16

11.8K 873 147
                                    

Tw/intihar

"Jungkook, yalvarırım aç kapıyı."

Kapıyı yumrukladıkça çıkan tok ses Taehyung'un sesini bastırıyordu. Zar zor duyduğum sesi çok titrek çıkıyor ve çaresizliğini gösteriyordu.

Ben kendimi anlatmayı çok denemiştim. Kulaklarını tıkayan onlardı! Kaç kez anlatmaya çalışsam da dinlemediler. Kimse beni dinlemedi, anlamaya çalışmadılar bile!

Kendime ve yaşayacağıma inancım varken hayatımın ne kadar değersiz olduğunu göstermeye çalışan insanlar, şu an kendimi öldürmemem için bana yalvarıyordu.

Bedenimin ölmemesi için yalvarıyorlardı. Ruhumu tamamen öldürdükten sonra bedenimin ölmemesi için çabalıyorlardı!

"Taehyung, biliyor musun?" Duyması için yükseltmeye çalıştığım sesim git gide daha da cılızlaşıyordu.

"O sabah günün cidden güzel geçeceğine inandığım günlerdendi. İzin almıştım işimden, sahile inip denizin sesi içime işleyene kadar orda durmayı düşünüyordum. Hatta gece geç saate kadar kalıp babamdan gelecek yumruklara bile göz yummak istemiştim. Ama..."

Derin nefesler alıp kendimi konuşmaya zorladım. Bana yapılanları bir kişi de olsa açıklamak istiyordum. Boğazımda oluşan yumruğu yutkunarak yok etmeye çalıştıkça canım acıyordu.

"Ama ayyaş abim odama geldi. Çok sarhoştu. Bilirsin işte herkesin bana söylediği sözleri söylüyordu. İbne, Tanrının kusuru, hastalık, ucube... Günüme güzel başlamak için ayağa kalkıp kapıdan çıkmaya çalıştım. Dediğim gibi, o gün güzel bir gün olacaktı benim için!"

Hıçkırıklarım hiç durmaksızın devam ediyor, konuşmamı zorlaştırıyordu. Ocak ayının kuru ama soğuk rüzgarı ceketimin uçlarını uçuruyor, göz yaşlarımı serpiştiriyordu.

"Sıkıca kolumdan tuttu. Elimi bırakması için yalvardım. Ne olacağını, neler yapabileceğini fark edip engellemek için yüzüne yumruk attım. Ama cidden sadece onu engellemek içindi, ben kimsenin canını acıtmak istemedim. Babama, öz babamın yanına olanları anlatmak için ağlayarak koştum. Beni dinledikçe yüzündeki iğrenç ifade büyüyordu. Her şeyi anlattım, üvey abime kızacağını umarak anlattım! Ama ağzından tek bir kelime döküldü. Bana oruspu olduğumu söyledi. Öz babam bana değil, üvey oğluna güvendi. Sonra abim geldi, yumruk attığımda oluşan morluğu gösterdi babama. O gün burnumu kırasıya kadar dövdüler beni."

"Onların ben anasını sikeyim! Jungkook aç şu kapıyı birlikte konuşalım, çözelim lütfen. Korkuyorum, seni kaybetmekten çok korkuyorum. Lütfen yapma Jungkook, lütfen yapma"

O da ağlıyordu. Hıçkırıkları, iç çekişleri, kapıya attığı yumruklar, inlemeleri...

"O gün seni izlerken yaptığım bir hata sonucu defterleri karıştırmasaydım bunların hiçbiri olmayacaktı. Jimin beni defalarca aramayacaktı, sen burda kapıyı yumrukluyor olmayacaktın. Özür dilerim Taehyung, bunları sessizce yapmak istedim ama yapamadım. Ölmekte bile başarısızım, özür dilerim."

Yavaşça oturduğum yerden ayağa kalktım. Son kez ciğerlerime havayı iyice çektim, gecenin soğuğunu son kez tenimde hissettim. Terasın buz gibi olmuş parmaklıklarından destek alarak ayağa kalktım.

Kapıya olan tekmeler, yumruklar çoğalmış; Taehyung'un sesi daha çok çıkmaya başlamıştı.

Gözlerimi kapatıp derin nefes aldım. Acımı dindirecektim. Mutluydum, içimdeki o geçmeyen mide bulantısı ve kendimden iğrenme duygusunu yok edecektim!

Bir adım atmışken gelen kapını kırılma sesi ile irkildim ve dengemi kaybetmaye başladım.

Buraya kadardı galiba.

Gözlerimi sıkıca kapayıp gecenin karanlığını arkama aldım. Son kez gözlerindeki yaşların yanaklarımdan süzülmesini hissettim.

Fakat ben ölmeyi beklerken, belime sarılan el tekrar beni hıçkırıklara boğmuştu. Taehyung'un elinden kurtulmaya çalışırken çırpınıyor, ona vuruyor ve bağırıyordum.

Sıkıca tuttu, o kadar sıkı tuttu ki sanki bir daha hiç bırakmayacak gibi. Bir daha bana bunların olmasına izin vermeyecek, beni hayata bağlayacak gibi.

Hızla boşta olan eli ile bacağımı tuttu ve beni kucağına alıp yere oturdu. Onun göğüsüne vurduğum kollarım bir süre sonra güçsüzleşmişti. Yavaşça kollarımı boynuna dolayıp omzuna kafamı gömdüm.

"Ben yaşamak istiyorum Taehyung."

Sesimi duyması için kafamı boynumdan hafifce kaldırdım.

"Sabah uyandığımda denize gidip, ayın tam tepede olduğu zamana kadar orda durmak istiyorum. Nefes alırken canımın acımasını istemiyorum, kendimden iğrenmek istemiyorum."

"Bizi yaşatacağım Jungkook. Bizi kurtarabilirim, Atlantis'im, düşmeyeceğiz."

-
I can't save us, my Atlantis, we fall

-I can't save us, my Atlantis, we fall

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
keep the black notebook, taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin