~26~

36.2K 2.1K 276
                                    

"Ben annemin ölüsünün başında ağlarken o iğrenç herif oturup annemin sardığı sarmaları yedi biliyor musun?"

Melih ilk söylediğinde zaten şok etmişti bu olay beni ama detaylarını dinlemek çok zoruma gitmişti. Bir insan nasıl bu kadar kötü olabilirdi anlam veremiyordum.

"Ulaş ben özür dilerim."

Burnunu çekip gözlerindeki yaşları sildi.

"Özür dileme Işık."

Artık neredeyse tamamen kendindeydi. Ellerimi ellerinin arasında aldı.

"Sen kendini kötü hisset diye anlatmadım ben bunları. Sadece ben çok terk edildim. Sen de etme diye anlattım..."

Gözleri dolmuştu yine. Benim gözlerimden bahsetmiyorum bile size. Dökülecek yaş kalmamıştı.

"Işık ben sana çok aşığım."

Az önce kuruyan gözlerim bu itirafla kocaman açılmıştı.

"Ve seni de kaybetmeye hiç niyetim yok."

Ellerimi yavaşça ellerinden çekince bana yine aynı hayal kırıklığıyla baktı. Bunca anlattığından sonra daha olumlu bir cevap bekliyordu çünkü benden.

Ellerimi yanaklarına götürüp onun boyuna uzanabilmek için koltukta dizlerimin üstüne çıkıp yanağına uzun bir öpücük bıraktım kokusunu içime çekerek. Sonra kollarımı boynuna sardığımda o da kollarını belime sıkı sıkı sardı.

"Sen var ya çok fenasın." dedi boğuk çıkan sesiyle.

Bedenlerimizi birbirinden ayırdığımda yanaklarımdaki yaşları silip güldüm bu söylediğine.

"Sıra sen de biliyorsun değil mi?"

Neyden bahsettiğini gayet iyi anlamıştım.

"Ne sırası?"

Güldü.

"Neyden bahsettiğimi gayet iyi anladın Işık."

Bu çocuk ne zaman beni böyle iyi tanımıştı ya?

"Ama benimki senin anlattıklarının üstüne hiçbir şey kalacak. Utanıyorum."

Kaşlarını çattı.

"Seni üzen hiçbir şey bir hiç değildir Işık. Şimdi dökül."

Cesaretimi toplayıp girdim konuya.

"İki yıl önce bir sevgilim vardı, Canberk. Üç  yıl süren çok mutlu da bir ilişkimiz vardı. Sonsuz güven, sonsuz sadakat ve sonsuz aşk... O kadar çok seviyorduk ki birbirimizi onunla yaşlanacağımdan adımın Işık olduğu kadar emindim. Ailelerimiz bile tanışmıştı."

Bu yaptığım girişle Ulaş yerinde rahatsızlıkla kıpırdandı. Ne kadar dinlemek isterse istesin eski sevgilimle olan büyük aşkımdan bahsetmiş olmam onu rahatsız etmişti.

"Sonra bir gün biz büyük bir kavga yaşadık. Ben dansçıyım biliyorsun. Bir yarışma için tango yapmamız istendi dans kulübünde. Ben de tabii ki kulüpten bir çocukla herkesin olduğu gibi eşleştim. Canberk normalde bunu kafaya takacak bir medeniyetsiz değildi aslında ama artık bir şeyler kopmuş ki aramızda... Çok kötü hakaretler etti bana. Asla kabul etmiyordu dans etmemi o çocukla."

Sesim titremeye başlamıştı artık. Ulaş sıkı sıkı tuttu ellerimden. Güç verdi bana.

"Hayatımdaki en büyük hatalarımdan biri o yarışmaya katılmaktan vazgeçmek oldu. Canımdan çok sevdiğim sevgilim istemiyorsa vardır bir bildiği herhalde dedim. Ama bizim kavgamız onunla son bulmadı tabii ki. Artık her şey için kavga etmeye başladık. Daha sonra vize haftalarından birinde kütüphanede akşamladım ben. Artık gecenin ilerleyen saatlerinde lavaboya gitmek için yerimden kalktım."

26 Kasım 2021

23.50

Işık çalışmanın verdiği yorgunlukla uykusunun geldiğini fark etmiş elini yüzünü yıkamaya karar vermişti. Zaten üç beş kişinin ders çalıştığı kütüphaneden çıkıp karanlık koridorları geçtikten sonra lavaboların olduğu yere geldiğinde gülüşme sesleri doldu kulaklarına.

Kapıyı hızla açtığında sevgilisi Canberk ve en yakın arkadaşı Neslihan'ı birbirine yapışmış dudak dudağa bir vaziyette görmesiyle hayal kırıklıkların en büyüğünü yaşaması bir olmuştu.

"Işık!" dedi Canberk yakalanmanın verdiği şokla.

Neslihan üstünü başını düzeltip koşar adımlarla hiçbir şey demeden oradan uzaklaşırken Canberk kendini açıklamaya çalışıyordu.

"Işık göründüğü gibi değil yemin ederim. İzin ver açıklayayım."

Boğuk geliyordu artık Işık'a sesler. Canberk daha da ona yaklaşınca kendine gelmiş okkalı bir tokat yapıştırmıştı büyük aşkının suratına.

"Aşağılık pislik!"

Canberk tokadı daha yeni atlatırken Işık iki eliyle ittirdi onu.

"Nasıl yaptın lan bunu?! NASIL!"

"Işık sakin ol."

Gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı artık. Yumruklarını Canberk'in göğsüme savururken küfürler etmeye başladı.

"En yakın arkadaşımla bir de! Orospu çocuğu! Nasıl yaptın konuş!"

Canberk kollarından tutup durdurdu onu.

"Yeter dur!" dedi ve daha sakin bir sesle açıklamaya başladı, "Biz çok mutsuzduk Işık. Sen ve ben çok mutsuzduk. İlişkimizin heyecanı ölmüştü. Çok sıkılmıştık artık."

Işık şokla gülmeye başladı.

"Lan adam gibi gelip terk etseydin o zaman. Sıkıldım ben deseydin. Ben senin ayaklarına mı kapanacaktım gitme diye."

"Özür dilerim."

"Sıkılmıştın demek. İyi eğlenmişsindir artık! Nasıl keriz yerine koyup aldattım salağı da dedin mi Canberk?! En yakın arkadaşıyla hem de..."

Aklına gelen soruyu hiç düşünmeden yeniltti Canberk'e.

"Yattınız mı?"

Canberk sessizliğini korurken bir tokat daha yapıştırdı ona.

"Sen var ya hiçbir şeyi hak etmiyorsun aslında, bu tokadı bile. Hayatın boyunca ahım hep yakanda olacak! Pisliğinde boğul!"

Ve onun kendisini toparlayıp cevap vermesini beklemeden terk etti orayı. Hayatında unutamayacağı kadar büyük bir kazık yemişti Işık.

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin