~3~

59.4K 2.9K 674
                                    

Üst komşum Ulaş'la iki gündür konuşmuyorduk. Aklı sıra benimle dalga geçiyordu.

Bu binaya taşınalı henüz 6 ay olmuştu. Onun da aynıydı. Hayır hayır bu bir tesadüf değil. Topraktan aldığımız dairelerdi bunlar. İnşaatı biter bitmez taşınmıştık.

Ulaş benim için üst komşumdu sadece. Hatta geçen gün dans şampiyonluğumu kutlarken yüksek sesle açtığım şarkılar olmasa konuşmazdık bile.

Tüm bina onu evine girenin çıkanın belli olmamasıyla beni de şarkı gürültümle tanıyordu muhtemelen.

Karşı komşum Cemile teyze mesela... Eğer beni yakalarsa uzun uzun Ulaş'ın dedikodusunu yapardı benimle. Çok yüksek ihtimalle onunla da beni konuşuyordu. Nasıl birisi olduğunu anladığınızı düşünüyorum.

Ulaş ile olan bütün konuşmalarımızın ekran fotoğrafını alıp hızla Didem'e attım. Üniversiteden yeni mezun olduğumuz için tatile gitmişti hemen. O yüzden yüz yüze anlatamayıp mesaj yazmam gerekmişti.

Didem benimle aynı yaşta olan kuzenimdi. Normalde Bodrum'da yaşarken üniversiteyi İstanbul'da kazandığım için Didemlerde yani amcamlarda kalmaya başlamıştım. Son yıl, biriktirdiğim paramla ve tabii anne ve babamın desteğiyle bu evi almıştım.

Işık: 6 adet fotoğraf

Didem çevrimiçi

2 dakika sonra

Didem: Çabuk anlat Işık! Kim bu?

Işık: Üst komşum

Didem: Piyano çalan mı?

Işık: Hayır Didem.

Işık: Piyano çalan Can. Bu onun karşı dairesinde kalıyor.

Didem: Yakışıklı mı? :)

Işık: Hayır Didem.

Didem: Ay Işık! Hayır Didem diyorsun başka bir şey demiyorsun.

Işık: Eğer nefret ediyor musun diye sorsaydın Evet Didem diyecektim.

Işık çevrimdışı

Didem hala mesaj atarken ben kapı ziliyle yayıldığım koltuktan kalkıp kapıya koştum. Niye koştum bilmiyorum sorgulamayın.

Kapıyı yavaşça aralayınca elinde bir tabakla Can karşılamıştı beni. Yüzüm hafif düşmüş olacak ki Can merakla konuştu.

"Hayırdır başkasını mı bekliyordun?"

Gülümseyip elimle içeriyi göstersene.

"Yok canım kimi bekleyeceğim. Gel hadi."

Daha önce birkaç defa geldiğinde balkonda oturduğumuz için doğrudan balkona geçti. Ben de ayağıma terliklerimi giyip peşinden gittim. Balkonun sürgülü camlarını açınca getirdiği tabağa iştahla baktım. Havuçlu keke benziyordu,

"Çay? Kahve?"

"Kahve alayım."

Hemen makineye gerekli malzemeleri koyup keki dilimledim. Az önce koltuğa attığım telefonu elime alınca Didem'den başka bir bildirim gördüm.

Ulaş Daire14: Evine giren kişi aynı binadan olunca sorun olmuyor galiba.

Işık: Nereden anladın?

Ulaş Daire14: Neyi?

Işık: Sorun olmadığını.

Işık: Mesela sen ve ben aynı binadayız. Ben sana gelsem sorun olmaz.

Ulaş Daire14: Bana mı yürüyorsun? :)

Işık: Rüyanda görürsün 14.

Ulaş Daire14: 14 ne lan? İkidir aynı şeyi söylüyorsun.

Işık: Sen 14 numarada yaşamıyor musun?

Ulaş Daire14: İsmimi bilmiyorsun değil mi?

Ulaş Daire14: Kesin bilmiyorsun!

Işık çevrimdışı

Kahve makinesinin sesiyle telefonun sesini kapatıp cebime attım. Kahveleri de doldurup balkona çıktım.

"Beklettim mi?"

"Yok, gel otur."

Can normal hayatımda çok gördüğüm biri değildi. Zaten normal hayatımda dans takımımdaki arkadaşlarım dışında çok biriyle görüşemezdim. Can da o yüzden komşu kategorisindeydi benim için.

Düşünceli görünüyordu. Öyle bir kahve içmeye değil de bir şey konuşmaya gelmiş gibiydi.

"Çıkar bakalım." dedim doğrudan.

Anlamamış gözlerle bakıyordu. Evet bu benim yanlışımdı. Genelde aklımdakinin yarısını söyler kalan yarısını karşının anlamasını beklerdim.

"Ağzındaki baklayı diyorum çıkar."

"He, anladım."

Güldüm ama o benim aksime gergin görünüyordu. Salladığı bacağından net bir şekilde anlamıştım.

Sehpanın üstündeki sigarama uzanıp bir tane kendime çıkarıp ağzıma aldım. Sonra paketi ona uzattım ama almadı.

Kendi sigaramı yakıp sabırla söyleyeceği şeyi beklemeye başladım.

Derin bir nefes aldı.

"Çok hoşlanıyorum."

Ne?

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin