~9~

48.7K 2.7K 539
                                    

"Ne saçmalıyorsun sen Ulaş?"

Seçil çileden çıkmış gibiydi. Gözlerinden ateş çıkmaya başlayacaktı az sonra. Ben de ne saçmaladığını sormak istiyordum aynı onun gibi. Tam konuşacakken Ulaş'ın belimdeki eli bir işaret verdi. Gözleri de yalvarır gibi bakıyordu.

"Ulaş konuşsana! Sen konuş o zaman, küçük fare seni!"

Ulaş'ın belimdeki elini tutup çektim. Sonra yavaş yavaş yaklaştım Seçil'e.

"Bana bak şeytan kılıklı, sen benim kapıma gelip bana posta koyamazsın. Seni buraya kapı paspası yaparım. Turuncu da yakışır evime biliyor musun? Bas git!"

Sonuncu cümlemi bağırarak söylememden ötürü kafasını bir anlığına geri çekti. Bir omzundan yavaşça iki defa ittirdim. Uzun boyunun kaynağı topuklularıyla geri geri adım atmaya başladı.

"Hadi bacım hadi!" dedim ve kapıyı çarptım suratına.

İki elimi belime koyup derin bir nefes alıp arkamı döndüm. Ulaş sırıtarak bana bakıyordu.

"Hiç sırıtma! Neydi bu?"

Elini bana uzattı. Tokalaşmak için uzatıyordu. Önce eline sonra yüzüne baktım.

"Sen babaannenin ben de Seçil'in gazabından kurtulabiliriz. Basit bir oyun sadece."

...

"Dansçıyım. Yani radyo televizyon mezunuyum ama dokuz yaşından beri dans ediyorum. Mesleğim dansçılık yani. Annem Hale, babam Feridun beraber Bodrum'da kafe işletiyorlar. Bodrumluyuz zaten. Kuzenim Didem. Onunla gideceğiz Bodrum'a. Babası Ferhat yani amcam. Annesi Memnune yengem. Küçük kuzenim Demir, Didem'in kardeşi. Beş yaşında. Asıl zor seviye babaannem Aysel. Dedemi kaybettikten sonra kendini Didem ve beni evlendirmeye verdi. Büyük oğlunun kızı olduğum için önceliği benim."

Telefondan göstereceğim fotoğraflar bitince kapatıp sehpaya bıraktım. Ve devam ettim.

"En sevdiğim renk mavi. En sevdiğim yemek karnıyarık. Karanlıktan korkarım. Yüzmeye ve şarkı dinlemeye bayılırım."

Ulaş büyük bir ilgiyle dinlemişti beni. Elindeki not defteri ve kaleme gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Şimdi sıra ondaydı.

"Mimarlık mezunuyum. Mesleğimi de yapıyorum. Annem Ahu'yu kaybettim. Babamla görüşmüyorum. İstersen onu da öldü diye tanıtabiliriz."

İçim parçalanıyordu. Onun bu gerçeği benim içimde bir yerlerde bir şeylerin paramparça olmasına sebep oluyordu.

"Hayır görüşmediğini de söylemek istersen söyleyebilirsin."

"İzmirliyim. Orada babaannem ve dedem ile yaşıyordum. Lise okumak için geldim. Liseyi yatılı okudum anlayacağın. En yakın arkadaşım Melih. Bebeklikten beri hep aynı okullara gittik. Hiç ayrılmadık yani. Kardeşim gibidir. En sevdiğim renk yok. Hepsini severim. Yemek de aynı şekilde. Sevdiklerimi kaybetmek en büyük korkum. Maç izlemeyi çok severim. Bu kadar."

Ben de onu aynı dikkatle ve ilgiyle dinlemiştim.

"Güzel. Yarın yola çıkacağız biliyorsun. Bu bir oyun unutma." dedim uyarırcasına.

"Merak etme, ben de aşkından ölmüyorum 12 numara."

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin