2.0

35.4K 2.3K 410
                                    


bu bölüm oyu hak ediyor çünkü ben yazarken çok düştüm...

 bu bölüm oyu hak ediyor çünkü ben yazarken çok düştüm

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

***

Olmaktan korktuğum yerdeyim.

Okuldayım.

Maç gününün ve Ömer'in, Ada Ertürk'ü ben sanmasının üzerinden üç gün geçmişti. Bu üç günün ikisinde okula gelmeyi inatla reddetmiştim. Maç sonrası takım ve dolaylı olarak Ömer tütünündeki antrenörler ile görüşme yaptığı için kabuslarım olan o tablo yaşanmamış Ömer direkt Ada'nın yanına gitmemişti. Zaten gitmemeliydi. Gitseydi kafayı yerdim. Gözlerimin önünde birbirleriyle göz kontağı kurmalarına bile hazır değildim. O günün şokuyla bir de bunu görseydim kalpten giderdim.

Ancak Allah bunla da çok uğraştık biraz sessize alalım demiş olmalı ki bana o acıyı da yaşatmamıştı.

Sonraki 2 gündeyse okula gelmemiştim. Bunda Ömer'i görmek istemememin sebebi elbetteki yoğunluktaydı. Daha doğrusu o gün kaçtığım Ada ve Ömer'i birlikte görmekten korkmamın etkisi. Ancak bir diğer önemli sebepte okulumuz ikinci dönem sınavlarından önce on ikinci sınıf olduğumuz için isteyen öğrencilere esneklik göstermişti. İkinci dönem de şimdiden raporlanmaya başlayanlar olmuştu. Benim de bu iki günde yoğunlaştığım bir kampım olmuştu. Kırk sekiz saatte Ayt matematik full tekrar gibi.

Hayat maalesef ki 'ay bu da aşk acısı çekiyormuş hayatını bir donduralım da doya doya yaşasın ne yaşıyorsa' demediği için bazılarımız aşk acısı yaşayarak Ayt matematik çalışmak zorundaydı.

Sistemine de... dersine de... LTİ'sine de...

"Şu adam da çıksa da ne imzalıyorsa imzalasa. Belim koptu test kitabı taşımaktan." dedi Gedi bezmiş bir suratla. "Şu sınav bir geçsin kupa çektiricem kızım belime."

"Bende istiyorum! Lütfen birlikte gidelim. Valla yamuldum ben de."  Öğle arasına bir ders kala Gediz ile birlikte Berk hocaya bitirdiğimiz test kitaplarını imzalatmaya gelmiştik. İki günlük mini kampımda bitirdiğim kitaplar proje ödevimizdi. Berk hoca son teslim tarihini bu haftaya vermişti ve bende bir son dakika insanı olarak son iki gün kala bitirmiştim. Şimdiyse sınıf arkadaşım ve aynı zamamda dokuzuncu sınıfta tanışmamızla yakın arkadaşlarım arasına giren Berk ile birlikte öğretmenler odasının önünde Berk hocayı bekliyorduk.

"Annemin var bir kaç tanıdık böyle şeyler yapıyorlar. Kupa, hacamat, sülük ne ararsan."

"Iyyy!" adını duymamla bile yüzüm buruşmuştu. "Sülük mü! Ay kusucam Gediz."dedim test kitabı taşımadığım boştaki elimle koluna tutunurken. "Sülük mülük deme valla düşer kalırım şurda, taşırsın beni."

Gediz tepkimi şaka sanıyor olmalı sesli bir kahkaha atmıştı. Hala teneffüste olduğumuz için kalabalık olan koridorda bazı bakışlar üzerimize döndü. Dokuzların katında olduğumuz için onlar için on ikinci sınıf görmek bile dedikodu malzemesiydi.

Gecenin Ucunda |  TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin