11

7.6K 641 187
                                    

Yanaklarını ıslatan sulu öpücükler başını döndürürken sırtının çimlere değdiğini hissetti. Ardından alfa bacaklarının arasındaki yerini alıp tüm suratını öpmeye devam etti. Omega bu eziyete daha fazla dayanamayınca eşinin ensesini kavrayıp dudaklarını birleştirdi. Dilleri sürekli olarak buluşup duruyor, dudakları şehvetle ısırılmaktan çatlıyordu. Fakat ikisi de nefesleri kesilene kadar öpüşmeyi bırakmadı.

ilk geri çekilen alfa olurken çevik bir hareketle yerlerini değiştirdi ve omeganın sırtını kendi göğsüne yasladı, ellerini de onun karnının üzerine koyup hafif hafif okşamaya başladı. Omeganın içi yeniden kıpır kıpır olurken bakışlarını aşağı çevirdi, ve karşı karşıya kaldığı kocaman karnı gözlerini korkuyla büyültmesine neden oldu.

Gözyaşları yanaklarına süzülmeye başladığında kendisini iyice alfaya yapıştırdı. Kalbi gümbür gümbür atıyordu çünkü o hamilelikten korkardı. Kocaman olmuş karnıysa tabii ki bu korkusunu tetiklemişti.

Fakat alfanın elleri öyle güzel hissettiriyordu ki korku yerini yavaş yavaş huzura bırakıyor gibiydi.

Islak yanaklarında hissettiği yumuşak baskı kapadığı gözlerini açmasına neden oldu, ardından başını alfanın omzuna yaslayıp suratına bakmaya çalıştı. Görebildiği tek şey her zamanki gibi bir çift yeşil iris olurken bir anlık içgüdüyle öne atıldı ve dudaklarını parlamaktan görünmeyen elmacık kemiğine bastırdı.

Taehyung gözlerini açar açmaz baktığı ilk yer karnı oldu. Her zamanki gibi dümdüz durduğunu görünce de rahatlayarak derin bir nefes verdi. Bu gördüğü en acayip rüya olabilirdi, zira duyguları birbirine girmiş gibi hissediyordu. Karnındaysa ne olduğunu tanımlayamadığı acayip bir his vardı.

Gördüğü rüyalardan bıkmıştı çünkü ne zaman Bogum'a karşı bir şeyler hissedecek olsa rüyalar devreye giriyordu ve Taehyung, Jungkook'u her görüşünde saçma sapan bir duygu selinin içerisinde buluyordu kendisini. Jungkook, Yugyeom'u seviyordu; Taehyung da Bogum'u. Rüyaların bu hikayede hiçbir yeri yoktu. Olmamalıydı da.

Bogum bu akşam Taehyung'u dağ evine götüreceğini söylemişti ve Taehyung biraz korkmadığını söylese bu yalan olurdu. Bogum'a güveniyordu fakat, yalnızca kendisini ilişkiye girmeye hazır hissetmiyordu. Bunun için henüz çok erkenmiş gibi hissediyordu ama Bogum'un böyle düşünmediğini biliyordu, çünkü alfa her seferinde bu konuyu açarak isteğini belli ediyordu.

Tamam, daha bir hafta önce mühürleneceklerini kendisi söylemişti fakat düşünmeden konuşmuştu işte. Yemekten sonra bunu Bogum'a söylediğinde alfa başını sallamak dışında hiçbir şey yapmamıştı. Fakat yaşadığı hayal kırıklığını çok net bir şekilde görebilmişti Taehyung.

Şimdiye dönecek olursak; beyaz uzun kollu tişörtünün altına siyah bol bir pantolon giydi. Uzun tişörtün eteklerini de yüksel bel pantolonun içine sıkıştırdı. Dizlerinin altında biten gri hırkasını da üzerine geçirip aynanın karşısına dikildi. Erkenden hazırlanmaktan zarar gelmezdi, değil mi?

Saatler sonra Bogum Taehyung'u evinden almış, ikisi beraber ormanda yürümeye başlamışlardı. Araba denilen şey varken neden yürüdükleri Taehyung'un kafasında büyük bir soru işareti oluşturmuştu fakat bir şey söylemedi.

Yaklaşık yarım saat sonra Bogum bir yerde önünde durduğunda Taehyung da onunla birlikte durdu. Açıkçası yorulmuş hissediyordu ve çok yollarının kalmamış olmaması için içten içe dua ediyordu.

Başını kaldırıp önünde durdukları tanıdık yere bakınca sertçe yutkundu. inin içindeki kişileri görünce bir kez daha, daha sertçe yutkundu çünkü Tanrı aşkına, nasıl olmuştu da Jungkook'un kendisini parmakladığı inin orada bulabilmişti kendisini? Üstelik geçen sefer tam kendisinin olduğu yerde-Jungkook'un kucağında şu anda Yugyeom duruyordu. İkisinin şehvetli öpüşmelerini bölen şey Bogum'un sahte öksürüğü olurken Taehyung da bakışlarını onlardan çekti. Hadi beta neyse, ama alfanın onların varlığını farketmemiş olmasına imkan yoktu. Bilerek öpüşmeye devam etmişti.

𝑺𝒖𝒏𝒇𝒍𝒐𝒘𝒆𝒓𝒔&𝑲𝒊𝒔𝒔𝒆𝒔Where stories live. Discover now