~33~

24.5K 1.5K 423
                                    

"Hayır Alaz sana sarılmayacağım. İçeri girecek misin? Yoksa orada dikilmeye devam mı?"

Oflayarak ayakkabılarını çıkardı ve içeri girdi. Eliyle saçlarımı küçük bir çocukmuşum gibi karıştırdığında hemen düzelttim ellerimle. Hiç değişmemişti.

"İyi akşamlar herkese!" diyerek giriş yapmıştı içeri.

Babaannem heyecanla yerinden kalkıp sıkıca sarıldı. Onu nasıl bu kadar seviyordu anlam veremiyordum. Sonuçta annemin yeğeniydi. Babaannemin torunu bile değildi.

"Aysel teyzem! Nasılsın tontonum?"

Sarılmaları bitince babaannem elini öpmesi için uzatıp cevap verdi.

"Sen geldin ya çok iyiyim güzel oğlum benim!"

Didem'in göz devirdiğini gördüğümde yine çok haklı olduğunu düşündüm. Ulaş ise sandalyesinde oturmuş olayı çözmeye çalışıyordu.

Alaz Didem'in sandalyesinin yanına gidip sandalye sanki boşmuş gibi kendine çevirdi.

"Yok artık Dido! Yerinden bile kalkmadın. Çocuktuk kızım biz, merak etme hala aşık değilim sana."

Biz çocukken dayım ne zaman İstanbul'dan gelse Alaz da bizimle oynardı. Daha doğrusu gelip oyunlarımızı bozardı. Sürekli Didem'e laf atardı. Büyüyünce ben bu kızla evleneceğim derdi. Ama dediği gibi çocuktuk.

Didem istemeye istemeye sarıldı Alaz'a. Sonra Ulaş ayaklanıp elini uzattı masanın üstünden.

"Merhaba Ulaş ben." dedi karizmatik bir sesle.

Alaz da yine o meşhur çapraz gülümsemesini yüzüne yerleştirip uzattı elini.

"Alaz ben de. Kimsin bakalım sen?"

Babaanneme göz ucuyla baktığımda büyük bir gururla izliyordu yarattığı ortamı.

"Işık'ın erkek arkadaşıyım. Sen?"

Alaz birden başını bana çevirdi. Gülümsemesi büyümüştü. Ama ben onu biraz tanıyorsan sinir olduğu için büyümüştü gülümsemesi. Sonunda benle göz temasını kesip tekrar Ulaş'a dönmüştü.

"Ben de dayısının oğluyum, abisi sayılırım."

Ulaş kaşları çatık anlam veremez bir şekilde bakıyordu. Hemen ellerimi birbirine vurup gergin ortama son verdim.

"Hadi yemekler soğumadan başlayalım!"

...

"Ne iş yapıyorsun Ulaş?" dedi Alaz kocaman dolmanın yarısını tek lokmada ağzına atarak.

Ulaş ağzındaki lokmayı bitirip ondan farklı olarak daha beyefendice cevap verdi.

"Mimarım."

Aldığı cevaptan memnun olmuşa benziyordu 'abiciğim'.

"Senin babanın haberi var mı bizimle görüştüğünden?" dedi Didem sertçe.

Alaz bu soruyu beklemediğini bakışlarından belli ederken ağzını peçeteyle temizleyip kibirli bir gülümseme yerleştirdi yüzüne.

"Sen yaşının yetmediği meselelere karışma prenses."

Didem göz devirip yemeğiyle ilgilenmeye devam ettiğinde Ulaş'tan beklemediğim bir soru geldi.

"Niye babanın kuzeninle görüştüğünü bilmesi sorun oluyor ki?"

Alaz da başta şaşırsa da sonra tabii ki tüm küstahlığıyla arkasına yaslanıp ağzına bir kürdan attı. Kürdanı ağzında çevirirken cevap verdi.

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin