~34~

23.6K 1.3K 494
                                    

Ulaş ile olan güzel dansımıza midemdeki kelebeklerle beraber tam kadro devam ediyorduk. Ta ki Didem'in dünyanın en mutsuz insanı olarak Alaz ile dans ederken görene kadar. Ellerimi Ulaş'ın boynundan çekip o yöne doğru ilerleyebilmek için onun ellerini de belimden çekip birkaç adım yaklaştım. Sonra hiç beklemeden bir elimle Alaz'ın kolundan diğer elimde de Didem'in kolundan tutup ayırdım.

"Alaz ne yapıyorsun sen?" dedim sinirle.

"Dans ediyorum Işık? Yasak mı?"

Derin bir nefes alıp göz devirdim. Sonra Didem'e dönüp sorgularcasına baktığımda konuşmama gerek kalmadan o konuştu.

"Ben gerçekten saçmalamaya başladım. Artık gitmeliyiz bence."

Yüzüme çarpan nefesinin kokusuyla bir şeyler içtiğini anlamıştım. Gözlerimle etrafı tararken Melih'in de bir masada sürekli bir şeyler içtiğini gördüm.

"Melih mi bir şey yaptı yine?" dedim hırsla.

Artık alışkanlık haline gelmiş olmalı ki ben Melih der demez yine gözleri dolmuştu. Bu sefer içkinin de etkisiyle hüngür hüngür ağlamaya başladı. Onun bu gözyaşları benim bardağımı taşıran damlalar olmuştu.  Hemen yanımdaki Ulaş'a Didem'i emanet edip bir iki kişiye mecburen omuz atarak Melih'in yanına ulaştım ve elimle omzundan geriye ittim onu. Biraz sendelese de hemen toparlandı.

"Işık ne yapıyorsun ya?!"

"Asıl sen ne yapıyorsun? Neden benim kuzenimi sürekli üzüyorsun?"

"Ben hiçbir şey yapmadım." dedi ve burnunu çekip işaret parmağımla arkamı gösterdi, "Senin kuzenin bu gevşekle beni kıskandırmaya çalıştı."

Kaşlarım olabildiğince çatıldığında belki düşündüğüm kişi değildir diye arkamı döndüm. Alaz hemen arkamdaydı ve işittiği hakaretle kafasını eğmiş görebileceğim en sinirli bakışlarla Melih'e bakıyordu.

"Ne diyorsun lan sen? Sen ne sanıyorsun kendini?" dedi Alaz beni aşmaya çalışırken. Tüm gücümle önünde duruyordum. Omuzlarından tutup kendime çevirmeye çalışıyordum.

"Asıl sen kendini ne sanıyorsun? Senin o dans ettiğin kız var ya daha geçen gün benimle öpüşüyordu! Kendini bir bokum sanma yani. Didem'in beni kıskandırmaya çalıştığı bir maşasın oğlum sen."

Melih iyice çirkin konuşmaya başladığında şaşkınlığımın verdiği rehavetle Alaz beni aşmış ve iki ayağının üstüne yükselip Melih'e tepeden bir yumruk atmıştı.

"Alaz dur!" diyip onu tutmaya çalışsam da başaramamıştım.

Melih kendini toparladığında masanın üstündeki şişeyi alıp birden Alaz'ın kafasına geçirmişti. Şişe paramparça olurken etrafımızdaki herkes çığlıklarla uzaklaşıyordu. Tam Alaz tekrar vuracakken onun kolunu bir el tutup kendine çevirmiş ve suratına sert bir kafa atmıştı. Ve o sert ve güzel kafa Ulaş'tan başkasına ait değildi. Alaz artık aldığı ikinci darbeyle yere düşerken sinirden ağladığımı yanaklarım ıslanırken fark etmiştim. Bu nasıl bir karmaşaydı böyle. Aklıma gelen şeyle gözlerimi etrafta gezdirdim. Didem az ileride yerde oturmuş olanları şokla izliyordu. O üç odunu orada kendi hallerine bırakıp koşarak Didem'in yanına gittim.

İki kolundan tutup tüm gücümle yerden kaldırdım onu.

"Kalk gidiyoruz!"

Sonra çıkışa doğru ilerlerken Ulaş'a seslendim.

"Ulaş, gidiyoruz!"

...

"Siz kafayı mı yediniz ya? Siz aklınızı peynir ekmekle mi yediniz?" dedim ve oturduğum koltuktan arkaya kafamı uzattım, "Didem ağlaman bittiyse hesap verme vaktin."

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin