~5~

51.8K 2.8K 301
                                    

Çöpümü tezgahın üstünde güzelce bağladıktan sonra tek elime onu alıp diğer elimle kapıyı açtım. Kapanmasın diye arasına terliğimi bırakıp hızlı adımlarla merdivenleri indim.

Yine aynı hızlı adımlarla merdivenleri çıktım. Beşinci katta kalıyor olsam da merdiven çıkmak hoşuma gidiyordu.

Kapıyı ittirip içeri girdim terliği de önünden çekip kapıyı kapattım. Arkamı dönmemle yerimde sıçramam bir olmuştu. Çünkü Ulaş tam arkamdaydı ve şuan aramızda bir karışlık mesafe ya var ya yoktu. Benimkilerle aynı renk olam koyu kahve saçları ve yeni çıkmaya başlayan sakalları vardı. Gözlerinin koyu rengi teninin beyazlığına zıttı. Hafif sırıttı ve sağ yanağındaki gamze ortaya çıktı.

"Korkuttum mu?"

İki elimle yapılı bedenini göğsünden ittirdim. Zor da olsa ittirebilmiştim.

"Ne arıyorsun benim evimde Ulaş?! Çık dışarı!"

Duvara yaslanıp karşımda yine sırıtınca ne var dercesine kafamı salladım.

"İsmimi biliyorsun yani? Binanın WhatsApp grubundan mı baktın yoksa?"

Bu sefer gülen taraf ben olmuştum.

"Hayır gerizekalı zaten biliyordum. Eğer engellemiş olmasaydın görebilirdin bildiğimi."

Önce şaşkınlık sonra pişmanlık sezmiştim yüz ifadesinde. Sonra hiçbir şey demeden elini cebine attı ve bir anahtar çıkardı cebinden.

"Bu benim evimin anahtarı. 2-3 günlüğüne şehir dışına çıkmam gerekiyor. Evde oğlum Bıdık var. Eğer köpeklerden korkmazsan ben yokken onu arada bir kontrol eder misin?"

Köpek korkum cinsten cinse değişiyordu. Bıdık isimli bir köpeğin de çok ürkütücü olacağını düşünmüyordum açıkçası.

Elinden anahtarı alıp hiçbir şey söylemeden elimle kapıyı gösterdim.

"Teşekkür ederim." dedi. Çok içten söylemişti bunu. Bu sefer de başımı sallamakla yetindim. O kadar kolay değil benimle konuşmak!

...

Anahtarı kapıya taktığım an alt merdivenden beni izleyen bir çift göz sezdim. Gözlerimi sımsıkı kapatıp korktuğumun başıma gelmemesi için dualar etmeye başladım.

Arkamı dönünce yapmacık bir gülümseme yerleştirdim yüzüme.

"Cemo teyzem!"

Şuan Ulaş'ın kapısını anahtarla açarken karşı komşum olan ve dedikodunun yaradılışında yatırımcı olarak katkıda bulunan Cemile teyzeye yakalanmıştım.

"Işık. Ne yapıyorsun sen orada?"

Aklıma gelen ilk yalanı attım ortaya. Kabul ediyorum çok saçma.

"Evime giriyordum Cemo teyze. Gel bir kahve içelim."

Kaşlarını olabildiğince çattı. İnce dikdörtgen gözlüklerini burnunun ucuna kadar indirmiş üstünden bana bakıyordu.

"Ulaş'ın evine giriyorsun evladım."

Kapı numarasına bakıp yalandan şaşırmış gibi yapıp elimle ağzımı kapattım.

"A yanlış kata gelmişim. Allah Allah kafam neredeydi acaba." Çaktırmadan anahtarı kapıdan çekip merdivene yöneldim.

"Ben de diyorum anahtar niye girmiyor!"

Elimi Cemile teyzenin omzuna atıp merdivenleri inmeye başladım.

"Görüyor musum Cemo'm sen olmasan hırsız damgası bile yerdim!"

Ben konuşuyordum ama o hiçbir şey söylemiyordu. Muhtemelen yalan mı söylüyorum doğru mu onu tartıyordu kafasında.

Çok geçmeden onu evine katıp tekrar bir üst kata çıktım. Bu defe daha hızlı hareket edip kapıyı açtım ve içeri girdim. Kapıyı kapatıp arkamı döndüğümde ismi kadar sevimli olamayan hatta görüp görebileceğim en korkunç köpek karşılamıştı beni.

Yaptın yine yapacağını Ulaş Bey!

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin