~36~

23.3K 1.4K 380
                                    

Ellerimi ellerinin üstüne koydum Ulaş'ın. Destek verircesine sıktım.

"Ulaş... Konuşmayacak mısın benimle?" dedim endişeyle. Tepki vermemişti.

Babası olduğunu öğrendiğimiz şerefsizi yukarı taşımıştık. Hala öküz gibi yatıyordu kanepede. Alaz neye uğradığını şaşırmış etrafa mahcup bakışlar atıyordu. Ben de çok büyük bir şaşkınlık içerisindeydim ama Ulaş'a belli etmemeye çalışıyordum. Çünkü babasını Alaz'ın bagajında gördüğünden beri ağzını açıp tek bir kelime etmemişti. Öylece koltukta yatan babasını izliyordu. Gözlerini bile nadir kırptığını fark etmiştim.

Alaz konuştu bu defa.

"Ulaş ben çok üzgünüm. Yani öyle saldırırken görünce tutamadım kendimi. Senin baban olduğunu bilsem..."

Ulaş birden lafını kesti Alaz'ın.

"Sen gerekeni yapmışsın. Üzülmene hiç gerek yok. Keşke gebertseydin."

Alaz şaşırmıştı. Ben şaşırmamıştım ama içimde bir yerlerde bir fırtına kopmuştu sanki. O adam Ulaş'a öyle şeyler yaşatmıştı ki ölüp gitmesini istiyordu. Bir insan nasıl babası için böyle düşünecek hale gelebilirdi aklım almıyordu. Bana anlattığı en kötüsüydü evet ama bu adam Ulaş'a ve annesine daha neler yaşatmıştı acaba?

Yavaşça gözlerini araladığını fark ettik üçümüz de. Ayılıyordu. Acıyla inleyip elini başına götürdü. Artık gözlerini tamamen açtığında Ulaş'ın stres içinde bacağını sürekli salladığını fark ettim. Hemen elimi dizine koyup durdurdum. Hızla başını bana çevirdiğinde gözlerinin dolduğunu gördüm.

"Sakin ol. Ben yanındayım." dedim fısıldayarak.

Gözlerini kırpıştırdı ve birer damla yaş süzüldü gözlerinden. Sanki şuan karşımda her zamanki Ulaş değil de 14 yaşında babasının annesini öldürdüğüne şahit olan Ulaş vardı.

"Neredeyim lan ben?!" dedi adam gözleri kapalı bir halde. Hala bizi görmemişti. Sonunda olduğu yerde doğrulup bize döndüğünde gözleri birden kocaman açıldı.

"Ulaş!" dedi şaşkınlıkla.

Hemen tanımıştı oğlunu.

Ulaş kendini toparlayıp cevap verdi.

"Kadına saldırmışsın Alaz da kadını korumuş. Doğru mu?" dedi hesap sorarcasına.

"Oğlum ne kadını ne Alaz'ı. Yıllar sonra kavuşuyoruz bu mu babana ilk söylediğin şey?"

Ulaş birden yerinden fırlayıp koltukta oturan adamın yakasına yapıştı.

"Lan beni delirtme?! Ne kavuşmasından bahsediyorsun sen? Aşağılık herif!"

"Oğlum bir sakin ol!"

"Bana oğlum deme! Yemin ederim seni burada gebertirim. Kimse seni elimden alamaz."

Alaz ve ben hemen iki omzundan Ulaş'ı tutup uzaklaştırmaya çalıştık. Başta hiçbir etki etmese de Alaz gücünü toplayıp tekrar çektiğinde ayırmıştık.

"Beni döven bu piçi nasıl şikayet edeceksem seni de şikayet edeceğim!" dedi Ulaş'a doğru bağırarak.

Kaşlarım olabildiğince çatıldığında kendimi daha fazla tutamamıştım.

"Ne saçmalıyorsun be sen?! Hem suçlu hem güçlü. İkisini de şikayet falan etmeyeceksin. Seni var ya mahvederim ben!"

"Öyle mi küçük hanım? Ne yapacakmışsın söyle bakalım? Nasıl mahvedeceksin beni?"

Sinirlerim iyice tepeme çıkıyordu. Ulaş da hala sinirle kilitlenmiş bir şekilde ona bakıyordu. Alaz lafa girdi bu defa.

"Bak beyefendi eğer sen beni ve Ulaş'ı şikayet edersen ben de seni şikayet ederim. Kadına saldırdığın görüntüler var elimde."

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin