~20~

36.9K 2.2K 449
                                    

Yine asansör yerine daha hızlı olacağından merdiveni tercih etmiştim ve sonunda Işık'ın kapısının önüne gelmiştim.

Birkaç defa üst üste kapı zilini çalmama rağmen içeriden hiç ses gelmiyordu. Elimdeki içine bir sürü faydalı şey doldurduğum market poşeti ve ecza poşetini yere koyup iki elimle vurdum kapıya. Yine ses yoktu.

"Işık! Orada mısın?"

Yine hiçbir tepki almayınca geriye tek bir çözüm kalıyordu. Omzuma tüm gücümü verip kapıya yüklendim. İlk zorlamamda açılmasa da birkaç zorlamamdan sonra kırılmıştı kapı.

"Işık!"

Endişem sesime yansırken onu bıraktığım yerde battaniyeye sarınmış bir halde bulmuştum ve bu görüntü paniğimi iyice arttırmıştı. Üstelik o güzel yüzü bembeyaz olmuştu...

Hemen üstünden battaniyeyi alıp bir kenara fırlattım ve elimi alnına ve boynuna götürdüm ateşine bakmak için. Size yemin ederim ateşler içinde kavramının vücut bulmuş haliydi şuan.

Bir elimi bacaklarının altından diğerini sırtından geçirip hızla kucakladım. Öyle baygın bir haldeydi ki eli aşağı sarkmıştı ben onu kaldırınca.

"Işık beni duyuyor musun güzelim?" dedim onu banyoya götürürken.

Duşakabinin içine oturtunca kendi kendine oturamayacağını fark edip ben de yanına çöktüm. Bir kolumla onu sardım ve başını göğsüme yasladım. Diğer elimle de suyu ayarlamaya çalışıyordum.

Su yeterli soğukluğa geldiğinde yavaşça omuzlarından dökmeye başladım. İlk başta irkilmesiyle içimden şükürler ettim. Tepki vermişti sonuçta. Artık onunla beraber benim de her yerim ıslanmıştı ama önemli değildi.

Bilinci açıktı ama birkaç sayıklama dışında bir şey anlaşılmıyordu. Kendime yaslı bir şekilde ayağa kaldırdım onu. Bütün ağırlığını bana vererek ayaklanabilmişti. Kapısının arkasındaki bordo renkli bornozu hemen sırtından sardım. Titriyordu.

"Tamam geçti. Şimdi ısınıcaksın."

Koltuğa oturtup havluyla saçlarının ıslağını aldım. Sonra üstündekilere baktım en az benimkiler kadar ıslaktı tabii ki. Odasından üzerine giyebileceği bir şeyler aldıktan sonra hemen değiştirdim üstünü.

Gözleri kapalı kaşları çatıktı. Koltukta oturuyordu ama başı koltuğun arkasına yaslıydı. Az önce odasında bulup getirdiğim fön makinesiyle saçlarını kurutmaya başladım. Fön makinesiyle de işim bittikten sonra elimi önce boynuna sonra alnına koydum. O abartı sıcaklık gitmişti. Ateşi düşmüştü. İçimden şükürler ettikten sonra hala üstümdeki tişörtün sırılsıklam ve üstüme yapışık bir halde olduğunu fark ettim. Çıkarıp bir kenara koyduktan sonra Işık'ı yavaşça kucağıma alıp odasına doğru ilerledim.

"Ulaş..."

Onu yavaşça yatağına yatırırken adımı sayıklamasıyla ona odaklandım.

"Burdayım Işık."

"Bu aşk beni yorar."

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin