özel.

2.9K 253 121
                                    

Ani gelişen bir şeydi, Unuttuğum birçok detay olabilir çünkü şuan aklımdaki kurgu Ölçü değil. İyi okumalar ♡

Ve sizlere böyle tatlı bir sürpriz yapmak istedim, umarım hoşunuza gider 🎀

4 Yıl sonra, İstanbul Beykoz Devlet Hastanesi.

"Al işte! Dedim sana devlet hastanesinde iş yapılmaz diye. Dinlemiyorsun ki beni!"

Kucağımdaki küçücük ama bir o kadar kilolu olan bebeği biraz daha sıkı tutup Doruk'a göz devirdim. Bu çocuğu biraz daha beslersem eğer, Benden daha kilolu olacaktı kesinlikle.

"Geliyor işte sıra Doruk! Bi susmadın"

Uzanıp Kızımızın, Yani Arzum'un Yanaklarından öpüp iki yandan toplayıp ördüğüm saçlarıyla oynadı. "Ne geliyor ne? Baksana önümüze, Ana baba günü"

"Ne yapayım Doruk? Sana randevu al dedim, gidip diş doktoru randevusu almışsın. Ben çocuğun kilosu yüzünden korkuyorum, Sen gidiyorsun boğazını açmak için önündeki her engeli kaldırıyorsun!"

Elimde biraz daha ağırlık yaptığı sırada dayanamayıp Doruk'u oturduğu yerden kaldırıp kendim oturdum. Bu hallerimiz komik gelse de aslında onu çok seviyordum. Sürekli Doruk'a "çocuğun" şeklinde hitap ediyordum çünkü bunu duymaya ihtiyacı vardı.

Aradan ne kadar zaman geçmiş olsa da hâlâ alışamamıştı. Bir çocuğun sorumluluğunu aldığını, Bir çocuğa babalık yaptığını anlayamıyordu. Bunu çok iyi anlıyordum çünkü ben de neredeyse her gün bu hissiyatı yaşıyordum.

Çocuğumuz bizimdi, Ama bizim değil gibiydi. Ona çok iyi davranıyorduk, Çocukken bize nasıl davranılmasını istiyorsak o şekilde davranıyorduk ama Doruk ve Ben başbaşa kaldığımız zaman Kendi Anne-Babalığımızı sorguluyorduk.
Ve bunu hiçbir şekilde Arzum'a Yansıtmıyorduk.

Çünkü sevgisizliğin dışarıya yansıtıldığı zaman ne kadar çaresiz hissettirdiğini biliyorduk.

Doruk'un eline Arzum'u verip birkaç saniye elimle kendime hava yaptım. Biricik kızımız, bizimle birlikte geçirdiği 4 yıl boyunca durmadan yemişti. Emzirme içinde olduğum dönemde artık sütümün gelmeyeceğini düşünüp girdiğim krizler, Gecenin en geç vakitlerinde bile tek kelime etmeden saatlerce ağlayıp önüne yiyebileceği veya içebileceği birşeyler koyduğumuz zaman susması, Hepsi dün gibi aklımdaydı.

Benim istediğim şey, Çocuğumuz tamamıyla sağlıklı büyüsün ve büyüdüğü zaman kendinde sevmediği birşey olmasın. Tamamen bunun için uğraşıyordum ama yanlış anlaşılıyordum. Toplumun gözünde "çocuğunun yediklerini kıskandığı için diyetisyene getiren" anne olmuştum.

İnsanlar istediğini söyleyebilirdi çünkü ben kilo takıntısının ne denli bir felaket olduğunu iyi biliyordum. Çocuğum büyüyene kadar sağlıklı beslenebilirdi. Büyüdükten sonra kendi tercihi kilo alıp vermek olsun diye uğraşıyordum.

Doruk elindeki çocuğu pışpışlarken kızımız başını Doruk'un omuzuna yaslayıp oflamaya başladı. "Baba sıkıldım!"

"Baban sana kurban niye sıkıldın? Geliyo şimdi sıra bize" dedi Doruk şiveli bir sesle. Çocuk sahibi olduğumuz andan itibaren ikimiz de değişmiştik. Ama bize rağmen değişmeyen tek şey, Sevgimizdi.

Üzerime bir ağırlık çöktü, Belki büyüdüm, Belki sorumluluk altında hissettim, Belki de ebebeyn olmanın ilk evresinde olduğum için öyleydi bilmiyordum ama dedikleri gibi havadan nem kapmaya başlayan bir tip oldum.

Doruk da aynı şekilde ona buna telaş yapan bir tip olmuştu. Markete çıktığımızda "ne istersen al" erkeğinden bir anda "son kullanma tarihine bakmadan alma" erkeğine dönüşmüştü. İki canlı olduğum için mi böyle davranıyordu bilmiyordum ama bu hali daha da hoşuma gidiyordu.

Ölçü | TextingHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin