24

9.3K 757 161
                                    

"Taehyung'u nasıl ayarttın ucube?"

Binanın kapısından çıktığım an beni karşılayan tanımadığım kişiler ile durdum. Ne diyorlardı?

"Şu bakışa bak, aptal gey."

Alayla söylediği cümle ile gülmeye başladılar. Neredeyse 15 kişilerdi ve benden büyük oldukları belliydi.

Tek istediğim sessiz ve sakin geçen siktiğimin bir hayatıydı. Ne olacağını tahmin edebiliyordum, yine bana vuracaklar ve canımı acıtacaklardı.

Oysaki babamın oluşturduğu morluklar yenice iyileşmeye başlamıştı.

"Şu yarabantlarına bak, kaç yaşındasın sen?"

Elime bakarak söyedikleri cümleler gözlerimin dolmasını sağlamıştı bile.

"Onlar çok güzeller."

Zar zor konuşabilmiştim. Onları bana Taehyung vermişti, çok güzellerdi. Benim neyi sevdiğimi hatırlayarak yapıştırmıştı.

"Yürek mi yedin ulan sen piç?"

Yüksek sesle bağırışından sonra hızla bana yaklaştı ve ceketimin yakalarından tuttu.

"Taehyung'un altında kaç kez inledin de bu iPad'i sana verdi?"

Elimdeki tableti alıp hızla yere çarpı. Gözlerimin önünde paramparça oluşu, Namjoon Hyung'a verdiğim söz, insanların bana yüksek sesle gülüşü...

Ellerini yakamdan çekmesi için onu ittirdim ve dizlerimin üstüne çöküp tableti toplamaya çalıştım.

Taehyung'un bana ilk hediyesi, bana iyi bir ressam olmam için verdiği hediyesi. Koruyamamıştım, düzgün sahip çıkamamıştım.

"Böyle diz çökersin önümde işte."

Gözyaşlarım durmaksızın akıyordu. Söyledikleri ya da birazdan ölesiye dövüleceğim hiç umrumda değildi. Ben hediyemi koruyamamıştım.

Açma tuşuna kaç kez bassam da, ekranına kaç kez tıklasam da tek görüğüm şey siyah ekranda oluşan yansımamdı.

Gözyaşlarım tableti daha da bozmasın diye üstüne düşmesini engellemeye çalışıyor, hıçkırıklarım daha da duyulmaması için nefesimi tutuyordum.

"Etrafına bak Jungkook."

Tıslayarak söylediği cümleden sonra saçımdan sertçe çekip etrafımda oluşan, benim dövüldüğümü izlemeye gelen insanlarla tek tek göz göze geldim.

Hepsinin yüzünde iğrendiğini belli eden bir yüz ifadesi, dudaklarında oluşan küçük sırıtma ve bazılarının yüksek sesle kahkahası.

"Tıp fakültesinin önünde seni beznetmişlerdi ya. O benim sayemde oldu. Aptal Taehyung telefonunu açık unutmuş. Ben de yazışmalarınızı okuyup seni dövmesini söylemiştim. Çocuğun içinde varmış ibnelik, önce kabul etmedi. Sonra kardeşinin fotoğraflarını yayacağımı söylediğimde kabul etti. Ve şimdi de beni dövebileceğini söyledi."

Elini saçlarımdan çekip oluşan kalabalığa doğru döndü.

"Kim Taehyung gibi birisi beni dövebileceğini söylüyor. Hah! O ibne de ölmeyi hak ediyor."

"Sus."

Hıçkırıklarımdan dolayı ne kadar zar zor çıksa da olabildiğince güçlü bağırmıştım. Bana kötü sözler söyleyebilirlerdi. Ama Taehyung hiçbirisini hak etmiyordu. Bana yapılan kötü şeyleri Taehyung'unda yaşamasını istemiyordum. Bunları duyarsa çok üzülürdü, belki de ağlardı.

"Taehyung'a kötü bir şey söyleme."

"Ne?"

Kısa sessizlikten sonra büyük bir kahkaha attı. İğrenç gülüşü uzadıkça uzuyor ve yavaşça yanıma adımlamaya başlıyordu.

Önüme geldiğinde durdu ve yüzümü görebilmek için eğildi.

"Çok iyi sikmiş seni galiba, bir de savunurmuş sevgilisini. Ay çok tatlısın sen."

Saçımdan bir kez daha sıkıca tutup yüzümü kaldırdı.

"Kwan, gelipte şu oruspunun dudakları nasıl tadıyormuş bak. Ben de video çekip Taehyung'a atacağım."

Bana doğru yaklaşan çocuk ile beraber hıçkırıklarımı daha fazla tutamadım. Durmaksızın ağlıyor, bağırıyor, bir ihtimal kaçabilmek için çırpınıyordum.

"Bence bu kadar ileri gitmeyin."

"Kes sesini. Kwan çekiyorum, hadi."

Telefonundan gelen kayıt sesi ile daha da çırpınmaya başlamıştım. Saçımı tutan ellerine vuruyor, bana yaklaşan çocuğu engellemek için tekmeler atıyordum.

Yüzüme yaklaştıkça daha da çığlık atıyor, yapmamaları için yalvarıyordum. Dudaklarıma değecek kadar yaklaştığında gelen Taehyung'un sesi ile bütün dikkatlerini ona vermişlerdi.

Önümde duran kwan isimli çocukta Taehyung'a doğru döndüğünde hızla bir yumruk atıp kendimi geriye attım.

Tabii bundan sonra ise karnıma gelen tekme ile yere serilmiştim.

"Seni oruspu."

Çocuğun tıslayarak söylediği şeyden sonra gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Karnımda oluşan acı bütün vücuduma dağılıyor, her yerimin uyuşmasına neden oluyordu.

Gözlerim kapanmadan önce gördüğüm tek şey ise ölümüne birilerine yumruk atan ve kanlar içinde kalmış Taehyung, arkasından koşarak gelen Namjoon ve Jin Hyung'tu.

Bağırışlar yavaş yavaş kesiliyor, bilincim tamamen kapanıyordu.

"Jungkook'a dokunan her elinizi kıracağım sizin sikik herifler."

-

ŞU FİCDE ÇOCUKLAR Bİ MUTLU OLSUN ARTIK YETER BE YAZAR YETER

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


ŞU FİCDE ÇOCUKLAR Bİ MUTLU OLSUN ARTIK YETER BE YAZAR YETER.
Bu arada sey yorum yaparsanız birileri çok mutlu oluyormuş.
😰

keep the black notebook, taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin