~48~

10.4K 651 121
                                    

(Canlarım medyadan temsili olarak Işık'ın elbisesini görebilirsiniz. Hayır ben kendim hayal etmek istiyorum derseniz de saygı duyarım. :D)

(Medyası açılmayanlar için görseli bölümün sonuna ekledim.)

1 Hafta Sonra

Didem üzerine bir siyah elbiseyi bir yeşil elbiseyi tutup duruyordu. İkisi de kısa boylu ve pileli etekleri olan elbiselerdi.

"Didem siyah olan dedim ya kaç defa. Karar ver artık."

Oflayarak oturdu yatağa.

"Işık ben senin nişanında bile böyle oluyorsam kim bilir kendi nişanımda nasıl olacağım?"

Güldüm. Bu akşam evimizin bahçesinde ufak bir nişan düzenlemiştik. Benim tarafımdan sadece kendi çekirdek ailem ve amcamlar vardı. Bir de Alaz. Ulaş ise Melih ve Gonca'yı davet etmişti. Gonca Melih'in babasının şimdiki eşinden olan kardeşiydi. Ulaş'ın beni kıskandırmak için yaptığı plandan sonra hiç görmemiştim onu.

Göz kırptım Didem'e. "Sen nişan hayalleri de mi kurmaya başladın Dido? Bir şey de anlatmıyorsun. Yüzünde güller açıyor."

Cümlem biter bitmez yanakları kızarmaya başlamıştı. Ağzı kulaklarına varmıştı. Kucağına koyduğu elleriyle oynarken anlatmaya başladı. "Biz barıştık." Kaşlarım havalanmıştı. Hem şaşırmıştım hem de sevinmiştim. Anlatmaya devam etti. "Kapıya gelmiş gecenin bir vakti. Yine hayır diyecektim aslında. Gururuma yenik düşmek üzereydim. Ama bana reddetme fırsatı tanımadı bile. Ben de artık gururumla değil aşkımla hareket etmek istedim."

Yanına oturup ellerini tuttum. "Sen mutluysan sorun yok."

Kafasını evet dercesine aşağı yukarı salladı.

"Mutluyum."

Ellerimi birbirine hevesle sürttüm. "Güzel, o zaman artık nişanıma odaklanabilir miyiz?"

"Odaklanabiliriz! Hadi giy şu elbiseyi bir görelim basıl olacak."

Krem mini bir elbiseydi bu. Yumuşak saten bir kumaşa sahipti. Başta abartı gelse de sonradan içime sinmişti doğrusu.

"Işık çok güzel oldun! Peri kızı gibisin. Hadi saçını da yapalım."

Didem bu konularda oldukça becerikliydi. O yüzden kuaföre gitme gereği duymamıştık. Önünde ayna asılı olan sandalyeye elbiseye zarar vermeden oturdum. Didem az önce ısıttığımız maşayla saçlarıma iri dalgalar yaptı önce. Sonra onları tarakla güzelce açtı. Saçlarımın bir kısmını önümden alıp arkadan kelebek figürlü iri tokayla tutturdu. Önümden de iki perçem bırakmıştı. Sabit dursun diye spreyi de sıktıktan sonra hazırdı. Makyajımı da çoktan yapmıştık zaten.

Yavaşça kalkıp ayağıma bileğinde ipler olan elbisenin rengindeki topuklu ayakkabıları giydim. Aynada son kez kendime bakıp şöyle bir döndüm etrafımda.

"Işık... O kadar güzelsin ki anlatamam."

Didem'in hayranlıkla kurduğu cümleden sonra yanağına kocaman bir öpücük bıraktım.

"Senin kadar olamasam da idare ediyorum işte."

Gerçekten de böyle düşünüyordum. Hiçbir zaman kendimi beğenen biri olmamakla beraber Didem benim etrafımdaki en güzel kadın olma olayını yıllardır sürdürüyordu. O da siyah üzerine yapışan elbisesini giymiş saçlarını dağınık topuz haline getirmişti.

Aynada tekrar kendimizi süzerken kapı tıklatıldı.

"Gel." dedim sakin bir ses tonuyla. Kapı yavaşça aralandığında Melih girdi görüşümüze.

12 VE 14 (Texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin