. Onlardan bahsedip sizi sıkmak niyetinde değilim o yüzden yalnızca fazlasıyla yorucu olduklarını söyleyip bu bahsi kapatacağım. Bu konuyla alakalı olarak merak ettiğim bir şey var ancak doğrusu sorma cesaretinde bulunamadım. Fakat madem ulaşamıyor size mektuplarım, dilediğimi yazsam sorun olmaz değil mi? Dilediğimi soracağım o halde, bir gün size gönderme şansını elde edersem eğer üzerini çizerim. Sizden duymak istediğim için cevapları, tekrar sorarım.

Uzun süredir aklımda olan soruya gelecek olursam... Ne işle meşgul olduğunuzu düşünüyordum ya da hala eğitiminize devam edip etmediğinizi. Diğer yandan yaşınızı da bilmiyorum. Aslında pek çok şey yanıtsız sizin hakkınızda ve bunlar dışında öyle çok sual var ki... Çok fazla bilinmez var aramızda ve bütün bunlar büyük boşluklara sebebiyet veriyor. Aklıma kötü düşünceler geliyor, kaçıyorum onlardan lakin beni tekrar buluyorlar. Onları yenmenin bir yolu var mı sizce? Aşabilecek miyim o acımasız boşlukları, yenebilecek miyim karanlık tasaları?

Sanırım bir şekilde umut etmeye devam edeceğim. Özellikle bugün, kız kardeşimin sizi tanıyan arkadaşı ile görüşüp o yine şans eseri sizden bahsettiğinde ümitlerim büyüdü. Çiçekli Hanım, ben kendisine bu şekilde hitap ediyorum zira devamlı çiçekli elbiseler giyer ancak sanıyorum bundan ilk defa bahsediyorum, özenle topladığı saçlarını örten şapkasını çıkartırken birdenbire isminizi telaffuz etti ve ekledi:

"Bu akşam katılacağım davette o da olacakmış. Birkaç gündür şehir dışındaymış ve ne yazık, baloyu da bu yüzden kaçırmış. Doğrusu pek heyecanlıyım onunla tekrar karşılaşacağım için. Sohbeti öyle hoş biri ki! Diğer yandan fazlasıyla yakışıklı bir genç adam. Sizce de öyle değil mi?"

Kız kardeşim, benden yalnızca bir yaş büyük olduğu için düşünce yapımızdaki olgunluk eş değerdeydi. Bu sebeple vereceğimiz cevaplar, normal bir durumda aynı olurdu ancak benim size karşı olan saf hislerim bu duruma engel teşkil etti. Ona sizden henüz bahsetmediğim için kalbimdeki hızlanmayı tahmin edemezdi, ne var ki içine doğmuş gibi bana kaydı bakışları ve gülümsedi. Ben de ona gülümsediğimde arkadaşına dönerek "Kesinlikle!" diye onayladı onu.

Keşke bu gece size katılabilmemin bir yolu olsaydı. Keşke biz de çağrılmış olsaydık sizin katılacağınız o davete. Ne acı ki davetin sahibiyle hiçbir şekilde tanışıklığımız olmadığını öğreneli az bir zaman oldu. Çiçekli Hanım ile kız kardeşim ben yanlarından ayrılmadan önce bu konu hakkında konuşuyorlardı. Tanıdığımız biri değil, sanırım bir çeşit diplomatmış.

Daha yazacak birkaç cümlem, anlatacak birkaç şeyim daha vardı lakin burada noktalamak zorundayım mektubu. Çiçekli Hanım sanırım gece için hazırlanmak üzere ayrılıyor bizden. Onun olağan zamanlarda bile hazırlanması epey uzun sürer, bu gece için belki de saatlerini harcayacaktır. Onu anlıyor ve bu yüzden erken ayrılışına gücenmiyorum fakat eğer onu uğurlamak için aşağı inmezsem bana çok darılır.

Size tekrar yazacağım.
İyi günler.

Beyefendiye MektuplarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin