~37~

19.9K 1.2K 438
                                    

Kapı ısrarla çalmaya devam edince yatağımdan üşengeçliğimle savaşarak kalktım. Telefondan saate baktım yürürken. Saat sabahın sekiziydi. Prova akşam altıdaydı ve ben prova öncesi güzel bir uyku çekmezsem dünyanın en huysuz insanı olabilirdim. Şimdi de uykum bölünmüş bir halde kapıya adımladım. Çünkü kapıdaki her kimse iki çalışına kapıyı açmamama aldırmamış üçüncüye kapıyı çalmıştı.

Kapıyı sinirle sertçe açınca kapıdaki kişinin Ulaş olduğunu öğrenmiş oldum.

"Ulaş?"

"Niye mesajlarıma bakmıyorsun?"

Gözlerimi kısıp kollarımı göğsümde birleştirdim. Dün akşamki atışmamızdan sonra telefonuma hiç bakmamıştım. Dans hocamdan beni kıskanması bana Canberk'i hatırlatmıştı ve böyle bir şeye artık tahammülüm kalmamıştı gerçekten.

"Işık... Bak güzelim ben senin kararlarına karışmam. Fikirlerine saygı duyarım. Sana kısıtlama koymaya asla kalkmam. Ben sadece endişemi dile getirdim. Bunu maçoca bir kıskançlık olarak düşünmeni istemiyorum. Ama yine de seni kırdıysam özür dilerim."

Haklıydı. Geçmişimi de işin içine katıp onun fazla üzerine gitmiştim. Onu Canberk ile karşılaştırmış olmak en başta benim hatamdı zaten.

"Ben de özür dilerim." dedim ve boynuna sardım kollarımı. O da sıkıca belime sarıldı.

Sonra onu içeri davet ettim ama uykum hala açılmış değildi.

"Ulaş... Beraber uyuyalım mı?"

Kocaman gülümsedi bana. Sonra iki elinin arasına aldı yüzümü ve alnıma büyük bir öpücük kondurdu.

"Gel hadi..." dedim elinden tutup odama sürükleyerek.

Battaniyenin içine iyice yerleştiğimde o da bana nazaran daha dik bir pozisyonda yanıma uzandı. Hemen kolunun altından göğsüne koydum başımı. Kolumu da ona ahtapot gibi sardığımda uyumak için en rahat pozisyonu bulduğuma emindim. Ulaş'ın ona has olan o yumuşak kokusu da beni iyice uykunun derinliklerine çekiyordu. Gözlerim yavaşça kapanırken tek düşündüğüm onun benim en büyük şansım olduğuydu.

...

İçkimdeki pipetten bir yudum daha çektiğimde kendimi müziğin ritmine kaptırmıştım resmen. Barlar insanların hep arkadaşlarıyla geldiği yerler olsa da yalnız gelmek de iyi gelmişti bana. Melih'in bütün dengelerimi altüst ettiği bu dönemde özellikle böyle bir şeye ihtiyacım olduğunu hissetmiştim. Yalnızlık.

Bir yandan babaannemin baskıları, bir yandan Işık'ın aşırı korumacı tavrı, bir yandan psikopat Alaz... Bunların hepsi benim için sorun teşkil etse de en büyük sorun tabii ki Melih'ti. Ona kendimi tamamen kaptırmıştım. Nasıl olduğunu anlayamamıştım bile.

Tam gerçekten bana iyi gelen ortamı bulduğumu düşünürken kader yine oyununu oynamıştı. Melih tam karşımda belirivermişti.

"Didem?"

"Yok artık ya!" dedim isyan edercesine. Onunla hiç iletişim kurmak istemediğimden arkamı dönüp gidecekken kolumdan tutup beni kendine çevirdi.

"Kaçacak mısın benden böyle?"

"Sen varken bana sıra gelir mi? Sen kaçmanın kitabını yazarsın Melih Ulukaya."

Güldü.

"Seni en başta uyarmıştım." dedi pişkince.

Sinirle derin bir nefes alıp verdim.

"Kusura bakma ya. Senin nasıl bir şerefsiz olduğunu fark edememişim."

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin