Peyda 7

29.9K 1.4K 112
                                    

17.03.2024
Yedinci bölümümüze hoş geldiniz.
Keyifli okumalar.

Bölüm şarkısı:
Rehber-Sorgu
🎀

"Son Bulan Ümitler"

24 Ekim 2023
İstanbul, Türkiye

Ne bekliyordum ki zaten?

Eski hayatımı, yaşadıklarını bir kenara atarak yeni bir başlangıç yapabileceğimi mi?

Aptaldım. Çok aptaldım.

Güvende olacağımı düşündüğüm için aptaldım, onlar hakkında hayaller kurduğum için aptaldım.

Bu evde kabul göreceğimi düşündüğüm için aptaldım ve son olarak onun, babası gibi olmayacağını düşündüğüm için aptaldım.

Dün Cihan Bey'in konuşma adı altında beni korkutmaya çalışmasının ardından bayılmıştım ve en son kendimi bu sabah yatakta bulmuştum.

Yanımdaki komodinde de bir not vardı.

Kimseye bir şey söyleme:)

Notta yazanları okuyunca sinirle yatakta tepinmiştim. Zaten dün bana gerçek yüzünü gösteren babam yüzünden yeni hayatım da zehir gibi geçecekti ve ben hiç mutlu olamayacaktım bu gidişle.

Dün beni konuşturmaya çalışmışlardı fakat bilmedikleri şey benim de hiçbir şey bilmediğimdi. Her şeyi ben de onlarla birlikte öğrenmiştim.

Ama Cihan Bey bize onun armağanı olan güvensizlik duygusunu en net hâlinde bana göstermişti.

Tepiklediğim yatak örtüsünü bacaklarımdan atarak ayağa kalktım. O sırada beyaz ve gri ağırlıklı odayı incelemiştim. Gerçekten güzel bir odaydı ve belirli bir zevke göre dizayn edildiği belli oluyordu. Geniş odada bir yatak, bir çalışma masası, geniş bir gardrop ve yatağın yanında bir komodin bulunuyordu. Sade ama güzel... Oda için kullanabileceğim en iyi tabir bu olurdu sanırım.

Kapının tık tıklanmasıyla ne yapacağımı bilemedim. Şu an nerede olduğumu bile bilmediğim o an aklıma geldi, dehşete düştüm. Belki de beni o evden çıkartıp bambaşka tehlikeli bir yere getirmişlerdi. Ve beni burada öldürüp cesedimi de gömeceklerdi.

Kafamda kurmayı bırakamıyordum. Bir düşünce susunca diğeri hemen atlıyordu arkadan.

Sakinleşmek adına derin bir nefes aldım ve ardından odada bulduğum ilk şeyi, bir vazoyu, elime aldım ve odanın tahta kapısının önüne geldim. O sırada kapı bir kere daha tık tıklandı ve ben bir kere daha irkildim.

Elimdeki vazoyu diğer elime alarak hâlâ sıkı sıkı tutarken diğer elimle de kapıyı hafif aralayarak gelene baktım.
Gelen kişiyi görünce derin bir nefes aldım ve kapıyı biraz daha araladım.

Bu kadın, dün ilk geldiğimde adı batasıca Cihan Bey ve Nazlı Hanım'ın Hafize sultan diye seslendikleri kadındı.

"Kızım günaydın, kahvaltı vakti geldi, haber vereyim dedim." Başımı salladıktan sonra üzerime normal bir şeyler alarak kahvaltıya indim.

Kahvaltıya indiğimde bir baş köşede Cihan Bey, diğer baş köşede ise Nazlı Hanım vardı. Çocukları ise uzun sayılabilecek masada karşılıklı olarak dizilmişlerdi.

Benim oturmam için boş bırakıldığını düşündüğüm yer ise Mert'in yanı, Cihan Bey'in ise hemen çaprazıydı.

Gerildim. Dünden sonra Cihan Bey'i görmek dahi istemiyordum ama buna mecburdum. O benim biyolojik de olsa babamdı ve eğer kendi annemi, kardeşlerimi tanımak istersem ona katlanmak zorundaydım

PeydaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin