~44~

14K 990 351
                                    

"Anne, baba?"

Annem önden bana doğru koşup sarılmıştı. Babam da hemen arkasında sıranın ona gelmesini bekliyordu.

"Işık ne oldu sana kızım? Neden benim hiçbir şeyden haberim yok? Ben senin annen değil miyim?" dedi annem yatağın yanına oturup.

Babam da hemen yatağın öbür tarafına geçip oturdu yanıma.

"Hale dur hayatım üstüne gitme. Baksana kızın haline. Sen iyi misin güzel gözlüm?"

Evet dercesine salladım başımı. Onlara bir açıklama borçluydum.

"Ben..." diye giriş yaptım, "Ben hamileydim anne."

Şaşırmadılar. Muhtemelen buraya gelmeden önce öğrenmişlerdi zaten. Yine de bu açıklamayı onlara yapmam gerekiyordu.

"Neden bize söylemedin Işık? Senin daha yaşın kaç kızım? Sen kendin daha bebeksin annem." dedi annem gözleri dolu dolu saçlarımı severken.

"Anne ben ne yapacağımı bilemedim."

Babam sarıldı bu defa sıkıca. Zaten dolan gözlerim o sarılınca akmaya başladı.

"Tamam kızım geçti hepsi."

Devamını da anlatmam gerekiyordu. Toparladım kendimi.

"Dayım kaçırttı beni. Anneannemin mirası için kaçırmış. Sonra kaçmaya çalışırken düştüm. Koruyamadım onu."

Ağlamam şiddetlenirken ikisi de paramparça oluyordu beni izledikçe. Anlıyordum gözlerinden. Annemin üzgün hali birden öfkeye dönüştü.

"Bu çocuğun ne işi var o zaman burada?" dedi yerinden kalkıp eliyle Alaz'ı gösterirken.

"Senin ne işin var burada oğlum!? Utanmıyor musun sen?"

"Anne... Alaz'ın bir suçu yok bağırma lütfen."

Beni duymamıştı bile. Tamamen koltukta oturan Alaz'a odaklıydı. Sonra Ulaş sakinleştirmek amacıyla tuttu annemi kolundan.

"Hale Hanım Alaz'ın gerçekten bir suçu yok."

Annem birden öfke dolu bakışlarını Ulaş'a döndürdü. Ben tanıyordum o bakışları. Az sonra ağzına geleni sayacaktı.

"Sen hiç karışma! Benim kızım bu hale gelirken neredeydin sen? Benim kızım kendi evinin önünde alenen kaçırılırken sen neredeydin evladım?!"

"Ne deseniz haklısınız ama lütfen sakin olun. Işık'ı üzmekten başka bir işe yaramıyor şuan bu öfkeniz."

Ulaş'ın cevabı anneni iyice germişti. Gözlerini kısıp sertçe konuştu.

"Al saz arkadaşlarını da çık git buradan. Benim kızımın hiçbirinize ihtiyacı yok. Bundan sonra da Işık'ı alacağım Bodrum'a götüreceğim. Yanımdan yamacımdan ayırmayacağım kızımı. Belli ki burada olması ona zarar vermekten başka bir işe yaramıyor."

İki elimle yüzümü sıvazladım. Artık konuşma sırası bana gelmişti.

"Anne yeter. Ne Ulaş ne de Alaz suçlu. Beni bir miras için kaçıran öz be öz dayım! Bunun için başka kimseyi suçlayamayız."

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin