~42~

13.4K 1K 261
                                    

~Işık Erdem~

Boğazımın acısı bütün vücudumda deprem etkisi yaratıyordu sanki. Ağlamaktan ve bağırmaktan tahriş olmuştu. Gözümün açık olması ve kapalı olması arasında hiçbir fark bırakmayan bir karanlığın içindeydim. Başlarda her şey daha kolay ilerlerken karanlık fobim gitgide beni ele geçiriyordu. Her zerremi saran korkuyla kontrolsüz bir şekilde bağırıp duruyordum.

"Işıkları açın ne olur?!" diye bağırdım çatallaşıp kısılan  sesimle. Tıpkı saatlerdir olduğu gibi hiçbir etkisi olmamıştı bunun.

"Anneciğim..." dedim güçsüzlüğün en dibine vurmuş sesimle.

Bu ona hitaben ikinci konuşuşumdu. Onu ikinci kez kabullenişimdi. İyi bir anne olmayacağımı biliyordum. Sadece bu kapkaranlık yerde kendimden çok ona zarar gelmesinden endişe ettiğimi anlamıştım. Bu da onu iyice sahiplenmeme neden olmuştu.

Az öncekinden daha güçlü çıkan sesimle devam ettirdim cümlemi.

"Baban bizi kurtaracak."

Işıklar birden açıldığında refleks olarak gözlerimi hızla kapattım. Zor da olsa yavaşça araladığımda bu depo gibi yerin kapısından iki tane iri yarı adamla Haldun Bakırcı yani dayımın girdiğini gördüm. Onu uzun zamandır görmüyordum belki ama tanımak zor olmamıştı benim için.

"Dayı..."

...

~Yazardan~

"Barçın hiç mi bir şey yapamayız? Benim sevgilim şuan nerede bilmiyorum. Aç mı, susuz mu bilmiyorum. Üşüyor mu bilmiyorum!" dedi Ulaş git gide gücünü kaybederek. Sonra söylemekten en çok korktuğu şeyi söyledi. "Barçın o hamile... Hayattalar mı bilmiyorum..."

Ulaş'ın üniversiteden arkadaşıydı Barçın. Mimarlık fakültesi zor gelince bırakıp polisliğe hazırlanmıştı. Başarılı da olmuştu bu alanda.

"Ulaş tamam kardeşim. Elimizden geleni yapıyoruz. Bulacağız onları."

Ulaş iki eliyle yüzünü sıvazladı. Delirmek üzereydi. Artık aklını kaybetmesine çok az kalmıştı. Apartman kamerasından izledikleri görüntüler sonrası Işık'ı babasının kaçırdığını öğrenmişlerdi. Şimdi de plaka ve telefon kayıtlarıyla ilgileniliyordu. Saatlerdir hiçbir iz bulamıyorlardı.

Ulaş Barçın'ın odasında onunla konuşurken Didem ve Melih de kapının önündeki bekleme koltuklarında bekliyorlardı.

Melih bir kolunu Didem'in sırtından geçirip onu sıkıca sarmıştı. Didem, Melih'in kalp atışlarını dinlerken kız kardeşi Işık'ı düşünmekten başka bir şey yapamıyordu. Bu da onu çileden çıkarıyordu.

"Melih..." dedi ve başını kaldırdı.

"Yengemlere haber vermem gerekiyor galiba."

Melih ve Didem bunun mantık terazisini kurmaya çalışırken Ulaş ve Barçın çıkmıştı odadan. Ulaş'ın hafif panikli ama heyecanlı halleri Didem'in de umutlarını yeşertmişti. Hemen oturdukları yerden kalktılar.

"Ulaş..." dedi Melih iyi bir şeyler duymayı beklediğini hissettirerek.

"Babamın numarasından konumu tespit edildi!"

Didem heyecan ve hevesle Melih'in boynuna atladı. Saatlerdir ağlamaktan kuruyan gözleri bu sefer tekrar dolup dolup taşmıştı. Bu sefer mutluluktan akıyordu gözyaşları.

"Biz de gideceğiz değil mi oraya?" dedi Didem Barçın'a heyecanla.

"Bizim tercihimiz gelmemeniz yönünde ama Ulaş'ı ikna etmenin imkansız olduğunu biliyorum. Gelip uzakta bekleyebilirsiniz."

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin